Geçerli Nedenle Fesih Bildiriminde Şekil ve Usul

I- GİRİŞ

İşçi; bir sözleşmeye dayanarak çalışan gerçek kişidir. İşveren; işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır. İş Sözleşmesi; bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Kısaca iş sözleşmesi, taraflara borç yükleyen özel hukuk anlaşmasıdır. 

İş Sözleşmesi Feshi; taraflardan birinin iş sözleşmesini sona erdirmek için karşı tarafa irade beyanında bulunmasıdır. İş Kanunu bu fesih işlemi bazı şartlara bağlamıştır.

Geçerli bir nedenin bulunması halinde, iş sözleşmesinin feshi İş Kanun’un 19. maddesinde hüküm altına alınmıştır.

İş sözleşmesinin geçerli bir neden ile feshedilmesi halinde,

  • • Fesih bildiriminin yazılı olması,
  • • Sebebinin açık ve kesin biçimde belirtilmesi gerekmektedir.

Bu husus, ileride işçi tarafından açılabilecek bir davada, feshin İş Kanunu anlamında geçerli sayılıp sayılamayacağının belirlenmesi bakımından ispat kolaylığı sağlayacaktır.

II- FESHİ MAKUL SÜREDE YAPMA ZORUNLULUĞU

4857 sayılı İş Kanunu’nda haklı bir nedenin bulunması halinde fesih hakkının altı günlük hak düşürücü sürede kullanılması gereği düzenlenmişken, geçerli bir fesih nedeninin doğması durumunda işverenin hangi süre içinde sözleşmeyi feshedebileceği konusunda İş Kanunu’nda herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Süreli fesihlerde, fesih bildiriminin geçerli fesih nedeninin ortaya çıkmasından itibaren iyiniyet kurallarına göre “makul bir süre” içinde yapılması isabetli olacaktır.

Kural olarak, işveren, geçerli nedenlerden birinin varlığı halinde iş akdini fesih etme hakkına sahiptir. Ancak Yasa’da açık bir hüküm olmaması karşısında işverenin, geçerli nedenle fesih hakkını hangi süre içinde kullanacağı ve bu hakkı kullanacağı sürenin neye göre belirleneceği bir sorun olmakla birlikte; Yargıtay’ın bir kararında; feshin “makul” kabul edilebilir bir süre içinde yapılmasının yeterli olduğu, uygun bir süre içinde yapılmamış ise salt bu nedenle feshin geçerli nedene dayanmadığının kabul edileceği belirtilmiştir(1).

Haklı nedenlerin varlığı halinde fesih hakkının hak düşürücü süre olan altı gün içinde kullanılması gereken düzenleme, geçerli sebeple yapılan fesihlerde uygulanamayacağı yine Yargıtay’ın aşağıdaki kararında vurgulanmaktadır.

Yargıtay, “4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen altı iş günlük hak düşürücü süre, aynı Kanun’un 25. maddesindeki koşulların bulunması halinde uygulanacak olup, Yasa’nın 18 ve diğer maddelerinde düzenlenen geçerli fesih hallerinde uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Geçerli fesih bulunması halinde işverenin makul bir sürede fesih hakkını kullanmış olması yeterli olacağı”(2) belirtilmektedir.

Yargıtay’ın bir diğer kararında ise; 4857/26 maddesinde öngörülen altı günlük hak düşürücü süre aynı Kanun’un 25/2 maddesine göre fesihler için söz konusudur. Bu sürenin aşılmış olması feshi haksız hale getirmiş olsa da feshin geçerli sayılmasına ve makul süre içerisinde iş akdinin işveren tarafından bu sebeple feshedilmesine engel olmadığını belirtmektedir.

III- SAVUNMA ALMA ZORUNLULUĞU

Belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili bir nedenle feshediliyor ise, ona önce hakkındaki iddialara karşı savunma fırsatı verilecektir. 4857/19 maddesi bu hakkı düzenlemiştir. Kanun; “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez” demek sureti ile hüküm altına almıştır. Aksi halde fesih geçersiz olacaktır.

Savunmanın şekli ve yöntemi hususunda bir açıklık yoktur. Savunma hakkının amacına uygun olarak işveren, işçiye verimsizliğinden veya davranışından kaynaklı fesih nedenini yazılı olarak bildirmek, savunma için makul bir süre vermek, yazılı ya da tutanakla tespit edilmek koşuluyla sözlü savunmasını vermediği takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hatırlatılmalıdır.

Gerek Kanun’un 19. maddesinde belirtilen “savunması alınmadan”... “feshedilemez” ifadesi ve gerekse savunma kavramının niteliği, işçinin savunmasının, iş sözleşmesinin feshinden önce alınması gerekeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aynı şekilde 19. maddede yer alan “feshedilemez” ifadesini fesih bildiriminde bulunulamaz şeklinde anlamak daha uygun olur. Çünkü, süreli fesihte sözleşme, bildirimle birlikte fesih edilmiş olur. Feshin hüküm doğurma anı ise bildirim süresinin sonudur. Sözleşmenin bildirim süresinin sonuna kadar devam etmesi bu tür bir feshin karakteristiğidir. Dolayısıyla fesih bildiriminden sonra işçinin savunmasının alınması geçerli kabul edilemez.       

Yargıtay’da fesihten sonra savunma alınmasını geçerli bir fesih sebebi olarak görmeyen yerel mahkeme kararını onamıştır. Yüksek Mahkeme, diğer bir kararında da davalı işverenin fesih için işçinin davranışı veya verimine dayanmasına rağmen savunmasını almamasını geçersiz fesih kabul etmiştir(3).

İşverenin, işçinin savunmasını alma zorunluluğu bir ispat koşulu olmayıp, geçerlilik koşuludur.

İşveren geçerli nedenle iş akdi fesihlerinde savunma alma zorunlu iken, haklı nedenle (derhal) fesihlerde ise istisna dışı bırakılmıştır. İşverenin savunma alma yükümlülüğünün istinası, 4857/19 maddesinde “25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır” şeklinde belirtilmiştir.

İş Kanunu 25/II’ ye göre, Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri halinde, işçinin savunmasının alınmasına gerek yoktur.

IV- FESHİ YAZILI YAPMA GEÇERLİLİK KOŞULUDUR

4857 sayılı İş Kanunu’nda Sözleşmenin Feshinde Usul başlıklı 19. maddesine göre, İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak zorundadır.

İş güvencesi kapsamındaki bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesih eden bir işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak zorundadır. Yazılı bildirim bir “geçerlilik koşulu”dur. Fesih bildirimi yazılı değil de sözlü yapılmışsa, başka herhangi bir araştırmaya gidilmeksizin kanunun şekle ilişkin emredici hükmüne aykırılık nedeni ile fesih geçersiz sayılacaktır. Yazılı bildirimin fesih anında yapılması gereklidir.

Fesih bildiriminin yazılı yapılmasının bir geçerlilik koşulu olması, iş güvencesi kapsamına giren iş ilişkileri bakımından söz konusudur. Bildirimin yazılı yapılmamış olması, Kanun’da ön görülen geçersiz fesih, işe iade ve diğer yaptırımlar bakımından sonuç doğurur.

Yargıtay’da feshin yazılı olarak yapılması koşulunu sıhhat şartı olarak görmüştür(4).

İş Kanunu 109. maddesinde, “bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerekir. Bildirim yapılan kişi bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit edilir” denilmiştir. Maddeye göre, bildirim imza karşılığı ilgili işçiye tebliğ edilecektir. İşçinin, yazılı fesih bildirimini imzalamaktan imtina etmesi halinde, bildirimin yapılmamış sayılmaması için, -109. maddede ön görüldüğü şekilde- kendisine bildirimin içeriği okunmalı ve durum şahitler tarafından imzalanarak tutanakla kayıt altına alınmalıdır. Ancak bu durumda, işveren bu yükümlülüğü yerine getirmiş kabul edilecektir.

Unutulmamalıdır ki, Yargıtay da, fesih bildiriminin yazılı yapılmasının geçerlilik şartı olduğu yönünde kararlar vermektedir.

V- FESİH NEDENİ AÇIK VE KESİN OLMALIDIR

4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca, “İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.” Aynı Yasa’nın 20/2. maddesine göre feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğü de işverene aittir.

Fesih nedeni de belirli, somut, durum net olarak anlatan, tartışmaya sebep olmayacak şekilde açık ve kesin olmalıdır. Bu yüzden “davranışlarınızdan dolayı”, “işyerinin gerekleri” “yetersizliğiniz” vb. gibi ifadeler feshin nedenini açıklayıcı bir nitelikte değildir. Bu yüzden fesihlerde, fesih nedeni tereddüde sebep olmayacak şekilde açık olmadığı takdirde, fesih bildirimi geçerli kabul edilemeyecektir. Başka bir ifadeyle, fesih iradesi, şüpheye düşülmeyecek şekilde net olmalıdır.

İşverenin, dayandığı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) olduğunu uygun delillerle inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmiş sayılması bakımından yeterlidir. Ancak bu durum, uyuşmazlığın çözümlenmesine yetmemektedir. Çünkü Yasa koyucu işçiye başka bir olanak daha sunmuştur. Eğer işçi, feshin, işverenin dayandığı ve uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyduğu sebebe değil, başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu başka sebebi kendisi kanıtlamakla yükümlüdür.

VI- SONUÇ

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2. maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.

Fesih beyanı, İş Kanunu’nun 19. maddesinde öngörüldüğü şekilde yazılı olarak kaleme alınmakla geçerli fesih için gerekli olan bütün şartlar yerine getirilmiş olmaz. Söz konusu beyanın, bu haliyle, yani yasal geçerlilik şartına uygun aslının da muhataba (işçiye) ulaşması zorunludur(5).

4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına uymamak feshi geçersiz kılar. Yazılı fesih bildiriminde, fesih açık ve kesin sebebinin gösterilmemesi, İş Kanunu’nun 20. maddesi anlamında feshin geçersizliği sonucunu doğurur(6).

Mehmet Fatih GELERİ*

Yaklaşım / Ekim 2019 / Sayı: 322

*           İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı

(1)         Yrg. 9. HD.’nin, 06.03.2006 tarih ve E. 3700/5540 sayılı Kararı.

(2)         Yrg. 9. HD.’nin, 27.01.2005 tarih ve E. 2004/26072, K. 2005/2011 sayılı Kararı.

(3)         Yrg. 9. HD.’nin, 10.09.2003 tarih ve E. 2003/1225, K. 2003/545 sayılı Kararı.

(4)         Yrg. 9. HD.’nin, 27.09.2004 tarih ve E. 2004/005522, K. 2004/19993 sayılı Kararı.

(5)         Yrg. 9. HD.’nin, 12.12.2018 tarih ve E. 2018/9971, K. 2018/23081 sayılı Kararı.

(6)         Yrg. 9. HD.’nin, 15.09.2008 tarih ve E. 2008/1011, K. 2008/23499 sayılı Kararı.

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 3) 19 Ekim 2019 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 30923 Hazine ve…
  • Anonim Şirket Nasıl Kurulur? Anonim şirket; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı…
  • Kişisel Verilerin "Açık Rıza" Olmadan İşlenme Şartları Kişisel verilerin işlenmesi, Kanunun 3. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre; kişisel…

Duyurular

Top