Yurt Dışından Elde Edilen Kazançlara İlişkin 7143 Sayılı Kanunla Getirilen İstisna Düzenlemesi

I- GİRİŞ

7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, anılan Kanun ile mükelleflerin gecikmiş vergi borçlar için yapılandırma, vergide ödeme kolaylığı, para cezaları, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirim gibi birçok mali konuda avantajlar sağlamıştır.

Söz konusu Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasında; tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışında elde ettikleri bazı kazançların istisnasına yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.

Bu yazımızda, 7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrası ile 3 seri No.lu Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği’nde([1]) yer verilen bilgiler çerçevesinde; yurt dışından elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasının nasıl olacağına ilişkin birtakım açıklamalara yer verilecektir.

II- YURT DIŞINDAN ELDE EDİLEN KAZANÇLAR İÇİN VERGİ MEVZUATIMIZDA YER ALAN MEVCUT İSTİSNA UYGULAMASI

7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendi; tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışından elde ettikleri kazançlarına ilişkin istisna uygulaması hakkındadır. Ancak, yurt dışından elde edilen söz konusu kazançların (belirlenmiş şartlar dâhilinde) istisna olduğu yönünde vergi mevzuatımızda birtakım mevcut hükümler bulunmaktadır. Söz konusu bilgilere kısa da olsa yer verilmesinin faydalı olacağı değerlendirildiğinden mevcut istisna uygulaması özet olarak aşağıdaki şekildedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, kurumların yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları, belli koşullar altında kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

İstisnadan yararlanabilmek için;

• İştirak edilen kurumun anonim veya limited şirket niteliğinde bir kurum olması,

• İştirak edilen kurumun kanuni ve iş merkezinin Türkiye’de bulunmaması,

• İştirak payını elinde tutan kurumun, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az % 10’una sahip olması,

• İştirak kazancının elde edildiği tarih itibarıyla, iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süre ile elde tutulması,

• İştirak kazancının (kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler de dâhil olmak üzere) iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında; iştirak edilen yabancı kurumun esas faaliyet konusunun finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi Kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında, gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

• İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi

gerekmektedir.

Yurt dışı iştirak kazançları istisnasından yararlanılabilmesi için yukarıda yer alan şartların topluca yerine getirilmesi şarttır. İştirak oranı % 10’dan fazla olsa dahi süre şartının gerçekleşmemesi halinde veya bütün şartlar gerçekleşmekle birlikte vergi yükü şartının gerçekleşmediği durumlarda istisnadan yararlanılabilmesi mümkün değildir.

Anılan Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile de kazancın elde edildiği tarih itibarıyla aralıksız olarak en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının % 75 veya daha fazlası, tam mükellef olmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az % 10 oranında iştirakten oluşan tam mükellefiyete tabi anonim şirketlerin, en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazançları, kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Bunun dışında, kurumların yurt dışında bulunan iş yerleri veya daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ve söz konusu Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde sayılan şartları taşıyan kurum kazançları da kurumlar vergisinden istisnadır.

Söz konusu kazançlar belirli şartlar dâhilinde kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. Dolayısıyla, belirtilen istisnalardan sadece Kanun’un 5. maddesinde sayılan ve belli şartları taşıyan mükellefler yararlanabilmektedir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde, ticari kazançlara ilişkin düzenlemeler bulunmakta olup, anılan Kanun’un 123. maddesinde de, tam mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergilerin, Türkiye'de tarh edilen gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilmesinin mümkün olduğu, indirilecek miktarın gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından fazla olması halinde, fazla olan tutarı indirim konusu yapılamayacağı yönünde hükümlere yer almaktadır.

Mevcut uygulamanın dışında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunhükümleri arasında yurt dışından elde edilen kazançlara ilişkin istisna hükümlerine de yer verilmiştir.

7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendinde; Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların, yurt dışı iştirak kazançları, yurt dışı iştirak hissesi satışından doğan kazançları ve yurt dışı şube kazançları 31.10.2018 tarihine kadar elde edilenler de dâhil olmak üzere, 18.05.2018 tarihten itibaren 31.12.2018 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi kaydıyla, yurt dışından elde edilen kazançlar gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmiştir([2]).

III- YURT DIŞINDAN ELDE EDİLEN KAZANÇLARA İLİŞKİN 7143 SAYILI KANUNLA GETİRİLEN İSTİSNA DÜZENLEMESİ

7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrası ile yurt dışı iştirak kazançları, yurt dışı iştirak hissesi satışından doğan kazançlar ve yurt dışı şube kazançları Kurumlar Vergisi Kanunu’nda aranan koşullara bakılmaksızın istisna edilmiştir. Söz konusu düzenlemede aranan tek şartın bu kazançların belirlenen tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıdır.

7143 sayılı “Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”un 10. maddesinin 13. fıkrasında;

“(13) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar ve tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışında elde ettikleri bazı kazançları hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.

(…)

  1. h) 1) Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların;

(aa) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları,

(bb) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları,

(cc) Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları,

31.10.2018 tarihine kadar elde edilenler de dâhil olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31.12.2018 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi kaydıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.

2) Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazançları, 31.12.2018 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

ı) Bakanlar Kurulu, bu fıkrada yer alan süreleri, bitim tarihlerinden itibaren altı aya kadar uzatmaya; Maliye Bakanlığı, fıkra kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi, bildirim ve beyanı ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim veya beyana esas değerlerin tespiti, bildirim ve beyanların şekli, içeriği ve ekleri ile yapılacağı yeri, fıkranın uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

şeklinde hükümlere yer verilmiş ve anılan hükümler 18.05.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Ancak, 31.08.2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı’nın 29.08.2018 gün ve 48 sayılı Kararıyla, 7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendinde yer alan sürelerin, bitim tarihinden itibaren 6 ay uzatılmasına karar verilmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre maddede geçen 31.10.2018 tarihi 28.02.2019 tarihine kadar, 31.12.2018 tarihi ise 30.06.2019 tarihine kadar uzatılmıştır.

7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (ı) bendi hükmü uyarınca Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiye istinaden, anılan Bakanlık tarafından hazırlanan 3 seri No.lu “Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği” 04.07.2018 tarihli ve 30468 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anılan Tebliğin ikinci kısmında yer verilen hususlar çerçevesinde, yurt dışından elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamanın nasıl olacağı hakkında açıklamalar yapılmıştır.

Söz konusu açıklamalar çerçevesinde; istisna kapsamına giren kazançlar ve istisnadan yararlanacak olanlar, istisna uygulamasının şartları ve istisna uygulamasına konu yurt dışı kazançların beyanı hakkındaki bilgiler aşağıda başlıklar halinde açıklanmıştır.

A- İSTİSNA KAPSAMINA GİREN KAZANÇLAR VE İSTİSNADAN YARARLANACAK OLANLAR

7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendi ile yurt dışından elde edilen bazı kazançlar, gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. İstisna kapsamına 28.02.2019 (bu tarih dâhil) tarihine kadar elde edilenler de dâhil olmak üzere;

• Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin yurt dışında satışından doğan kazançlar,

• Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde edilen iştirak kazançları,

• Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar

girmektedir.

Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan ve 30.06.2019 (bu tarih dâhil) tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilen kazançlar da gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilecektir.

İstisna uygulamasından, bu kazançlarını Türkiye’ye transfer etmeleri şartıyla, Türkiye'de tam mükellef olan gerçek kişiler ve kurumlar (serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler dâhil) yararlanabileceklerdir.

B- İSTİSNA UYGULAMASININ ŞARTLARI

7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendi kapsamına giren ve yurt dışından elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasından yararlanılabilmesi için; yurt dışı iştirak kazancı, yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı, yurt dışı şube kazancı ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazancın 30.06.2019 tarihine kadar, Türkiye’ye transfer edilmiş olması gerekmektedir.

Bu kazançların ilgili mevzuat çerçevesinde Türkiye’ye getirildiği, mükelleflerce kanaat verici belgelerle ispat edilecektir.

C- İSTİSNA UYGULAMASINA KONU YURT DIŞI KAZANÇLARIN BEYANI

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 1. maddesinde kurumlar vergisinin konusu genel olarak “kurum kazancı” olarak belirlenmiş olup, anılan Kanun’un “Beyan Esası” başlıklı 14. maddesinde ise kurumlar vergisinin mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunacağı belirtilmiştir. Bu itibarla kurumlar vergisi mükellefleri bir hesap dönemi içinde elde etmiş oldukları kurum kazancı üzerinden, kurumlar vergisi ödemekle yükümlüdürler.

Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine elektronik ortamda gönderilmek zorundadır. Dolayısıyla, hesap dönemi normal takvim yılı olan mükellefler için kurumlar vergisi beyannamesinin verilme zamanı 1-25 Nisan tarihleri arasıdır. Özel hesap dönemi uygulayan mükellefler ise kurumlar vergisi beyannamesini bu dönemin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar bağlı bulundukları vergi dairesine göndermek zorundadırlar.

İstisna hükmünün yürürlüğe girdiği (18.05.2018) tarihten itibaren, 28.02.2019 tarihine kadar elde edilen ve 30.06.2019 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilen yurt dışı iştirak kazançları ile yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlardan; 2018 yılında elde edilen kazançların 2018 hesap dönemine ilişkin verilecek kurumlar vergisi veya yıllık gelir beyannamesinde, gelire veya kurum kazancına dâhil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle vergiden istisna edilebilecektir.

Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen şube kazançları, 2018 yılında geçici vergi dönemleri itibarıyla geçici vergi beyanına konu edilmiş olsa dahi, istisna hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten, 2018 hesap dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmek suretiyle beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dâhil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle istisnaya konu edilecektir.

Aynı şekilde kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların, istisna hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten 31.12.2018 tarihine kadar gerçekleşen tasfiyelerinden doğan ve beyannamenin verilme tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilen kazançları da; 2018 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dâhil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle istisnaya konu olabilecektir.

Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler ise belirtilen tarihler arasında elde ettikleri söz konusu kazançlarını, hesap dönemlerine göre 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dâhil etmek ve beyannamelerin ilgili satırında göstermek suretiyle istisnaya konu edebileceklerdir.

01.01.2018 tarihinden önce elde edildiği halde kayıtlara intikal ettirilmeyen ve beyan dışı bırakılan iştirak kazançları, iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, yurt dışı şube kazançları ile bu tarihten önce elde edilen yurt dışında bulunan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlar ile ilgili olarak bu istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu kazançların 7143 sayılı Kanun’un onuncu maddesinin 13. fıkrasının (a) bendinde belirtilen hükümden yararlanarak Türkiye’ye getirilme imkânı bulunmaktadır.

Örnek: Aşağıda yurt dışı iştirak kazançları bulunan ve bu kazançlarını Türkiye’ye transfer eden bir şirketin, 2018 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesi aşağıdaki şekilde olacaktır.

- Yapı malzemeleri ticari ve inşaat alanında faaliyet gösteren (A) Ticaret A.Ş.’nin 2018 hesap döneminde yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerinden elde etmiş olduğu ticari bilanço kârı 8.500.000 TL.’dir.

- (A) Ticaret A.Ş.’nin 2018 hesap dönemi içerisinde kanunen kabul edilmeyen giderleri 2.500.000 TL’dir. Kanunen kabul edilmeyen giderler, kurum kazancına ilave edilir. Kurumlar Vergisi uygulaması yönünden kanunen kabul edilmeyen nitelikteki giderler, esas olarak KVK’nın 11. maddesinde düzenlemiştir.

- (A) Ticaret A.Ş.’nin, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan (B) Ticaret A.Ş.’den elde ettiği ortaklık payından 15.11.2018 tarihinde hesaplarına intikal eden 80.000 TL. iştirak kazancı ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ait iştirak hisselerinin, yurt dışında (C) şirketine 02.12.2018 tarihinde satmak suretiyle 120.000 TL. kazanç elde etmiştir. Mükellef söz konusu kazançlarından 80.000 TL’yi 30.12.2018 tarihinde, 20.000 TL’yi 03.03.2019 tarihinde, 100.000 TL’yi de 15.06.2019 tarihinde 7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendi kapsamında Türkiye’ye transfer etmiştir. Anılan maddedeki şartları taşıyan şirketin elde ettiği 200.000 TL’lik kazançtan 30.12.2018 ve 03.03.2019 tarihinde Türkiye’ye transfer edilen toplam (80.000+20.000=) 100.000 TL’lik kazanç 2018 hesap dönemi beyannamesinde “iştirak kazancı istinası” olarak (kalan 100.000 TL ise 2019 hesap döneminde) kurum kazancından düşülebilecektir.

Mükellefin geçmiş yıllar mali zararı 400.000 TL’dir.

Bu verilere göre, şirketin 2018 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde yer alması gereken bilgiler aşağıdaki gibi olacaktır.


(A) Ticaret A.Ş.’nin 2018 Hesap Dönemi Kurumlar Vergisi Beyannamesi  (TL)

1. Kurum Kazancı

8.500.000,00

2. İlaveler (+)

2.500.000,00

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler

2.500.000,00

3. Zarar Olsa da İndirilecek İstisna ve İndirimler

100.000,00

İştirak Kazançları (7143 Mad.10/13-H)

100.000,00

4.İndirim Ve İstisnalar Sonrası Mali Kar/ Zarar (1+2-3)

10.900.000,00

5.Geçmiş Yıllar Mali Zararları

400.000,00

6.Zarar Mahsubu Sonrası Mali Kar/Zarar (4-5)

10.500.000,00

7.Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler(-)

-

8.Yatırım İndirimine Esas Tutar (6-7)

10.500.000,00

9.Yatırım İndirimi İstisnası (-)

-

10.Kurumlar Vergisi Matrahı (8-9)

10.500.000,00

IV- SONUÇ

7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun’un 10. maddesinin 13. fıkrasının (h) bendi ile yurt dışından elde edilen bazı kazançlar, gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

İstisna uygulamasından yararlanılabilmesi için; yurt dışı iştirak kazancı, yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı, yurt dışı şube kazancı ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazancın 30.06.2019 tarihine kadar, Türkiye’ye transfer edilmiş olması ve kanaat verici belgelerle ispat edilmesi gerekmektedir.

Ancak 2018 kazançları için verilecek beyannamelerde gösterilebilmesi açısından beyannamenin verilme tarihine kadar, bu kazançların Türkiye’ye transfer edilmesi gerekmektedir.

Söz konusu kazançlar, 2018 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dâhil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle vergiden istisna edilebilecektir.

Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler ise belirtilen tarihler arasında elde ettikleri söz konusu kazançlarını, hesap dönemlerine göre 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde göstermek suretiyle istisnaya konu edebileceklerdir.

01.01.2018 tarihinden önce elde edildiği halde kayıtlara intikal ettirilmeyen ve beyan dışı bırakılan kazançlar ile ilgili olarak bu istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmadığından, söz konusu kazançların 7143 sayılı Kanun’un onuncu maddesinin 13. fıkrasının (a) bendindeki belirtilen hükümden yararlanmak suretiyle Türkiye’ye getirilme imkânı bulunmaktadır. Özkan AYKAR* E-Yaklaşım / Ocak 2019 / Sayı: 313

KAYNAKÇA

• 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

• 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

• 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

• 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 10. maddesinin Onüçüncü Fıkrasının (h) Bendinde Yer Alan Sürelerin, Bitim Tarihinden İtibaren 6 Ay Uzatılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 48)

• 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

• 3 seri No.lu Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği

* Gelir Uzmanı

[1]04.07.2018 tarihli ve 30468 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[2]7143 Sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 10. maddesinin Onüçüncü Fıkrasının (h) Bendinde Yer Alan Sürelerin, Bitim Tarihinden İtibaren 6 Ay Uzatılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 48) 31.08.2018 Tarihli ve 30521 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, söz konusu düzenlemeye göre maddede geçen 31.10.2018 tarihi 28.02.2019 tarihine kadar, 31.12.2018 tarihi ise 30.06.2019 tarihine kadar uzatılmıştır.

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • Kısmi Süreli Çalışanların Sigorta Bildirimleriyle İlgili Yapılan Önemli Değişiklik I- GİRİŞ Çalışma hayatında daha çok part-time çalışma olarak ifade…
  • İşyerinin Devredilmesi Durumunda İşçilerin Kıdem ve İhbar Tazminatlarından Kim Sorumludur? I- GİRİŞ İşyerinin devrini; işyeri veya işyerinin bir bölümünün bir…
  • 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programına artık yalnızca KOBİ’ler başvurabilecek Büyük ölçekli firmaların öncelikli alanlarda açılan çağrılara başvurması Düzenlemenin amacı,…

Duyurular

Top