1. Giriş

7 Aralık 2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, ihdas ettiği yeni vergilerle gündemde kendine daha çok yer bulduysa da ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin de önemli değişiklikler içermektedir.

Bunlardan ilki, artan oranlı gelir vergisi tarifesine yeni bir dilim eklenmesi ve bu gelir diliminin vergilendirileceği oranın %40 olarak belirlenmiş olması; ikincisi ise bu son gelir dilimi için belirlenen tutarın üzerinde gelir elde eden ücretlilerin ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi ile bu gelirlerini beyan etmelerinin öngörülmesidir.

Yeni düzenleme 2020 yılı itibarıyla elde edilecek ücret gelirleri için geçerli olacak. Bu çalışmamızda yeni düzenlemenin ne gibi değişiklikler getirdiğini açıklamaya çalışacağız.

2. Yeni düzenlemenin amacı nedir?

Yeni düzenlemenin nasıl uygulanacağını anlamak adına neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğuna, kanun koyucunun böyle bir yasal düzenlemeyle neyi amaçladığına kısaca değinmekte fayda var. Yeni bir vergi dilimi oluşturulması ve vergi tarifesinde %35 olan azami vergi oranının, yeni eklenen vergi dilimiyle beraber %40’a çıkması daha fazla vergi toplama ihtiyacının bir sonucu olarak düşünülebilir. Zira Kanun’un söz konusu maddesine ilişkin gerekçede de yüksek gelir gruplarından daha fazla vergi alınmasının hedeflendiği ifade edilmektedir.

Öte yandan yıl içinde elde ettikleri ücret gelirleri, bu son dilim için belirlenen tutarı aşanların da ayrıca yıllık beyanname ile bu gelirlerini beyan edecekleri anlaşılmaktadır. Bu değişiklik ise vergi sistemimizde ücretlilerin genel olarak kaynakta kesinti ile nihai şekilde vergilendirildikleri (yurt dışından elde edilen ücretler ve birden fazla işverenden elde edilen ücretlerde farklı durumlar olabilmektedir) yapıya bir değişiklik getirmektedir. Bu durumdaki ücretli çalışanların aklında ise “madem işveren gelir vergisi kesintisi yapmaya devam edecek, ayrıca bir beyanname vermemize gerçekten gerek var mı?” şeklinde bir soru oluştuğunu görüyoruz. Sorunun cevabı “evet, gerek var”, ancak düzenlemenin nedenini anlamakta da fayda var.

İlk olarak, söz konusu kişilerin yıllık beyanname vermesinin temin edilmek istenmesinin yukarıdaki “yüksek gelir gruplarından daha fazla vergi alınması” hedefinden bağımsız olmadığı söylenebilir. Zira gelir vergisi sistemimizde yıllık beyan gelirlerin toplanması esasına göre yapıldığından, yüksek gelir gruplarının beyana tabi gelirlerinin bir arada beyan edilmesi mevcut uygulamaya kıyasla ücret dışı gelirlere uygulanacak vergi oranının artmasına neden olacaktır. Öte yandan, yine gerekçede uygulamanın amacının beyanname veren mükellef sayısını artırmak ve kayıt dışı işlemleri azaltmak olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, kanun koyucunun amacı yalnızca daha fazla vergi toplamak değil, aynı zamanda mevcut durumda sadece işverenler üzerinden, onların kayıtlı olduğu vergi daireleri nezdinde toplu olarak izledikleri çalışanları ayrıca bireysel olarak da kayıt altına alabilmektir.

3. Mevcut durumda vergileme nasıl yapılıyor?

Yeni uygulamayı anlayabilmek adına kısaca mevcut uygulamadan da bahsetmek fayda vardır. Bilindiği üzere Türkiye’deki işverenler, çalışanlarına yaptıkları ücret ödemelerinden gelir vergisi kesintisi yapmakta ve bunları vergi dairelerine çalışanları adına ödemektedirler.

Gelir vergisi tutarı, çalışanların aylık dönemde elde ettikleri ücret gelirleri dikkate alınmak ve belirli indirimler uygulanmak suretiyle (örneğin sosyal güvenlik primi işçi payı, özel sağlık sigortası vb.) belirlenen tutar (matrah) üzerinden hesaplanmakta ve çalışandan kesinti yapılarak vergi dairesine ödenmektedir. Burada “ücret” kelimesinden ne anlayacağımız da önemli, esasında ücret yalnızca çalışana ödenen maaşı değil, bunun yanında sağlanan diğer menfaatleri de içerebilmektedir. Uygulamada işverenlerin çalışanlarına farklı menfaatler sağladıkları görülebilmektedir (örneğin çalışanın kirasının ödenmesi, hisse senedi planına dahil edilmesi, çalışanın çocuklarının okul giderlerinin karşılanması vb.). Dolayısıyla herhangi bir istisnanın konusuna girmiyorsa çalışana sağlanan menfaatler de bu bahsi geçen matrahın hesaplanmasında ücret geliri olarak dikkate alınıyor.

Artan oranlı gelir vergisi tarifesi nedeniyle matrah, bütün bir yıllık dönem içerisinde aylık dönemler halinde takip edilmekte (kümülatif gelir vergisi matrahı) ve çalışanlar ilgili ayda kümülatif vergi matrahlarına göre bulundukları gelir vergisi dilimine isabet eden orana göre vergilendirilmektedirler. 2019’da ücretler için uygulanan yıllık gelir vergisi tarifesi şöyledir:

Gelir dilimleri

Vergi oranı

İlk 18.000 TL

%15

18.000 TL ile 40.000 TL arası

%20

40.000 TL ile 148.000 TL arası

%27

148.000 TL'den fazlası

%35

Yani 2019 yılı içerisinde işverenler, yukarıdaki tarifeyi kullanarak ve çalışanın aylık gelir vergisi matrahlarını uç uca eklemek suretiyle ilgili aylarda hangi dilimde bulunduklarını tespit ettiler ve çalışanlar adına gelir vergisini hesaplayarak devlete ödediler. Bu, çoğu zaman nihai nitelikte bir vergilendirme olduğundan kişilerin ayrıca yıllık beyanname ile ücret gelirlerini beyan etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak, bunun bazı istisnaları olduğunu da bilmekte fayda var.

Bunlardan ilki Türkiye’de çalışanların yurt dışındaki şirketlerden ücret geliri elde etmeleri hususudur. Yurt dışındaki kurumların Türkiye’deki çalışanlarına yaptıkları ödemeler üzerinden Türkiye’deki otoriteye karşı bir vergi kesintisi yükümlülükleri bulunmadığından, bu tür çalışanların gelirlerini yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri gerekebilmektedir. Bazı vakalarda Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan döviz olarak yurt dışından ödenen ücretlere ilişkin istisna hükümlerinden faydalanılabileceği veya çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümlerine göre Türkiye’nin vergileme hakkının bulunmadığı durumlar ortaya çıkabileceğinden, bu husus başka bir çalışmanın konusunu teşkil etmektedir. Ancak genel olarak Türkiye’de çalışan kimselerin yurt dışındaki kurumlardan elde ettikleri ücretleri için yıllık beyanname vermeleri gerekebileceğini değerlendirmeleri gerekmektedir.

İkincisi ise bir takvim yılında birden fazla işverenden ücret geliri elde eden çalışanların durumudur. Yakın zamanda bu konu, vergi dairelerinin geçmiş yıllara ilişkin olarak bu durumdaki çalışanlara gönderdiği yazılarla gündeme gelmişti. Bilindiği üzere bir takvim yılında birden fazla işveren nezdinde çalışması bulunan çalışanların (ayrılıp farklı işyerine geçenler, aynı anda farklı birden fazla işyerinde çalışanlar, çalıştıkları kurumun grup şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapanlar vb.) birden sonraki işverenlerden elde ettikleri ücretin, gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutarı aşması (2019 için 40.000 TL) durumunda ücret gelirlerinin yıllık beyanname ile beyanı gerekebilmektedir. Belirtilen tutarın aşılıp aşılmadığına bakılırken brüt ücretin değil, gelir vergisi matrahlarının dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir takvim yılında birden fazla işverenden ücret geliri elde eden çalışanların söz konusu işverenlerdeki kümülatif gelir vergisi matrahlarını bu tutarla karşılaştırmaları gerekecektir. Vergi dairelerinin, birden fazla işverenden ücret geliri elde eden çalışanları önümüzdeki dönemlerde de takip etmeye devam edecekleri düşünülmektedir. Dolayısıyla, bir takvim yılında birden fazla işverenden ücret geliri elde etmişseniz beyan durumunuzu değerlendirmenizde fayda olacaktır.

Gelir vergisi kesintisinin yapılmadığı ve verginin beyanname yerine karne ile tarh edildiği farklı bir durum da mevcuttur. Kanunda “diğer ücretli” olarak geçen çalışanların (örneğin özel hizmetlerde çalışan şoförler, özel inşaat sahiplerinin ücretle çalıştırdığı işçiler vb.) durumu bu kapsamda değerlendirilmektedir. Değişikliğin diğer ücretlilerin vergilendirilmesi açısından bir etkisi olmayacağını söyleyebiliriz.

4. Yeni uygulama nasıl olacak?

4.1 Gelir vergisi tarifesi değişikliği

Yeni uygulamada ilk olarak değinmemiz gereken konu gelir vergisi tarifesindeki değişikliktir. Yukarıda paylaştığımız tarifede “148.000 TL’den fazlası” olarak tanımlanan son dilim bölünerek farklı bir dilim daha oluşturuldu. 2019 için tarife bu şekilde güncellenmiş oldu:

Gelir dilimleri

Vergi oranı

İlk 18.000 TL

%15

18.000 TL ile 40.000 TL arası

%20

40.000 TL ile 148.000 TL arası

%27

148.000 TL ile 500.000 TL arası

%35

500.000 TL’den fazlası

%40

Ancak hemen belirtelim ki tarifenin bu yeni hali 2019’da elde edilen ücret gelirlerine uygulanmayacak. Dolayısıyla, aslında 2020 için açıklanacak tarifeye baz olması açısından bu tarife güncellendi ve Kanun’da yer verildi diyebiliriz. Zira bilindiği gibi yıllık gelir vergisi tarifesi bir önceki yılın tarifesinin değerlenmesi ile tespit edilmektedir (Cumhurbaşkanı’nın yeniden değerleme oranı dışında bir oranla değerleme yapma yetkisi de mevcuttur). 2020 için ise tarife şöyle olacaktır:

Gelir dilimleri

Vergi oranı

İlk 22.000 TL

%15

22.000 TL ile 49.000 TL arası

%20

49.000 TL ile 180.000 TL arası

%27

180.000 TL ile 600.000 TL arası

%35

600.000 TL’den fazlası

%40

Yukarıdaki tarife uyarınca, ücret geliri elde eden ve bu geliri tarifenin son dilimi için belirlenen tutarı (2020 için 600.000 TL) aşan çalışanlar bu aşan kısım için %40 gelir vergisi ödemeye başlayacaklar. Yukarıda bahsettiğimiz üzere, işverenin gelir vergisi kesintisi yapma yükümlülüğü ortadan kalkmış değil. Dolayısıyla, işveren hali hazırda çalışanı için gelir vergisi kesintisi yapmaya devam edecek ve kümülatif gelir vergisi matrahının son dilim için belirlenen tutarı aştığı durumda, aşan kısım için vergi oranı %40 olacaktır. İşverenlerin kullandıkları bordro programlarında, bordro parametrelerini bu değişikliği yansıtacak şekilde güncellemeleri ve muhtasar beyannameler verilmeye başlamadan önce gerekli testleri yapmaları gerekecektir. 

Gelir vergisi tarifesindeki değişikliğin, kapsama giren çalışanlara ve işverenlere etkisi olabilecektir. Söz konusu kişilerle işverenler arasında imzalanan iş sözleşmelerinin net ücret üzerinden yapılmış olması durumunda yeni tarifeyle gelen ekstra %5’lik vergi yükünün işveren üzerinde, brüt üzerinden yapılmış olması halinde ise çalışan üzerinde kalacağını söyleyebiliriz. Dolayısıyla çalışanların gelir – gider hesaplarını yaparken bu durumu göz önünde bulundurmaları, şirketlerin ise 2020 bütçelerini söz konusu değişikliğe göre revize etmeleri gerekebilecektir. 

4.2 Beyan yükümlülüğü

Yukarıda ücretlerin gelir vergisi kesintisine konu edildiğini ve bazı istisnai durumlar dışında ayrıca yıllık beyanname verilmesine gerek bulunmadığını belirtmiştik. Ancak yeni düzenleme bu istisnai durumlara yeni bir tane daha ekliyor. Aşağıda bu durumlara ilişkin değerlendirmelerimize yer veriyoruz.

4.2.1 Tek işverenden ücret geliri elde edenler

Bu kısımda değineceğimiz çalışanların, yıl boyunca Türkiye’deki bir işverenden ücret geliri elde edenler olduğunu ifade edelim. Gelir vergisi tarifesinin son diliminde belirtilen tutarın üzerinde ücret geliri elde eden bu çalışanlar 2020 yılından itibaren gelir vergisi beyannamesi verecekler. Çokça karıştırılan bir hususa ilişkin olarak da kısa bir hatırlatma yapmakta fayda var. Ücretin beyan edilip edilmeyeceğine, yani tarifenin son dilimindeki tutarın aşılıp aşılmadığına bakarken ücret dışı gelirler dikkate alınmamalıdır. Yalnızca ücret geliri dikkate alınarak yapılacak tespite göre ücretin beyanı gerekeceği anlaşılıyorsa gelirler toplanarak beyan edilmeli, ücretin beyan edilmeyeceği anlaşılıyorsa ücret geliri dahil edilmeksizin yalnızca diğer gelirler beyan edilmelidir.

Elde edilen ücret gelirinden kastedilenin esasında gelir vergisi matrahı olduğunu yukarıda ifade etmiştik. Dolayısıyla matrahın, genellikle brüt ücretten farklı olduğunu ve yalnızca kişilerin eline geçen maaşları değil, fakat işverenlerce kendilerine sunulan pek çok diğer menfaati içerebileceğini de belirtmiştik. Yıllık beyanname verilmesine gerek bulunup bulunmayacağını anlamak için 12 ayın kümülatif gelir vergisi matrahına bakmak gerekecektir. Çalışanların 2020 itibarıyla bordrolarını aylık olarak işverenlerinden alıp saklamalarında fayda olacaktır. Tabii 2020’de elde edilen ücretler için yıllık beyannamelerin Mart 2021’de verileceğini de hatırlatalım (ancak ölüm durumunda ölümü takip eden 4 ay içerisinde, Türkiye’den ayrılarak farklı bir ülkede yaşayacak kimseler için ise en geç, ayrılacakları günden 15 gün önce beyanname verilmesi gerekmektedir).

Öte yandan, yukarıda bahsi geçen tarife değişikliğinden farklı olarak, beyan yükümlülüğüne ilişkin değişikliğin bütün çalışanları kapsamadığını not düşmekte de fayda var. Yani ücret geliri, gelir vergisi tarifesinin son diliminde belirtilen tutarı (2020 için 600.000 TL) aşan herkesin yıllık beyanname vereceğini söylemek doğru olmayacaktır. Burada değerlendirilmesi gereken husus, tam mükellefiyet – dar mükellefiyet kavramlarıdır. Zira bu düzenleme yalnızca Türkiye’de tam mükellef olarak nitelendirilen çalışanları kapsıyor. Küresel hareketliliği bulunmayan kişiler için mükellefiyet türünün tespiti kolaylıkla mümkünken, uluslararası görevlendirme ile farklı bir ülkeye gitmiş olan veya farklı bir ülkeden Türkiye’ye gelmiş olan kişilerde bu değerlendirme ziyadesiyle karmaşık bir hal alabilmektedir (Vergide Gündem’in, Kasım 2018 sayısında yer alan “Uluslararası görevlendirmelerde görev bitiminden sonra yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesi” başlıklı makalede bu konuya etraflıca değinmiştik).

Burada bilinmesi gereken husus, Türkiye’de tam mükellef olup tarifenin son gelir diliminde belirtilen tutarı aşan çalışanların yıllık beyanname vermesi gerekecekken, Türkiye’de dar mükellef olarak nitelendirilen çalışanlardan yapılan gelir vergisi kesintileri -söz konusu ücret geliri belirtilen sınırın üstünde olsa bile- nihai nitelikte olacaktır. Dolayısıyla, dar mükellef kişiler Türkiye’deki işverenden elde ettikleri ücret gelirleri için yıllık beyanname vermeyecekler. Mevcut durumda Gelir İdaresi Başkanlığı’nın mükellefiyet türüne ilişkin kişi bazında bir değerlendirmesi ve kişilerin durumlarını değerlendirmek suretiyle oluşturdukları bir veri tabanı bulunmuyor. Hal böyle olunca bu tespiti yapmak ve beyanname verip vermeyeceğini değerlendirmek çalışanlara ait bir yükümlülük olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla, mükellefiyet durumunun tespit edilmesi ve tevsik edici belgelerin saklanması (örneğin mukimlik belgesi) da gelecek dönemde önemli bir husus olarak karşımıza çıkacaktır.

4.2.2 Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenler

Birden fazla işverenden ücret geliri elde eden kimselerin hali hazırda beyan yükümlülükleri olabildiğine yukarıda değinmiştik. Birden sonraki işverenden elde edilen gelir, gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutarı aşıyorsa, bu kişiler yıllık beyanname vermekle yükümlüdürler. Ancak, hangi işverenin birinci olarak nitelendirileceğini çalışanın kendisinin belirleme hakkı mevcut. Yani aslında, en çok gelir elde edilmiş olan işverenin birinci işveren olarak kabul edilerek, geriye kalan işverenlerden elde edilen ücretlerin de bir araya getirilmesi suretiyle yıllık beyanname verilip verilmeyeceğini tespit etmek gerekiyor. Elde edilen gelirden kastın gelir vergisi matrahı olduğuna da değinmiştik. 

Örneğin, 2019 yılı içerisinde 3 farklı işverenden gelir elde ettiğinizi düşünelim. Bunların ilkinden toplam 50.000 TL, ikincisinden 30.000 TL ve üçüncüsünden de 9.000 TL elde ettiğinizi varsayalım. 50.000 TL’yi (ilk işveren) dışarıda bıraktığımızda, 30.000 TL ve 9.000 TL’yi de topladığımızda 39.000 TL’lik bir tutar ortaya çıkıyor. Bu, 2019 yılı için uygulanan gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan 40.000 TL’nin altında bir tutar. Dolayısıyla, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeye gerek bulunmayacaktır. Ancak, son işverenden 15.000 TL elde edilmiş olsaydı toplam 45.000 TL’lik bir tutar bulacaktık ve bu durumda bütün işverenlerden elde edilen ücretler toplanarak beyan edilecek, hali hazırda yapılan gelir vergisi kesintileri de beyanname üzerinde hesaplanacak olan gelir vergisi tutarından düşülerek ödenecek vergi tutar bulunacaktı.

2019 yılında benzer durumda olan çalışanların Mart 2020’de yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeleri gerekeceğini hatırlatalım. İrtibat bürosu çalışanları, işyeri serbest bölgede olanlar, Ar-Ge merkezi veya Teknokent gibi alanlarda çalışanların beyan yükümlülüklerinde özellikli haller olabileceğinden onların durumlarını ayrıca değerlendirmeleri gerekebilecektir. 

7194 sayılı Kanun’un birden fazla işyerinden ücret geliri elde eden çalışanlar açısından da değişiklikler getirdiğini belirtelim. Birden fazla işverenden ücret geliri elde edip de bu ücretlerin toplamı gelir vergisi tarifesinin son diliminde yer alan tutarı aşanlar yıllık beyanname ile bu gelirlerini beyan edecekler. Bu değişiklik de 2020 yılı itibarıyla yürürlüğe giriyor. Yani örneğin, bir işverenden 590.000 TL, diğer işverenden ise 35.000 TL ücret geliri elde eden bir çalışan düşünelim. Yukarıdaki örnekte yaptığımız gibi 590.000 TL’yi ilk işverenden elde edilen gelir kabul edip dışarıda bıraktığımızda kalan ücret 35.000 TL, tarifenin ikinci diliminde yer alan tutarı (2020 için 49.000 TL) aşmadığından yıllık beyanname vermek gerekmeyecekti. Ancak yeni düzenlemeyle birlikte ek olarak toplam tutarın da tarifenin son diliminde yer alan tutarı aşıp aşmadığını test etmek gerekiyor. Her iki tutarı topladığımızda bulduğumuz 625.000 TL, tarifenin son diliminde yer alan tutarı (2020 için 600.000 TL) aştığı için, bu kişinin yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekeceğini söyleyebiliriz.

Dolayısıyla yeni düzenlemede birden fazla işverenden ücret geliri elde eden kimselerin beyan yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespiti yaparken her iki hesaplamayı da yapmaları gerekecektir. Yani, hem en çok ücret aldıkları işverenden elde ettikleri geliri dışarıda bırakarak diğer işverenlerden elde ettikleri ücretleri toplamak suretiyle tarifenin ikinci diliminde yer alan tutarı aşıp aşmadığına, hem de bütün ücret gelirlerini toplayarak tarifenin son diliminde yer alan tutarı aşıp aşmadığına bakmaları gerekiyor. 

Bir önceki bölümde bahsettiğimiz dar – tam mükellef konusu burada da önem arz ediyor. Eğer söz konusu çalışanlar dar mükellef statüsündelerse, bu hesaplamaları yapmalarına gerek olmaksızın ücret gelirleri için beyanname vermeleri gerekmeyeceğini söyleyebiliriz.

4.2.3 Yurt dışından elde edilen ücretler

Aslında yeni düzenleme bu kısımda herhangi bir yenilik getirmiyor. Dolayısıyla, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi yurt dışından ücret geliri elde etmekte olup Türkiye’de çalışan kimselerin genellikle bu gelirlerin beyanının gerekebileceğini değerlendirmeleri gerekecektir.

5. Şirketlerin ve çalışanların neler yapması gerekiyor?

Esasında yukarıda kısmen değindiğimiz noktalar mevcut, ancak bu kısımda biraz daha kapsamlı şekilde yapılması gerekenleri ele alacağız.

5.1 İşverenler tarafından yapılması gerekenler

İşverenlerin yukarıda da bahsettiğimiz gibi, vergi kesintilerinin doğru şekilde yapılabilmesi adına bordro programlarını yeni vergi tarifesine göre uyarlaması gerekecek. Ayrıca ücretlerin net olarak ödeniyor olması durumunda, düzenlemenin bütçesel etkilerini göz önünde bulundurmalarında da fayda var.

İşverenler tarafından yapılması gerekenler esasında daha sınırlı, çünkü yukarıda bahsi geçen beyan yükümlülüğü konusu tamamen çalışana ait bir ödev ve bu kişisel sorumluluğun yerine getirilmesi noktasında vergi dairesi kendilerini muhatap alacak. Ancak uzun yıllardır çalışmakta olan ve ücret geliri için yıllık beyanname vermeyen çalışanların bilgilendirilmesi noktasında hassasiyet gösterilmesi önemli olabilir. Zira vergi dairesi “değişiklikten haberim yoktu” şeklinde bir özrü kabul etmeyecektir. Her ne kadar beyan yükümlülüğü çalışana ait de olsa, kapsama giren çalışanların ücret seviyesi itibarıyla genellikle yönetici seviyesinde olacağı ve dolayısıyla insan kaynakları ekipleri tarafından konuya ilişkin olarak kendilerine bilgi verilmesinin fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

Öte yandan, ücretlere ilişkin olası incelemelerde vergi dairesinin işverenlerden de belge ve bilgi talep edebilmesi mümkün olduğundan, vergi dairesinden gelebilecek taleplerin de süresinde karşılanması önem arz edecektir.

5.2 Çalışanlar tarafından yapılması gerekenler

Yeni uygulamada kimlerin beyanname vermesi gerekeceğinden yukarıda bahsetmiştik. Ancak bu bölümde uygulama kapsamında çalışanların yapması gerekenleri biraz daha detaylı ele alacağız.

5.2.1 Mükellefiyet durumunun tespiti

Öncelikle bu durumla ilgili bir tereddüt varsa ilk olarak bu tereddüdün giderilmesi ve durum tespitinin ortaya konulması gerekecektir. Devamlı olarak Türkiye’de yaşamış ve çalışmış, yurt dışıyla ilişkisi olmayan kişilerin zaten Türkiye’de tam mükellef olarak nitelendirileceğini, çalışanların çok büyük kısmının da bu statüde olduklarını söyleyebiliriz.

Ancak farklı bir ülkeden Türkiye’ye gelmiş çalışanların veya Türkiye’den farklı ülkelerde görevlendirilmiş olanların durumlarının değerlendirilmesinde fayda olacaktır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi dar mükellef statüsünde olanların ücret gelirlerinden yapılan gelir vergisi kesintisi nihai nitelik taşımaktadır.

5.2.2 Beyan yükümlülüğünün tespiti

Tam mükellef olan çalışanların, yıllık gelirlerinin yukarıda paylaştığımız açıklamalar dahilinde kontrol edilmesi gerekecektir.

Beyanname verme yükümlülüğünün, beyanname verilmesi sonrasında ödenecek gelir vergisi bulunup bulunmamasından bağımsız olduğu unutulmamalıdır. Yani ücret geliriniz tarifenin son dilimindeki tutarı aştığı için yıllık beyanname vermeniz halinde her durumda bir gelir vergisi ödemesi çıkacağı düşünülmemelidir.

Örneğin 2020 yılı boyunca sadece bir işverenden ücret geliri elde eden, yıllık ücret geliri toplamı 1.000.000 TL olan bir genel müdürün, beyana tabi farklı bir gelirinin olmaması durumunda 1.000.000 TL’lik ücret gelirini beyan etmesi, halihazırda kendisinden yıl boyunca yapılan gelir vergisi kesintilerini ise beyanname üzerinde hesaplanan gelir vergisinden düşmesi gerekecektir. Ancak böyle bir durumda işverence yapılan kesintiler toplamı, hesaplanan vergiyle eşit olacağından bu çıkarma işlemi sonrası ödenecek vergi 0 TL olarak belirlenecektir. Söz konusu genel müdür ise ödenecek gelir vergisi bulunmadığından yalnızca beyannameye ilişkin damga vergisini ödeyecektir. Fakat bu örnekte genel müdür “Nasılsa vergi çıkmıyor, beyan etmesem de olur” şeklinde bir yaklaşım sergilemeyecektir, zira beyan işlemi ihtiyari değil, kanuni bir zorunluluktur. Beyan edilmemesi durumunda bir vergi kaybı olmasa bile vergi dairesinin usulsüzlük cezası uygulayabileceği bilinmelidir.

5.2.3 Beyan işlemi

Beyan yükümlülüğü bulunan çalışanların yıllık beyannamelerini takvim yılını takip eden mart ayı içerisinde vermeleri gerekiyor. Yani yeni uygulamanın 2020 yılında başlayacağını düşünürsek, 2021 mart ayında uygulamaya ilişkin ilk beyannameler verilecek.

Yıllık beyannameler, kişilerin çalıştıkları şirketin mükellefi olduğu vergi dairesine değil, kişilerin ikametgâh adreslerine göre yetkili olan vergi dairelerine sunulacaktır. Örneğin çalıştığınız şirket Büyük Mükellefler Vergi Dairesi’ne bağlı, ancak ikametgahınız Beşiktaş Vergi Dairesi’nin yetki alanında olsun, yıl boyunca işvereninizce yapılan gelir vergisi kesintileri Büyük Mükellefler Vergi Dairesi’ne ödenirken siz yıllık beyannamenizi Beşiktaş Vergi Dairesi’ne sunacaksınız. Ancak Beşiktaş Vergi Dairesi, beyan işlemini alırken işvereninizin bağlı olduğu vergi dairesi, vergi kimlik numarası gibi bilgileri sizden talep edecek.

Ücret geliri elde eden çalışanlar için yıllık beyannamelerin elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu bulunmuyor. Dolayısıyla dileyen çalışanlar yıllık beyannameleri vergi dairelerine, beyan döneminde elden verebilecekken, isteyenler ise elektronik olarak sunabileceklerdir. Daha önce vergi dairesi nezdinde işlem yapmamış, yıllık beyanname vermemiş çalışanların öncelikle vergi dairelerinin sicil servislerine giderek mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecektir. Mükellefiyet tesisi işlemi sonrasında elektronik ortamda beyannamelerini sunmak isteyen mükelleflere, vergi dairesince şifre verilebilmektedir.

Öte yandan, vergi dairesine hiç gitmeden de bu işlemi yapmak son birkaç yıl içerisinde mümkün hale getirildi. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın “Hazır Beyan” adını verdiği sistemle mükellefiyet tesis ettirilmesine ve şifre talep edilmesine gerek kalmaksızın elektronik ortamda yıllık beyanname verilebiliyor. Hazır Beyan sistemine erişebilmek için e-devlet şifresi sahibi olmak yeterli, ancak e-devlet şifreniz yoksa da Gelir İdaresi Başkanlığı’nın web sitesi kanalıyla T.C. kimlik numarası, bir yakının (anne, baba, eş veya çocuk) T.C kimlik numarası, doğum tarihi ve anne kızlık soyadının ilk iki harfi ile sisteme giriş yapabilmek mümkün. Dolayısıyla çalışanlar vergi dairelerine gitmek suretiyle bu işlemleri gerçekleştirebilecekleri gibi oturdukları yerden de beyannamelerini verebilecekler. Diğer bir alternatif olarak da meslek mensuplarını yetkilendirerek beyan işlemi için onlardan destek alabilecekler.

Beyannamenin doğru bir şekilde doldurulmasının önemli olduğunu belirtmekte fayda var. Zira beyanname verme işlemi bir web sitesinde yer alan formu doldurmanın ötesinde bir işlem. Her ne kadar elektronik sistem bazı yönlendirmeler yapıyorsa da verdiğiniz bilgilerin doğru olduğunu ve mevzuata uygun işlem yaptığınızı varsayacaktır. Beyan işlemini gerçekleştirdikten sonra ise aynı beyannameyi güncellemenin mümkün olmayacağını belirtmekte fayda var. Verdiğiniz beyanname üzerinde hatalı işlem yaptığınızı fark ettiğinizde farklı bir beyanname hazırlayarak daha önce yaptığınız işlemi düzeltmeniz gerekecektir. Dolayısıyla daha sonra uğraşmamak adına beyan işleminin doğru bir şekilde yapılması önem arz etmektedir.

Yukarıda da değindiğimiz gibi yıllık beyanname verilmesi ek bir gelir vergisi ödeneceği anlamına gelmiyor. Duruma göre ek gelir vergisi ödenebileceği gibi vergi dairesinden iade almak veya yalnızca damga vergisi ödemek söz konusu olabilecektir.

Basitçe bakarsak beyannamede göreceğimiz ana başlıklar şöyle olacaktır:

  • Gelirler
  • Giderler (-)
  • Gelir vergisi matrahı (gelirler – giderler)
  • Hesaplanan gelir vergisi
  • Kesinti yoluyla ödenen gelir vergisi (-)
  • Ödenecek vergi / iade alınacak vergi (hesaplanan gelir vergisi – kesinti yoluyla ödenen gelir vergisi)

Yukarıdaki ana başlıklar üzerinden gidersek; hesaplanan gelir vergisi, kesinti yoluyla ödenen gelir vergisinden büyükse beyan işlemi sonucunda vergi ödeneceğini, durum tam tersiyse ise beyan işlemi sonrasında vergi dairesinden iade alınabileceğini söyleyebiliriz. Tutarlar eşit ise ne bir gelir vergisi ödenecek ne de iade alınacak bir gelir vergisi söz konusu olacaktır. Ancak bir de gelirle ilişkisi olmayan, beyanname verilmesinden kaynaklı damga vergisi mevcuttur. Damga vergisi tutarı beyannamenin nasıl sonuçlandığına bakılmaksızın ödenecektir.

Yukarıdaki üç ihtimalden de kısaca bahsetmekte fayda var. Yıl boyunca ücret geliri elde etmiş çalışanların, beyana tabi başka gelirleri (örneğin kira, birden fazla işverenden ücret, temettü, değer artış kazancı vb.) ve indirebilecekleri giderleri yoksa veya beyana tabi gelirleri ve bu gelirle eşit tutarda indirilebilecek giderleri varsa hesaplanacak gelir vergisi ve kesinti yoluyla ödenen gelir vergisi tutarı birbirine eşit olacağından bu kişilerin yalnızca damga vergisi ödemeleri gerekecektir. Damga vergisi mart ayı sonuna kadar ödenmelidir.

Ancak beyana tabi gelirleri olup dikkate alabilecekleri giderleri bulunmayan (veya gelir tutarına kıyasla daha az gideri olan) çalışanların ise hesaplanan gelir vergisi tutarları, kesinti yoluyla ödenen vergiden daha fazla olacağından, ek vergi ödemeleri gerekecektir. Hayatımıza yeni giren düzenlemeyle, ek gelirler üzerindeki vergi oranının artacağını söylemekte fayda var. Örneğin 2019 yılında Türkiye’de yerleşik durumdaki tek bir işverenden 1.000.000 TL ücret geliri ve ek olarak 58.823,53 TL kira geliri elde etmiş bir kimsenin, 2019 için gelir vergisi kesintisinin nihai nitelikte olması nedeniyle ücret gelirini beyan etmeyeceğini söyleyebiliriz. Ancak kira gelirinin götürü gider usulünde vergilenmesi durumunda 50.000 TL’lik matrah üzerinden 9.800 TL gelir vergisi ödeyeceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu örnekte kira geliri üzerindeki vergi oranı yaklaşık %20 oluyor.

Ancak 2020 yılı için beyanname verirken, ücret geliri de dahil edileceğinden ve halihazırda %40’lık dilim aşılmış olacağından, kira geliri de %40 oranında vergilendirilecektir. Dolayısıyla, ücret dışı beyana tabi geliri olan kimselerin bu durumu göz önünde bulundurarak vergi ödemesi için daha fazla miktarda para ayırmaları gerekebileceğini değerlendirmeleri yararlı olacaktır. Beyan işlemi sonrasında gelir vergisi ödemesi gerekenler bunu iki eşit taksitte gerçekleştirebileceklerdir. 2020 gelirleri, 2021 Mart ayı içerisinde beyan edildikten sonra 2021 Mart ayı sonuna kadar ilk taksit ve damga vergisi tutarı, temmuz ayı sonuna kadar da ikinci taksit vergi dairesine ödenmelidir.

Son olarak iade konusuna da değinelim. Kesinti yoluyla ödenen gelir vergisi tutarı, beyanname üzerinde hesaplanan vergi tutarından fazla olanlar aradaki farkı vergi dairesinden iade alabilecekler. Böyle bir sonucun elde edilebilmesi için kişilerin beyanname üzerinde indirilebilecek giderlerinin olması ve beyana tabi farklı gelirlerinin olmaması ya da varsa bile gider tutarından daha az olması gerekir. Beyan işleminin sonucunda iade çıkması halinde, tutarın kişiye otomatik olarak ödeneceğini söylemek doğru olmayacaktır. Mevcut durumda beyan işleminin iade ile sonuçlanması halinde vergi dairesine iade talebine ilişkin ayrıca bir dilekçe verilmesi gerekmektedir. Vergi dairesi bu durumda iade talep edenden ek bilgi ve belge de isteyebilecektir. İadenin nakden yapılması talep edilebileceği gibi vergi dairesine borcunuz varsa (veya gelecekte olacaksa), bu borcun kapatılması için kullanılmasını (mahsup) da tercih etmek mümkün. İadeden bağımsız olarak, bu durumdaki kimselerin de mart ayı sonuna kadar damga vergisi tutarını ödemelerinin gerekeceğini hatırlatalım.

İade alınabilmesi için indirilebilecek giderlerin olması gerektiğini söylemiştik. Peki hangi giderler indirilebiliyor?

  • Şahıs sigorta primleri
  • Eğitim ve sağlık harcamaları
  • Bağış ve yardımlar
  • Eğitim ve sağlık tesisleri ile dini tesislere ilişkin bağış ve yardımlar
  • Gıda bankacılığı kapsamındaki bağış ve yardımlar
  • Kültür ve turizm amaçlı bağış ve yardımlar
  • Sponsorluk harcamaları
  • Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan bağışlar
  • Türkiye Kızılay Derneği ile Türkiye Yeşilay Cemiyetine yapılan nakdi bağış ve yardımlar.

Yukarıda anılan indirimlerle ilgili çok fazla detay olduğunu da belirtmekte fayda var. Örneğin eğitim ve sağlık giderleri beyan edilen gelirin %10’uyla sınırlandırılmış durumda, ancak %10 ile sınırlandırılmış bile olsa bu kapsamda yapılan her harcama indirilebilir değil ve uygulama alanı oldukça sınırlı. Örneğin devlet kurumlarına ödenen tutarlar bu kurumların vergi mükellefi olmaması nedeniyle indirim konusu yapılamıyor; özel öğrenci yurtlarına ilişkin ödemeler, ulaşım amacıyla servis kullanımına ilişkin giderler indirilebilirken, okulda yenilen öğlen yemeğine ilişkin tutarlar eğitim bedeline ek olarak hesaplandıysa indirilemiyor.

Dolayısıyla herhangi bir giderden faydalanılabileceğini düşünüyorsanız daha sonrasında mağduriyet yaşamamak adına detaylı şekilde araştırma yapılmasında fayda olacaktır. Öte yandan 2020 yılına ilişkin beyanname Mart 2021’de verilecek de olsa, ocak ayı itibarıyla yıl boyunca yapılan harcamalara ilişkin belgelerin toplanması ve muhafaza edilmeye başlanması gerekecektir.

5.2.4 Belgelerin saklanması ve talep halinde sunulması

Beyan yükümlülüğünün şahsi bir ödev olduğunu söylemiştik. Ek olarak, beyanname veren çalışanlar elde ettikleri gelirlere, beyannamede indirim olarak dikkate aldılarsa yaptıkları gider ve harcamalara ilişkin belgeleri söz konusu vergilendirme dönemini takip eden 5 yıl boyunca saklamakla yükümlüler. Zira vergi dairesi 5 yıl içerisinde herhangi bir zamanda bilgi ve belge isteme hakkına sahip.

Olası incelemelerde veya bilgi isteme durumlarında vergi dairesince tanınan süre içerisinde istenen bilgi ve belgelerin kendileriyle paylaşılması gerekecektir.

6. Sonuç

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki tartışmalar esnasında, yeni uygulamanın yaklaşık 46 bin kişiyi kapsayacağı belirtilmiştir. Ancak, uygulamaya en yüksek gelir grubundan başladıktan sonra sistem oturdukça yeni düzenlemelerle ücret geliri elde eden daha alt gelir gruplarına da beyan yükümlülüğünün getirilmesinin planlandığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla, bu düzenlemeyi ücret geliri elde eden diğer çalışanların da yıllık beyanname verecekleri bir sistemin pilot uygulaması olarak düşünebiliriz. 

Her ne kadar ilk beyannameler Mart 2021’de verilecekse de hem işverenler için hem de kapsama giren çalışanlar için yeni yıl itibarıyla yapılması gereken pek çok şey var. Uygulamanın ilk yılından itibaren herhangi bir sorunla karşılaşmamak, hak kaybına veya cezai yaptırımlara uğramamak adına uyum sürecinde yapılacakların planlaması önem arz etmektedir. Tamer Türkyılmaz https://www.vergidegundem.com/

Kaynakça

  • Gelir Vergisi Kanunu
  • 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
  • E-devlet web sitesi – www.turkiye.gov.tr
  • Hazır Beyan web sitesi –  https://hazirbeyan.gib.gov.tr/
  • 255 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
  • Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 31435689-120[89-2013/1153]-57 sayılı özelgesi
  • TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Tutanak Dergisi, Dönem 27, Yasama Yılı 3, 5. Toplantı: 30.10.2019

Leave a comment

Make sure you enter all the required information, indicated by an asterisk (*). HTML code is not allowed.

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • İş Ortaklığından Doğan Zararın Kurum Kazancından İndirilip İndirilemeyeceği T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIBÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞIMükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü…
  • Defter Beyan Sisteminde Defterlerin SGK’ya İbraz Şekli ve Yaşanan Sorunlar Defter Beyan Sisteminin kullanılmaya başlaması ile birlikte işverenlerin en çok…
  • Ticaret Bakanlığından 'Zorunlu Arabuluculuk' Açıklaması Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, dava şartı arabuluculuk müessesesinin 28…

Duyurular

Top