Mehmet Özdoğru

Mehmet Özdoğru

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 1 ay önce duyurduğu geniş kapsamlı İstihdam Kalkanı Paketinin sonbahara kaldığı, AK Parti grubunun bugün 6-7 maddeden oluşan mini bir paketi TBMM’ye sunacağı öğrenildi.

Edinilen bilgilere göre, bu pakette kısa çalışma ödeneğinde sektörleri belirleme konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilecek.  Kısa çalışma ödeneğinin  süresi 1 ay uzatılmıştı.

Mini paketin önemli bir unsurunu da iş güvenliği uzmanıyla ilgili kısım oluşturuyor. 1 Temmuz’dan itibaren zorunlu hale gelen iş güvenliği uzmanı istihdam zorunluluğunun 3 yıl uzatılacağı kaydedildi.

AK Parti kaynakları, kısa çalışma ödeneğinin turizm başta olmak üzere ihtiyaç olanlarda uzatılmasının daha anlamlı olacağını, ancak krizi üzerinden atan gıda gibi sektörlerde ihtiyaç olmadığının altını çizerek, bu konuda Cumhurbaşkanına yetki verileceğini aktardılar.

TBMM’nin COVID-19 sebebiyle yeterli verimlilikte çalışamadığını belirten kaynaklar,  daha kapsamlı bir istihdam paketinin sonbaharda geçeği bilgisini verdiler.

Öte yandan bugün TBMM’ye verilmesi beklenen pakette, İşsizlik Sigortası Fonu prim artışı ve yeniden yapılandırma konularının yer almadığı, özellikle yeniden yapılandırmaya Hazine ve Maliye Bakanlığının karış çıktığı belirtildi.

https://www.dunya.com/ekonomi/istihdam-kalkani-paketi-sonbahara-kaldi-mini-paket-meclise-geliyor-haberi-475125

 Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan;

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 509)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: ….)

MADDE 1 – 19/10/2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nin “IV.1.4. e-Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu” başlıklı bölümün (a) fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“6. Sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden (hastane, tıp merkezleri, dal merkezleri, diyaliz merkezleri, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri, tanı, tetkik ve görüntüleme merkezleri, laboratuvarlar, eczane, tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri, optisyenlik müesseseleri, işitme merkezi, kaplıcalar, beşeri tıbbi ürün/ürün sunan ve/veya üreten özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri, ecza depoları) tüm mükellefler.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin “IV.1.5. e-Fatura Uygulamasına Geçiş Süresi” başlıklı bölümün birinci fıkrasına aşağıdaki (d) bendi eklenmiştir.

“d) Sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden (hastane, tıp merkezleri, dal merkezleri, diyaliz merkezleri, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri, tanı, tetkik ve görüntüleme merkezleri, laboratuvarlar, eczane, tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri, optisyenlik müesseseleri, işitme merkezi, kaplıcalar, beşeri tıbbi ürün/ürün sunan ve/veya üreten özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri, ecza depoları) tüm mükellefler 01/01/2021 tarihinden itibaren, brüt satış hasılatına bakılmaksızın e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin “IV.2.4.3. e-Arşiv Fatura Olarak Düzenlenme Zorunluluğu Getirilen Diğer Faturalar” başlıklı bölümünün birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1/1/2020 tarihinden itibaren düzenlenecek faturaların, vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi (vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5.000 TL’yi) aşması halinde, söz konusu 18 faturaların, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, “e-Arşiv Fatura” olarak Başkanlıkça sunulan e-Belge düzenleme portali üzerinden ya da Başkanlığın e-Belge düzenleme portaline gerekli entegrasyonları sağlayarak Başkanlıktan izin alan özel entegratör kuruluşların sistemleri aracılığıyla düzenlenmesi zorunludur.”

MADDE 4– Aynı Tebliğe aşağıdaki “IV.12. e-Adisyon Uygulaması” başlıklı bölüm eklenmiştir.

“ IV.12. e-Adisyon Uygulaması

IV.121. Genel Olarak

185 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca, masada servis yapılan ve gerçek usulde vergilendirilen hizmet işletmeleri (lokanta, kafeterya, pastane, gazino, bar, pavyon, gibi) tarafından kullanılması zorunluluğu bulunan ve kağıt ortamda düzenlenmekte olan “adisyon” belgesinin elektronik belge olarak elektronik ortam düzenlenmesi, muhafaza ve ibraz edilebilmesi ve belge veya bilgilerinin Başkanlığa elektronik ortamda iletilmesine veya raporlanabilmesine ilişkin düzenlemeler bu bölümün konusunu oluşturmaktadır.

Bu Tebliğde düzenlenen e-Adisyon belgesi, yeni bir belge türü olmayıp, kâğıt ortamdaki “Adisyon” belgesi ile aynı hukuki niteliklere sahiptir.

IV.12.2.    e-Adisyon Uygulamasına Dâhil Olma

e-Adisyon uygulaması bu Tebliğin “IV.12.4.” numaralı bölümünde belirtilen mükellefler dışındaki mükellefler için zorunlu bir uygulama olmayıp, uygulamaya dahil olmak isteyen mükelleflerin;

  1. e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamalarına dâhil olması,
  2. Bu Tebliğde açıklanan usul ve esaslara uygun olarak, e-Adisyon belgesini düzenleyebilme, muhafaza ve ibraz edebilme, belge ve bilgilerini elektronik ortamda Başkanlığa iletebilme konusunda gerekli hazırlıklarını tamamlamış olması,
  3. Bu Tebliğin “V.1.” numaralı bölümünde belirtilen, uygulamadan yararlanma yöntemleri arasında bulunan; Başkanlıktan izin almış özel entegratörlerin bilgi işlem sistemleri aracılığıyla (Özel Entegratör Yöntemi) ya da kendi bilgi işlem sistemlerinin Başkanlık bilgi işlem sistemleri ile doğrudan entegre edilmesi yoluyla (Doğrudan Entegrasyon Yöntemi) yöntemlerinden birine göre ve başvuru esaslarına uygun şekilde e-Adisyon uygulamasına dâhil olmak için gerekli başvuruyu yapması,

gerekmektedir.

IV.12.3.    e-Adisyon Belgesinin Düzenlenmesi ve Belgede Bulunması Gereken Bilgiler

Bu bölümde belirtilen gerçek usuldeki hizmet işletmeleri tarafından sunulan hizmetin veya emtianın cins ve miktarını göstermek amacıyla düzenlenen adisyon belgeleri, e-Adisyon uygulamasına dahil olan mükellefler tarafından müşteriden sipariş alınırken Başkanlıkça belirlenen asgari bilgileri ihtiva edecek içerikte ve belirlen belge formatında elektronik ortamda düzenlenecektir.

Elektronik ortamda düzenlenen adisyon belgesinin, hizmetin sunumu süresince müşterinin masasında bir kağıt çıktısının bulundurulması zorunlu olmayıp, oluşturulmaya başlanan (açılan) her adisyon belgesinin hizmetin tamamlanması (ödemenin alınması) ile eş zamanlı olarak elektronik ortamda üzerinde e-Adisyon Belgesinin evrensel tekil numarasının (ETTN) numarasının yer alacağı e-Fatura, e-Arşiv Fatura ya da yeni nesil ÖKC’lerden düzenlenen perakende satış fişine dönüştürülmesi zorunludur.

e-Adisyon belgesinde aşağıda yer alan bilgilerin bulunması zorunludur:

  1. Hizmet işletmesinin adı, soyadı veya unvanı, vergi dairesi, TCKN/VKN’si ve
  2. e-Adisyon belgesinin düzenlenme tarihi, saat ve dakika olarak düzenlenme zamanı, evrensel tekil numarası ve e-belge numarası.
  3. Sunulan hizmetin veya emtianın adı ve miktarı,

ç) Hizmetin tamamlanması ile birlikte düzenlenecek e-Fatura, e-Arşiv Fatura veya yeni nesil ÖKC’den düzenlenecek perakende satış fişinde yer alacak vergiler hariç ve dahil toplam hizmet tutarı,

  1. Düzenlenen e-Adisyon belgesinin ilintili olduğu e-Fatura, e-Arşiv Fatura’nın evrensel tekil numarası (ETTN) veya perakende satış fişinin düzenlendiği ÖKC’nin cihaz sicil numarası,

Başkanlık, ihtiyaç duyulması halinde söz konusu bilgilere ilave bilgilerin de e-Adisyon belgesinde bulunmasını, mükelleflere gerekli duyuruları ebelge.gib.gov.tr adresinde yaparak isteyebilir.

Mükellefler e-Adisyon belgesi üzerindeki zorunlu bilgilere ilave olarak ihtiyaçları doğrultusunda farklı bilgilere de yer verebileceklerdir.

IV.12.4.    e-Adisyon Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu

Başkanlık, adisyon belgesi düzenleyen hizmet işletmelerine, yıllık veya aylık satış hasılatı tutarlarını dikkate alarak, kendilerine geçiş hazırlıkları için en az 3 ay geçiş süresi vermek ve yazılı bildirim ya da ebelge.gib.gov.tr adresinde duyurmak suretiyle e-Adisyon uygulamasına geçme zorunluluğu getirmeye yetkilidir.

Yazılı bildirim veya duyuru yapılan mükelleflerin yazılı bildirim ve duyuruda belirtilen süreler içinde e-Adisyon uygulamasına dâhil olmaları gerekmektedir. Yazılı bildirim veya duyuru yapılan mükelleflerin, yazıda veya duyuruda belirtilen süreler içinde e-Adisyon uygulamasına dahil olması ve düzenleyeceği adisyon belgelerini, e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeleri gerekmektedir. Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Kanunda öngörülen hükümler uygulanır.

IV.12.5.    e-Adisyon Uygulamasına Geçiş Süresi

Başkanlık tarafından e-Adisyon uygulamasına zorunlu olarak dahil olacağı yazılı bildirim veya duyuru ile bildirilen mükelleflerin, Başkanlık tarafından yapılan bildirim veya duyuruda belirtilen süre içinde e-Adisyon uygulamasına dahil olmaları ve bu tarihten itibaren bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, adisyon belgesini, e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeleri zorunludur.

IV.12.6.    Ceza Uygulaması

Zorunluluk getirildiği halde e-Adisyon uygulamasına süresi içinde geçmeyen mükellefler ile e-Adisyon şeklinde düzenlenmesi gereken adisyon belgesini, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeyen mükellefler (matbu kağıt adisyon olarak düzenleyenler dahil) hakkında Kanununda öngörülen cezai hükümler uygulanır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin “V.9. Mali Mühür” başlıklı bölümüne aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Başkanlık, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilen elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlarından mali mühür üretimi konusunda Başkanlıkça belirlenen teknik koşulları sağlayan kuruluşları da mali mühür üretimi ve satışı konusunda yetkilendirebilir. Başkanlıkça yetkilendirilen elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlar ebelge.gib.gov.tr adresinde yayınlanır.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğe aşağıdaki “V.10. Elektronik Belgelerde Mal ve Hizmetlere Ait Standart Kod, Standart Birim Miktarı ve Ölçülerinin Yazılması Zorunluluğu” başlıklı bölüm eklenmiştir.

V.10. Elektronik Belgelerde Mal ve Hizmetlere Ait Standart Kod, Standart Birim Miktarı ve Ölçülerinin Yazılması Zorunluluğu

Kanunun mükerrer 257 nci maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetki uyarınca bu Tebliğde belirtilen e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-İrsaliye, e-Serbest Meslek Makbuzu, e-Müstahsil Makbuzu belgelerinde, ciro ve/veya mükellefiyet türleri itibariyle aşağıdaki tabloda belirtilen tarihlerinden itibaren; Türkiye İstatistik Kurumu tarafından mal ve hizmetlerin sınıflandırma ve/veya tanımlanmasına ilişkin belirlenen ve https://mhs.hmb.gov.tr internet adresinde yayınlanan standart kodlara, standart ölçü birimlerine ve standart birim ölçüsü dikkate alınarak hesaplanacak standart birim miktarlarına doğru şekilde yer verilmesi zorunludur. Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Kanunda öngörülen cezai hükümler uygulanır.

Başkanlık, mal ve hizmetlerin sınıflandırma ve/veya tanımlanmasına ilişkin belirlenen standart kod, ölçü ve miktar bilgilerinin belirtilen e-Belgelerde hangi alanlarda ve hangi formatta yer verileceğine ilişkin usul, esas ve kuralları ebelge.gib.gov.tr adresinde yayınlanan Kılavuzlarla belirlemeye yetkilidir.

e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-İrsaliye, e-Müstahsil Makbuzu

Zorunluluk Başlangıç Tarihi

2019 yılı cirosu (brüt satış hasılatı veya gayri safi iş hasılatı):

25 Milyon TL’yi aşanlar

01/10/2020

25 Milyon ila 10 Milyon TL arasında olanlar

01/11/2020

10 Milyon TL ila 5 Milyon TL arasında olanlar

01/12/2020

2020 ve daha sonrasında işe başlayan ve belirtilen e-Belge uygulamalarına isteğe bağlı veya zorunlu olarak dahil olan mükellefler:

01/10/2020 tarihinden itibaren olmak üzere e-Belge uygulamalarına dahil oldukları tarihi izleyen 3’üncü ayın başından itibaren

e-Serbest Meslek Makbuzu

Zorunluluk Başlangıç Tarihi

01/08/2020 tarihi itibarıyla faaliyetine devam etmekte olan ve e-Serbest Meslek Makbuzu uygulamasına isteğe bağlı veya zorunlu olarak dahil olanlar:

01/10/2020

01/08/2020 tarihinden sonra faaliyetine başlayan ve e-Serbest Meslek Makbuzu uygulamasına isteğe bağlı veya zorunlu olarak dahil olanlar

e-Serbest Meslek Makbuzu uygulamasına dahil oldukları tarihten itibaren,

MADDE 7– Aynı Tebliğin “VIII-Diğer Hususlar” başlıklı bölümünün mevcut onyedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bölüme aşağıdaki ikinci ve üçüncü fıkralar eklenmiştir.

“Başkanlık, kendilerine e-Belge uygulamalarına geçiş zorunluluğu getirilen mükelleflerin zorunluluklarının başlayacağı tarihe kadar e-Belge uygulamalarından yararlanma yöntemlerinden herhangi birini seçerek uygulamaya dahil olmamaları halinde, bu Tebliğin

V.1.1. bölümünde belirtilen “e-Belge Portalleri Aracılığı ile Kullanım (GİB Portal Yöntemi)”ne göre kullanıcı hesaplarını re’sen tanımlamaya yetkilidir.”

“e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin e-Fatura veya e-Arşiv Fatura olarak düzenledikleri faturalar ile bu Tebliğin IV.2.4.3. bölümünde yapılan açıklamalar uyarınca e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamasına kayıtlı olmayan ancak faturalarını Başkanlıkça sunulan e-Belge düzenleme portali üzerinden e-Arşiv Fatura olarak düzenleyen mükelleflerin düzenledikleri e-Arşiv Faturalar, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca verilmesi gereken “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)”bildirimine 1/1/2021 tarihinden itibaren dahil edilmeyecek olup söz konusu faturalara ilişkin ilgili bildirim formunda yer alması gerekli bilgiler Başkanlık bilgi sistemleri tarafından otomatik olarak elektronik ortamda oluşturulacak ve mükelleflerin nihai onayına sunularak bildirim verme süresi içinde mükellefleri tarafından Başkanlık sistemleri üzerinden elektronik ortamda onaylanacaktır. e-Fatura veya e-Arşiv Fatura olarak düzenlenmeyen faturalar öteden beri olduğu gibi Form Bs bildirimine, mükellefler tarafından dahil edilerek Başkanlığa elektronik ortamda bildirimi gerçekleştirilecektir. ”

“e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin e-Fatura veya e-Arşiv Fatura olarak aldıkları faturalar ile bu Tebliğin IV.2.4.3. bölümünde yapılan açıklamalar uyarınca e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamasına kayıtlı olmayan ancak faturalarını Başkanlıkça sunulan e-Belge düzenleme portali üzerinden e-Arşiv Fatura olarak düzenleyen mükelleflerden e-Arşiv Fatura olarak alan mükelleflerin aldıkları e-Arşiv Faturalar, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca verilmesi gereken “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba) bildirimine 1/1/2021 tarihinden itibaren dahil edilmeyecek olup söz konusu faturalara ilişkin ilgili bildirim formunda yer alması gerekli bilgiler Başkanlık bilgi sistemleri tarafından otomatik olarak elektronik ortamda oluşturulacak ve mükelleflerin nihai onayına sunularak bildirim verme süresi içinde mükellefleri tarafından Başkanlık sistemleri üzerinden elektronik ortamda onaylanacaktır. e-Fatura veya e-Arşiv Fatura olarak alınmayan faturalar öteden beri olduğu gibi Form Ba bildirimine, mükellefler tarafından dahil edilerek Başkanlığa elektronik ortamda bildirimi gerçekleştirilecektir.”

MADDE 8 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 9 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’Nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı(pdf)

Maliye idaresi sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen mükellefler nezdinde vergi tekniği raporları düzenlenmekte daha sonra da bu kişilerden mal ve hizmet alımında bulunan mükellefleri sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaktan incelemeye alıp tarhiyatlar yapmaktadır. Ayrıca bu suçlar, Vergi Usul Kanunu'nda yer alan kaçakçılık suçlarının konusunu da oluşturduğu için mükellefler nezdinde beş yıla kadar hapis istemiyle ceza davası da açılmaktadır.

Kamu hizmetlerinin finanse edilmesi amacıyla alınan vergilere ülkede yaşayanların eşit ve adil katılımının sağlanması için vergi incelemesi yapılması önemli olmakla birlikte inceleme sürecinde hatalar da yapılmakta ve bu nedenle mükellefler yargıya başvurmak zorunda kalmaktadırlar.

Bilindiği üzere idare tarafından tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar Vergi Ceza İhbarnamesi ile muhataplarına tebliğ edilmektedir. Vergi Ceza İhbarnamelerinde yer alması gereken bilgilere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 35'inci maddesinde yer verilmiş olup; bunlar arasında vergi inceleme raporları da bulunmaktadır. Ancak İdare hem bu düzenlemeyi hem de Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi Mahremiyeti” ile ilgili düzenlemelerini gerekçe göstererek vergi ceza ihbarnamelerine vergi inceleme raporlarını eklemekte tarhiyatın esas dayanağı olan vergi tekniği raporlarını ise eklememektedir.

Bu durum savunma hakkının zedelendiği gerekçesi ile uzun zamandır eleştiri konusu yapılmakta ve ihtilaflara konu olmaktadır.

24.06.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında E.2020/9, K. 2020/2 sayılı Kararı ile bu durum kesin olarak açıklığa kavuşturulmuştur.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, söz konusu Kararında “vergi inceleme raporunun ve/veya vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin esasa etkili bir şekil hatası oluşturmadığı ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal etmediği” yönünde karar vermiştir.

Oyçokluğuyla alınan Kararda, tarhiyatın dayanağı olan raporun ihbarname ekinde davacıya tebliğ edilmediği ya da dava dosyasına sunulmadığının saptandığı hallerde 2577 sayılı Kanun'un 20'nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan kural ve resen araştırma ilkesi uyarınca yargı mercii tarafından ara kararıyla istenilmesinin mümkün olduğu, ancak idarenin dayanak raporu dava dosyasına da sunmaması halinde ise sebep unsurunun ortaya konulamamış olması nedeniyle tarh işleminin iptali yönünde karar verileceğinde kuşku bulunmadığı belirtilmiştir.

Dolayısıyla mükellefler dayanağını bilemedikleri ya da göremedikleri vergi ve ceza ihbarnamesine karşı ancak dava açtıktan sonra neden vergi ve cezaya muhatap olduklarının gerekçesini öğrenebileceklerdir.

Görünen o ki mükellefler, haklarında yapılan tarhiyatın esas dayanağı olan vergi tekniği raporlarını ancak mahkemeye giderlerse görebileceklerdir. Diğer bir ifade ile mükellefe “sen davanı aç, nedenini mahkemede öğrenirsin” denilmektedir.

https://www.dunya.com/ekonomi/vergi-teknigi-raporunu-gormek-icin-dava-acmak-gerekiyor-haberi-475095

(SGK’nın TÜRMOB’a Gönderdiği Cevabi Yazı)

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı :51592363-045.02-E.8230373

Tarih: 10/07/2020

Konu : Eksik Gün Nedeni

TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ

İlgi: 22/6/2020 tarihli ve 3836 sayılı yazınız

İlgide kayıtlı yazınızda Covid 19 pandemisi kapsamında alınan tedbirleri müteakip geçilen normalleşme süreci sonrasında birçok firmanın kısa çalışma ödeneğini sonlandırdığı, birliğinize gelen yoğun sorularda Haziran ayının kalan süreleri için çalışanlarını nakdi ücret desteği kapsamında ücretsiz izinden yararlandırmak isteyen işverenlerin 27-Kısa Çalışma Ödeneği ve Diğer Nedenler mi yoksa 29-Pandemi Ücretsiz İzin veya Diğer (4857 Geç. 10. Md.) kodunu mu seçecekleri hakkında tereddüt oluştuğu belirtilmiştir.

Konuya ilişkin olarak 24/06/2020 tarihli ve 7448589 sayılı yazımız ile söz konusu husus Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İşsizlik Sigortası Dairesi Başkanlığı’ndan sorulmuştur.

İlgili Başkanlıktan alınan görüş yazısında;

17/04/2020 tarihli ve 31102 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7244 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanununun geçici 10 uncu maddesi uyarınca ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile iş sözleşmesi işsizlik ödeneğine hak kazanacak şekilde feshedilmesine rağmen işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamaları kaydıyla, geçici 10 uncu maddede yer alan fesih yapılamayacak süreyi geçmemek üzere, nakdi ücret desteği ödenebilmesi hüküm altına alındığı,

22/04/2020 tarihinde kabul edilen 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24 üncü Maddesi Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esasların “Başvuru Esasları” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının a) bendinde ” Nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin aylık bildirimler,

https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın 3’üne kadar işverenlerce yapılır. Bu şekilde bildirimi yapılan işçiler için ilgili aya ait Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde eksik gün nedeninin, “28-Pandemi Ücretsiz İzin” olarak seçilmesi gerekmektedir. 5510 sayılı Kanunun Ek-9 uncu maddesi kapsamında ev hizmetlerinde ay içerisinde 10 günden fazla sigortalı çalıştıranlar ise bu durum değişikliğini, ücretsiz iznin verildiği ayın sonuna kadar aynı eksik gün koduyla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine/Sosyal Güvenlik Merkezlerine bildirirler.” Hükmünün yer aldığı,

Uygulama bakımından 4447 sayılı Kanunun Geçici 24 üncü maddesi kapsamında ücretsiz izin bildirimi yapılacak dönemde, pandemi nedeniyle verilen ücretsiz izinle birlikte ilgili Madde (Geçici 24) kapsamına girmeyen bir eksik gün nedeninin söz konusu olması halinde (kısa çalışma ödeneği de olsa), Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde eksik gün nedeninin, “29-Pandemi Ücretsiz İzin ve Diğer” olarak seçilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Konuya ilişkin Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İşsizlik Sigortası Dairesi Başkanlığı’ndan alınan görüş yazısı da yazımız ekinde yer almakta olup belirtildiği şekilde işlem yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Savaş ALIÇ

Genel Müdür V.

Kaynak: TÜRMOB

Gece - gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları çalıştırılan işlerde postalar birbirlerinin yerini alacak şekilde düzenlenir. Yargıtay, 1 ay gece vardiyasında çalışan işçinin, sözleşmesini feshetmesini haklı bulmuş, kıdem tazminatına hükmetmiştir

Son dönemde kısa çalışma uygulaması ile birlikte çalışma sürelerinin düzenlenmesi çalışma yaşamında diğer konulara nazaran daha ön plana çıktı. Aslında çalışma sürelerinin düzenlenmesi işçinin sağlığının korunması ve belirlenen çalışma süresine göre hakkı doğuyorsa fazla çalışma ücretinin ödenmesini gerektirmesi, iş hukukunun doğumundan beri ana sorun alanlarının başında gelmektedir.

Hukuk sistemlerinde ve bizim mevzuatımızda da bu nedenle birçok düzenleme yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler işçinin çalışma süresini sınırlandırmaya ve fazla çalışma yapıyorsa ücretinin ödenmesini sağlamaya yönelik düzenlemelerdir.

Mevzuatımız işçinin çalışma süresini sınırlandırırken kural olarak işyerinin çalışma süresini sınırlandırmamaktadır. İşyeri yedi gün yirmi dört saat boyunca kesintisiz çalıştırılabilmektedir. Bu şekilde işçiler için vardiyalar düzenlenmekte, işçi özelinde çalışma süresi sınırlandırılırken, işyeri açısından kesintisiz faaliyet sürdürülebilmektedir.

Vardiyaya takılmak kıdem hakkı doğurur

Postalar halinde...

Postalar halinde çalışmada işçilerin çalışma düzenlerine ilişkin İş Kanunu’nun 69. maddesinde posta düzenlemesinin ve posta değişikliğinin nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Diğer konuların düzenlenmesi ise İş Kanunu’nun 76. maddesi ile yönetmeliğe bırakılmıştır.

Bu doğrultuda, Postalar Halinde İşçi Çalıştırılarak Yürütülen İşlerde Çalışmalara İlişkin Özel Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çıkarılmıştır.

Gece çalışması

Postalar halinde çalışma aynı zamanda işçinin gece çalışması anlamına gelmektedir. Hukuk sistemimize göre gece en geç 20.00’de başlayıp, en erken 06.00’da biten dönemi ifade etmektedir.

Bir çalışmanın yarıdan fazlası bu sürelere denk geliyorsa, ilgili çalışma bir gece çalışmasıdır. Dolayısıyla postalar halinde çalışmada düzenleme getirilen temel konu da işçinin gece çalışmalarıdır. İşçilerin gece vardiyalarında 7.5 saatten fazla çalıştırılmaları yasaktır. Bu doğrultuda yönetmelik, postalar halinde çalışmada en az üç vardiya düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. İşçinin gündüz çalışmasında olduğu gibi gece çalışmasında da 11 saatlik üst sınırı uygulayarak, iki vardiyalı düzenlemeler kural olarak yasaktır.

Fakat turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmeti yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir. Ayrıca zorunlu ve olağanüstü fazla çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda da gece çalışması yedi buçuk saati aşabilecektir. Dolayısıyla bu istisnaların söz konusu olduğu durumlarda ikili vardiya düzeni gündeme gelebilecektir.

Sürekli gece işi sağlığı etkiler mi?

Postalar halinde çalışmanın düzenlenmesinin temel amacı işçinin sürekli aynı postada çalıştırılmasını engelleyerek, dinlendirilmesinin sağlanmasıdır. İşçinin sürekli gece vardiyasında çalıştırılmasının, işçinin sağlığını bozacağı açıktır.

Bu nedenle kanunda gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları kullanılan işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra gelen ikinci çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle postalar sıraya konulacağı düzenlenmiştir.

Fakat gece ve gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası da uygulanabilecektir. Bu şekilde işçinin azami iki haftada bir vardiyasının değiştirilmesi zorunludur.

Nöbetleşe işçi postası

Yönetmeliğe göre, işveren gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen işçiye, olanakların elverdiği ölçüde gündüz postasında durumuna uygun bir iş vermekle yükümlüdür.

Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları çalıştırılarak yürütülen işlerde postalar birbirlerinin yerini alacak şekilde düzenlenir. Böylece en fazla iki iş haftası gece çalıştırılan işçinin, takip eden iş haftasında gündüz çalıştırılması zorunludur. Postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az on bir saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamaz.

Hafta tatili yapmak zorunlu

Postalar halinde olmayan çalışmalarda olduğu gibi postalar halinde çalışmada da kesintisiz en az 24 saat olmak üzere hafta tatili kullandırılması zorunludur. İşçinin postalar halinde çalışması hafta tatili yapmamasının gerekçesini oluşturmaz.

Fakat vardiyası gece biten işçinin takip eden günün aynı saatine kadar çalıştırılmaması şartıyla, işten gece ayrılmış olması hafta tatilinin kullandırılmadığı anlamına gelmeyecektir. Kanun yirmi dört saat esasını getirdiğinden, hafta tatili süresinin iki güne yayılması, kullandırılmadığı anlamına gelmeyecektir.

Derhal fesih

Postalar halinde çalışma kurallarına uyulmaması, işçi açısından mevzuatla belirlenen çalışma şartlarına uyulmaması anlamına geliyor. Çalışma şartlarının uygulanmaması ise işçiye kıdem tazminatını alarak iş sözleşmesini derhal feshetme imkanı sunuyor. Yargıtay incelediği bir olayda, bir ay boyunca gece vardiyasında çalıştırılan işçinin, iş sözleşmesini bu nedenle feshetmesini haklı bulmuş, kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay söz konusu kararında; işverenin işçiyi yönetmeliğe aykırı olarak çalıştırdığını ayrıca gözetme borcuna aykırı davrandığını ifade etmiştir. İşçinin iş sözleşmesini bu nedenle haklı olarak feshettiğini ve kıdem tazminatına hak kazandığını vurgulamıştır. Cem Kılıç

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cem-kilic/vardiyaya-takilmak-kidem-hakki-dogurur-6257849

Pazartesi, 13 Temmuz 2020 10:18

Şirketlerde Kar Dağıtımı

7244 sayılı Yeni Koronavirüs (COVID- 19) salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12’nci maddesi ile Türk Ticaret Kanunu’na geçici 13. madde eklenerek, sermaye şirketlerinde kâr dağıtımını kısıtlayıcı, başka bir anlatımla, geçici bir süre kâr dağıtımı sınırlaması getirilmiştir. Söz konusu madde aynen aşağıdaki gibidir.

“Geçici Madde 13-

1) Sermaye şirketlerinde, 30/9/2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının yalnızca yüzde yirmi beşinin dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez, genel kurulca yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez. Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirketler hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. Bu fıkrada belirtilen süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

2) Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının yüzde yirmi beşini aşan kısma ilişkin ödemeler birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar ertelenir.

3) Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine ilişkin istisnalar ile uygulamaya dair usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığı yetkilidir.”

Daha sonra Ticaret Bakanlığı tarafından “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 13’üncü maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” yayımlanarak, kâr dağıtımı sınırlamasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

Kâr dağıtımının sınırlandırılmasına ilişkin düzenleme, Koronavirüs salgını nedeniyle ticari hayatta meydana gelen yavaşlamanın sermaye şirketlerinin finansal yapıları üzerinde ortaya çıkarabileceği olumsuz sonuçları bertaraf etmek için ihtiyatlılık politikası gereği olarak şirket kaynaklarının nakit kâr dağıtımı yapılmak suretiyle azaltılmaması, şirketlerin mevcut öz kaynaklarının korunması ve ilave finansman ihtiyacının doğmaması amacıyla yapılmıştır.

Kâr dağıtımına ilişkin sınırlama; 7244 sayılı Kanun’un yayımı tarihinden (17 Nisan 2020) 30.09.2020 tarihine kadar geçerli olacak, geçici bir uygulamadır. Ayrıca bu süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır. Cumhurbaşkanı tarafından sürenin uzatılması halinde de sınırlama (süre en fazla üç ay uzatılabileceği için) 31 Aralık 2020 tarihine kadar uygulanacaktır.

Sermaye şirketlerinde 17.04.2020 tarihinde sınırlama süresinin sonuna kadar, 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan tutarının nakden dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez. Bu sınırlama Türk Ticaret Kanunu’nun 462. maddesi uyarınca iç kaynaklardan yapılacak sermaye artırımlarında uygulanmaz.

- Sermaye şirketlerinde genel kurul tarafından sınırlama sürenin sonuna kadar yönetim organına kar payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez.

- 17.04.2020 tarihinden önce genel kurulca kâr payı dağıtımı kararı alınmış, ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, belirlenen sınırı aşan kısma ilişkin ödemeler ile hesap döneminde zarar edilmiş olmasına karşın serbest yedek akçelerden dağıtım kararı alınmışsa henüz ödenmemiş kısma ilişkin tüm ödemeler sınırlama süresinin sonuna kadar ertelenir. Ertelenen ödemelere ilişkin olarak faiz tahakkuk ettirilmez.

Genel kurulca yönetim organına kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilmişse, avans ödemeleri sınırlama süresinin sonuna kadar ertelenir.

7244 sayılı Kanun’un yayımından önce 2019 hesap dönemine ilişkin kar payı dağıtım kararı alınmış ve pay sahiplerine 2019 yılı karının %25’ini aşan tutarda ödeme yapılmışsa, yapılacak herhangi bir işlem yoktur. Ancak genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmen ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının %25’ini aşan kısma ilişkin ödemeler sınırlama süresinin sonuna kadar ertelenir.

Not: Konu ile ilgili ilk yazımız 13 Nisan 2020 tarihli olup söz konusu yazının ayrıntıları ve hukuki dayanaklarının bir bölümü bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır. Veysi Seviğ

https://www.dunya.com/kose-yazisi/kurumlarda-kar-dagitimi/474976

1- 01/07/2020 tarihinden itibaren;

− Kamu Kurumları

− 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorundadır.

2- 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler.

3- İş sağlığı ve İş Güvenliği Kanunun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise Kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir.

İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KANUNU KAPSAMINDA YERİNE GETİRİLMESİ GEREKEN YÜKÜMLÜLÜKLER NELERDİR:

Kamu Kurumlarında ve az tehlikeli işyerlerinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu’nun 6’ncı ve 7’nci maddeleri yani işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu 6495 sayılı Kanunla 01/07/2020 tarihine ertelenmişti. 01/07/2020 tarihinden itibaren yeni bir erteleme olmaması halinde Kanunun yayım tarihinden itibaren yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerle birlikte işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma yükümlülükleri yerine getirilmek zorundadır.

1-) İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin;

− Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirmek, çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet olarak almak,

− Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılamak,

− İşyerinde risk değerlendirmesi yapmak,

− Acil durum planlarını hazırlamak,

− Yangınla mücadele ve ilk yardım çalışmalarını yapmak,

− Çalışanlarını bilgilendirmek ve iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimlerini sağlamak,

− Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmak,

− İş ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildiriminin yapılmasını sağlamak,

− Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlamak,

gibi görevleri bulunmaktadır.

2-) 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği
hizmetlerini yürütebilirler.

3-) İşveren, çalışanların;

− İşe girişlerinde.

− İş değişikliğinde.

− İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde,

− İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla,

sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz. 2014 yılında 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınacağı ancak 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabileceği imkanı sağlanmıştır.

4-) İş güvenliği uzmanlarının bir işyerinde görev alabilmesi için tehlike sınıfına uygun belgesinin olması gerekmektedir. Buna göre;

− Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı,

− Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı,

Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranmaktadır.

01/07/2020 tarihinden itibaren B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları çok tehlikeli sınıfta, C sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları da tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde görevlendirilemeyeceklerdir.

5- 6331 sayılı Kanuna göre, 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde;

− İş güvenliği uzmanı ve veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverenlere, görevlendirmediği her bir kişi için 3.516,00 TL, olmak üzere ve aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktarda,

− Görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi bütün ihtiyaçlarını karşılamayan işverenlere, 3.516,00 TL tutarında,

− Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluş tarafından iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonu sağlamayan, çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilenmesi muhtemel konular hakkında, görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinde çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirmeyen işverenlere, her bir ihlal için ayrı ayrı 3.516,00 TL tutarında,

İdari para cezası uygulanacaktır.

İş sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu’nda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde 2020 yılı için uygulanacak diğer idari para cezaları ekli tabloda belirtilmiştir.

Kaynak: TÜRMOB

Cumartesi, 11 Temmuz 2020 11:53

Küçük İşletmelere e-Ticaret Rehberi

Geleneksel pazarlama yöntemlerine ve satış faaliyetlerine e-ticaret’i de ekleyen firmaların sayısı her geçen gün artıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için de uygun bir ticaret sistemi olan e-ticaret, firmaların belirli bir satış noktasının dışına çıkarak satışların artmasına ve daha hızlı bir şekilde ödemelerin alınmasına olanak sağlıyor. Fiziki mağaza sahibi olan işletmeler için önemli bir satış kanalı olan e-ticaret, az maliyetle ürünlerini tüketici ile buluşturmak isteyen herkesin ilgi alanında. Peki bu konuda dikkat edilmesi gerekenler neler?

Avukat Elvan Kılıç, “E-ticaret; hukukumuzda elektronik ticaretin düzenlenmesi hakkındaki kanun ile düzenlenmiş olup bu kanun 2014 yılında Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu kanunun amacı, elektronik ticarete ilişkin esas ve usulleri düzenlemek olup ticari iletişimi, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluklarını, elektronik iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmeler ile elektronik ticarete ilişkin bilgi verme yükümlülüklerini ve uygulanacak yaptırımları kapsamaktadır" diyor ve konu hakkında şu bilgileri veriyor:

E-ticaret nasıl yapılır?

- E-ticaret yapabilmek için ilk öncelikle vergi mükellefi olmak gerekmektedir. Vergi mükellefi olmak fatura kesebilmek gibi bir yükümlülük getirmektedir.

- Bir e-ticaret yazılımına sahip olmak gerekmektedir.

- Ürün ve hizmetlerin teslimat yönünü belirlemek gerekir.

- Yapılacak olan e-ticaretin kanuna uygun olması gerekmektedir. Ayrıca kişisel verilere ilişkin KVKK kapsamında titiz bir şekilde e-ticaret yapmak da bir diğer önemli noktadır.

E-ticaret çerçevesinde uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan en önemlisi satış aşamasında uyulması gerekilen kurallardır. Bunlar şöyle sıralanıyor:

- E-ticaret firmaları, kullanıcıların kolaylıkla ulaşabilecekleri şekilde ana sayfalarda, kendilerini tanıtan bilgilere yer vermek zorundadır. Merkez adresleri, iletişim numaraları, işletme adı ya da tescilli marka gibi bilgilere, ziyaretçiler tarafından kolaylıkla ana sayfadan ulaşılabilmelidir.

- E-ticaret sitesinin arayüzünde alınan ürün, ek masraflar, toplam bedel gibi bilgilerin yer aldığı sipariş özetine yer verilmelidir. Ayrıca bu sayfada, kullanıcının alışverişten vazgeçmesini ya da siparişini değiştirmesine imkân tanımak da firmaların uyması gereken kurallardandır.

- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da mesafeli sözleşmelere ilişkin mevzuatta düzenlenmeyen hususlarda kapıdan satış sözleşmelerine yaptığı atıf gereği hem ön bilgilendirme formunda hem mesafeli sözleşmede “cayma hakkına ilişkin maddelerin” 16 (on altı) punto olarak tüketicinin bilgisine sunulması gerekliliği uygulamada yer bulmaktadır.

- Ön bilgilendirme kurallarına uyularak yapılan online alışverişlerin ardından siparişin alındığına dair bilgi mutlaka tüketiciye verilmelidir. SMS, telefon, e-posta gibi araçlardan birini kullanarak tekrar bilgi verilmesi de zorunludur.

- Siparişin tamamlanmasının ardından onaylanan mesafeli sözleşme, elektronik ya da fiziki ortam aracılığıyla tüketiciye gönderilmelidir. Belli bir ciroyu aşan firmalar e-fatura uygulamasına geçmek konusunda zorunlu tutulurken daha az ciroya sahip e-ticaret firmaları da e-arşiv ve e-fatura uygulamalarını tercih edebilir.

- Satış işleminin gerçekleştirilmesinin ardından, e-ticaret sitesinde belirtilen süre içerisinde ürün mutlaka tüketiciye teslim edilmelidir. Eğer herhangi bir teslim süresi belirtilmemişse sipariş tarihinden itibaren 30 gün içerisinde teslimat gerçekleştirilmelidir. Teslimat süresinin aşılması durumunda tüketici, sözleşmeyi feshederek yasal faiziyle birlikte ödediği bedeli talep edebilir.

- Tüketici, ürün ve hizmetin satın alınmasının ardından 14 gün içerisinde sözleşmeden cayabilir. Bunu yaparken de herhangi bir sebep göstermesine ya da cezai bedel ödemesine gerek yoktur.

- Cayma hakkını kullanmak isteyen tüketiciler, bu durumu e-ticaret sitesine bildirdikten sonra firmalar 14 gün içerisinde ücret ve kargo gibi bedelleri iade etmek zorundadır. Tüketiciler ise cayma hakkını kullandıklarını bildirmelerinin ardından 10 gün içerisinde ürünü, e-ticaret firmasına iletmelidirler.

Bilginin güvenliği

E-ticaretin gelişmesinin bir başka önemli öğelerinden biri bu ortamda gönderilen bilginin güvenliği konusudur. Elektronik ticaretin geliştirilmesi için, internet ortamında gerçekleştirilen her türlü iletişime yalnızca işleme taraf olanlarca erişilebilmesinde ısrar etmek gerekmektedir. Bu garanti sağlanmadan gerekli güven ortamı yaratılamayacak, dolayısıyla elektronik ticaret gelişemeyecektir. Özellikle internet gibi açık sistemlerin kullanılması suretiyle yapılan elektronik işlemlerde tüketici ve diğer kullanıcılar açısından en önemli konular şunlardır;

- Altyapıda yer alan ağ hizmetlerinin güvenliği,

- Hukuki işlemlerin güvenlikli olması

- Hem işlemler hem de taraflar hakkındaki bilgilerin doğrulanması. - Eğer kullanıcılar internetin, haberleşmelerinin ve verilerinin istenmeyen kişilerce elde edilmesi ya da değiştirilmesi konusunda güvenli olduğundan emin olmazlarsa, elektronik ticaretin gelişimi de başarılı olmayacaktır.

ENFORMASYON ALTYAPISI

- Güvenilir bir iletişim ağı,

- Bu ağlara saldırılardan enformasyon sistemlerini korumak için, etkili araçlar,

- İstenmeyen yetkisiz kişilerin kullanımından elektronik enformasyonun güvenli bir şekilde korunmasını sağlamak,

- Sistemlerini ve verilerini nasıl koruyacağını bilen iyi eğitimli personel.

- Tehlikelerden uzak ve güvenilir bir global enformasyon altyapısı, şifreleme, doğruluğunu tasdik, şifreleme kontrolü, güvenlik duvarı gibi bir dizi teknolojinin etkin ve tutarlı kullanımını gerektirir. İnternette dijital imzayı destekleyen güvenilir onay hizmetlerinin gelişimi özel bir önem taşımaktadır. Hem imzalar hem de güvenli kullanım şifreleme ile ilgili anahtarların kullanımına bağlıdır.

https://www.dunya.com/ekonomi/kucuk-isletmelere-e-ticaret-rehberi-haberi-474903

 T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri /54

Konusu        : Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı
Tarihi     : 9/7/2020
Sayısı    : KVK-54 / 2020-1 / Yatırım İndirimi – 40
İlgili olduğu maddeler            : Vergi Usul Kanunu Mükerrer Madde 298

Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/A

Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 69

İlgili olduğu kazanç türleri    : Ticari Kazanç, Zirai Kazanç

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına istinaden yıllık olarak hesaplanan ve Bakanlığımızca ilan edilen yeniden değerleme oranına, vergi kanunlarından kaynaklanan nedenlerden dolayı geçici vergi dönemlerinde de ihtiyaç duyulmaktadır.

2020 yılı ikinci geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı % 2,10 (yüzde iki virgül on) olarak tespit edilmiştir.

Duyurulur.

Bekir BAYRAKDAR

Gelir İdaresi Başkan V.

5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun 28.03.2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun genel gerekçesinde özetle “Mü­kel­lef­le­rin, baş­ta Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı ol­mak üze­re di­ğer ka­mu ku­rum ve ku­ru­luş­la­rıy­la olan iliş­ki­le­ri­nin yü­rü­tül­me­sin­de, ve­ril­me­si ge­re­ken be­yan ve bildi­rim­le­rin dü­zen­len­me­sin­de, çe­şit­li ya­sal yü­küm­lü­lük­le­rin tam ve za­ma­nın­da ye­ri­ne getirilmesinde 3568 sa­yı­lı Ka­nu­na gö­re yet­ki al­mış mes­lek men­sup­la­rı­nın çok önem­li bir rol oyna­dı­ğı bilin­mek­te­dir.

El­de edi­len ge­lir­le­rin be­ya­nı ve öden­me­si, ka­mu ku­rum ve ku­ru­luş­la­rı­na ve­ril­me­si ge­re­ken beyan ve bil­di­rim­le­rin dü­zen­len­me­si, çe­şit­li ya­sal yü­küm­lü­lük­le­rin tam ve za­ma­nın­da ye­ri­ne geti­ril­me­si ve or­ta­ya çı­ka­bi­le­cek an­laş­maz­lık­la­rın çö­zü­mü gi­bi du­rum­lar cid­di ve önem­li kavram­lar olup, il­gi­li ya­sa­lar­da be­lir­til­miş­tir.

Mes­lek men­sup­la­rı ve per­so­ne­li, baş­ta mes­lek ya­sa­sın­da be­lir­ti­len iş­ler ol­mak üze­re çe­şit­li ya­sa­lar ne­de­niy­le mey­da­na çı­kan, gün­cel ma­li ve eko­no­mi ile il­gi­li iş­ler ne­de­niy­le yo­ğun ve yo­ru­cu bir iş tem­po­suy­la ça­lış­mak­ta, ru­hen ve be­de­nen yo­rul­mak­ta ve ken­di­le­ri­ne ay­rı­lan bir ta­til za­ma­nı ol­ma­dı­ğın­dan do­la­yı ye­te­rin­ce din­le­ne­me­mek­te­dir­ler. Bu du­rum, mu­ha­se­be iş­lem­le­ri­nin, ma­li iş­lem­le­rin ve di­ğer çe­şit­li iş­le­rin ve­ri­mi­ni dü­şür­mek­te, dü­zen­li ola­rak yü­rü­tül­me­si­ni engellemek­tedır.

Mali müşavirler ta­kip eder­ken, yoğun bir iş stre­si içe­ri­sin­de ya­şa­mak­ta­dır­lar. Ya­pı­lan düzenleme­nin ama­cı, mes­lek men­sup­la­rı­nı yo­ğun iş stre­sin­den uzak­laş­tı­ra­rak, da­ha ve­rim­li ve sağ­lık­lı ça­lış­ma­la­rı­nı sağ­la­ma­ya yö­ne­lik­tir.

Din­len­me­nin her ça­lı­şa­nın hak­kı ol­du­ğu da Ana­ya­sa­mız­da be­lir­til­miş­tir. Söz ko­nu­su ma­li ta­til uy­gu­la­ma­sı ile mes­lek men­sup­la­rı ta­til ya­pa­bi­le­cek olup, ça­lış­ma­la­rın da­ha dü­zen­li ve ve­rim­li ol­ma­sı sağ­la­na­cak­tır. Mev­cut iş­ler­de ge­cik­me ya­şan­ma­ya­cak, hiz­met­le­rin ak­sa­ma­sı ve­ya durma­sı gi­bi bir du­rum or­ta­ya çık­ma­ya­cak, as­ga­ri dü­zey­de be­lir­le­ne­cek olan nö­bet­çi personeller va­sı­ta­sıy­la ya­sal iş­lem­le­rin ve dü­zen­le­me­le­rin ak­sa­ma­dan de­vam et­me­si sağ­la­na­cak­tır. »

Kanunun 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, belirtilen hükümlere göre, mali tatil, her yıl temmuz ayının birinci gününden (haziran ayının son gününün resmi tatil olması halinde ise temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden) başlayarak aynı ayın yirminci günü sona erecektir.

Bu kanun Sosyal Güvenlik Kurumu ve sair kanunlarda belirtilen bildirimleri kapsamamaktadır.

Mali tatil Kanunu mali müşavirlerin tatil yapmasına olanak tanımak amacıyla çıkartılmış olmasına karşın, mali müşavirlik mesleğini icra edenler, fiilen bu yasadan yararlanamamaktadırlar.

Mali müşavirlik mesleğinin yükü çok ağırdır. Bu sebeple onlar isteseler de ve bu olanak Kanunla verilmiş olmasına karşın tatil yapmazlar, yapamazlar.

Çünkü, muhasebe mesleği sadece beyanname vermekten ibaret değildir. Bu durum her zaman göz ardı edilmektedir.

Mali müşavirler, şirketlerin kuruluşundan başlayarak, ihracat ve ithalat işlemleri, marka patent bürokrasisi, teşvik işlemleri vb. gibi sayısız gözle görülmeyen kanuni işleri de yapmak zorundadır.

Muhasebe mesleğini icra edenler arasında haksız rekabet bulunmaktadır ve bu husus senelerdir meslek mensupları tarafından dile getirilmektedir.

Mali müşavirler, Anayasanın “Zorla çalıştırma yasağı” başlıklı 18. Maddesinde “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” Kelimeleri ile belirtilen Angarya yasağının kendileri için de uygulanmasını istemektedirler. (Angarya kelimesi Türk Dil Kurumu Sözlüğünde “Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.” Olarak açıklanmaktadır. )

Ayrıca sermayeleri emekleri olan Mali Müşavirler, bu emeklerinin tam karşılığı olmayan ücretlerini zamanında alamamaktan yakınmaktadırlar. Bu durum çok uzun senelerdir mali müşavirliğin kanayan yarasıdır. Bunu bütün piyasa bilmektedir. Ancak ne yazık ki bu soruna bir çare aranmamış ve bulunmamıştır.

Evrakların çokluğu ve özellikle Mali Müşavirlik bürolarına her zaman geç ulaştırılmasından dolayı pek çok mali müşavir, beyannamelerin verileceği son gün gece saat 23.59’a kadar çalışırlar.

Çare ve Sonuç:

Mali müşavirlik ticari hayatımızın göz bebeği olması gereken bir meslektir.

Onun gereken yere getirilmesi için Mali Müşavirlerden soru sorulmaksızın (Anket değil. Çünkü, anketlerde sorulan sorular anket yapanların görüşleri çerçevesinde oluşturulmakta ve yönlendirilmektedir) sorunlarını anlatmaları istenmeli, sorunlar tespit edilmeli ve çare bulunmalıdır. Ruknettin Kumkale

Page 1 of 489

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • İstihdam Kalkanı Paketi Geliyor, İş Güvenliği Uzatılıyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 1 ay önce duyurduğu geniş…
  • 509 No' lu VUK Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı  Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan; VERGİ USUL KANUNU…
  • Vergi Tekniği Raporunu Görmek İçin Dava Açmak Gerekiyor Maliye idaresi sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen mükellefler…

Duyurular

Top