Mehmet Özdoğru

Mehmet Özdoğru

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

E-84098128-120[74-2021/1]-278022

01.09.2021

Konu

:

Deprem nedeniyle  ağır hasar kaydı olan gayrimenkullere ilişkin verilecek GMSİ beyanında zararın gider olarak indirilip indirilemeyeceği hk.

İlgi

:

15/03/2021 tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olduğunuzu, depremde ağır hasar gören … ada … parsel 14 bağımsız bölüm numaralı üç adet gayrimenkulünüz için … Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğünün … talebine istinaden 6306 sayılı Kanun gereğince söz konusu gayrimenkulleriniz için riskli yapı kararı alınması üzerine anılan Belediye tarafından yıkım kararı verildiği öte yandan, 2020 takvim yılında ilgili gayrimenkullerden dokuz ay kira geliri elde etmeniz nedeniyle beyanname verdiğinizi belirterek, söz konusu gayrimenkullerin amortisman sonrası kalan net değerinin zarar olarak beyan edilip edilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Gayrimenkul Sermaye İradının Tarifi" başlıklı 70 inci maddesinde; binaların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmış olup, maddenin 71 inci maddesinde; "Gayrimenkul sermaye iradında safi irat, gayrisafi hasılattan iradın sağlanması ve idamesi için yapılan giderler indirildikten sonra kalan müspet farktır." hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 74 üncü maddesinde de safi iradın bulunması için 21 inci maddeye göre istisna edilen gayrisafi hasılata isabet edenler hariç olmak üzere gayrisafi hasılattan  indirilecek giderler anılan maddede bentler halinde sayılmış, (6) numaralı bentte; kiraya verilen mal ve haklar için ayrılan amortismanların gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı Kanunun 88 inci  maddesinde; "Gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar (80 inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir. Bu mahsup neticesinde kapatılmayan zarar kısmı, müteakip yılların gelirinden indirilir. Arka arkaya beş yıl içinde mahsup edilmeyen zarar bakiyesi müteakip yıllara naklolunamaz.

Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz."  hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; kira gelirinizin beyanında gerçek gider usulünü seçmeniz halinde, istisna edilen gayrisafi hasılata isabet edenler hariç olmak üzere; Gelir Vergisi Kanununun 74 üncü maddesinin (6) numaralı bendine göre kiraya verilen gayrimenkulleriniz için ayrılan amortismanları indirim konusu yapmanız mümkün bulunmaktadır.

Ancak, deprem nedeniyle hasar gören söz konusu gayrimenkullerin amortisman sonrası kalan net değerinin, Gelir Vergisi Kanununun 74 üncü maddesi kapsamında gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmamakta olup; ayrıca deprem nedeniyle hasar gören gayrimenkuller için anılan Kanunun 88 inci maddesi gereğince sermayede vukua gelen eksilmelerin zarar olarak beyan edilemeyeceği de tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

GİB Ankara VD Başkanlığı Özelgesi

Tarih : 03.09.2021

Sayı : 38418978-120[37-20/32]-269530

GVK Md. Mük. 120

Zirai kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyetinin yanı sıra ticari kazanç mükellefiyetinin de olması durumunda, zirai kazanç yönünden geçici vergi ödeme yükümlülüğü bulunmadığından, geçici vergi beyannamesinde sadece gerçek usulde vergilendirilen ticari faaliyetten elde edilen gelirlere yer verileceği hk.

Özelge talep formunuzda; zirai kazanç yönünden gelir vergisi mükellefi olarak bilanço esasına göre defter tutmakta iken yıl içerisinde bu faaliyetinize ek olarak ticari kazanç mükellefiyetinin de açıldığı ve geçici vergi beyannamesi verme yükümlülüğünüzün oluştuğu belirtilerek, geçici vergi beyannamesinde sadece ticari faaliyetten elde edilen gelirlerin mi beyan edileceği diğer bir ifadeyle, zirai faaliyetten elde edilen gelirlerin vereceğiniz geçici vergi beyannamesine dahil edilip edilmeyeceği  hususunda Başkanlığımızın görüşü talep edilmektedir.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ticari Kazancın Tarifi” başlıklı 37. maddesinin birinci fıkrasında; “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanun’un 53. maddesinde; çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların bu Kanunun 94. maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54. maddede yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirileceği, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin bu kazançları için beyanname vermeyecekleri hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanun’un “Kazancın Bilanço Esasına Göre Tespiti” başlıklı 59. maddesinde;

“Çiftçiler, diledikleri takdirde işletme hesabı yerine bilanço esasına tabi tutulmalarını isteyebilirler.

Yazı ile yapılacak talep, müteakip vergilendirme dönemi başından, yeni işe başlayanlarda ise işe başlama tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bu suretle bilanço esasını kabul edenler iki yıl geçmedikçe bu usulden dönemezler.

Zirai kazancın bilanço esasına göre tespitinde, 56, 57 ve 58. maddeler hükmü de göz önünde tutularak, ticari kazancın bu husustaki hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca; adı geçen Kanun’un mükerrer 120. maddesinde, geçici vergiye ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, bu maddenin uygulanmasına yönelik olarak yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin; “1.Geçici Verginin Kapsamı” başlıklı bölümünün “1.1. Geçici Vergi Mükellefleri” alt başlıklı bölümünde;

  1. Basit usulde vergilendirilenler hariç ticari kazanç sahipleri, serbest meslek erbabı ve kurumlar vergisi mükellefleri geçici vergi ödemek zorundadırlar.

  1. Zirai kazanç sahipleriile ücret, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükelleflerinin geçici vergi ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; zirai kazancınız yönünden geçici vergi ödeme yükümlülüğünüz bulunmadığından, geçici vergi beyannamenizde sadece gerçek usulde vergilendirilen ticari faaliyetinizden elde edeceğiniz gelirlere yer vermeniz gerekmektedir.

7326 Sayılı Kanun kapsamında Vergi Usul Kanunu’nun Geçici 31 inci maddesine eklenen hüküm ile tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine[i] aktiflerine kayıtlı bulunan taşınmazlar ile amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini[ii] 31/12/2021 tarihine kadar yeniden değerleme imkanı getirilmişti. Birçok mükellef bu uygulamadan faydalandı ve  iktisadi kıymetlerini yasal kayıtlardaki değerlerini ve birikmiş amortismanlarını Mayıs 2021 sonu itibariyle güncelledi. Şimdi sırada 7338 sayılı Kanun kapsamında Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici 32 nci madde ile yeniden değerleme imkanı var. Üstelik bu imkan daha önce yeniden değerleme yapmayanlar için de bir fırsat.

VUK Geçici 32 ile Yeniden Değerleme Nasıl Yapılacak?

Uygulamayı daha önce Geçici 31 ile yeniden değerleme yapanlar ve yapmayanlar olarak ikiye ayırmak gerekiyor.

1-    VUK Geçici 31 ile Yeniden Değerleme Yapanlar

Getirilen düzenleme ile Vergi Usul Kanununun Geçici 31’nci maddesinin yedinci fıkra hükümlerini dikkate alarak yeniden değerleme yapan mükelleflere yeniden değerlemeye tabi tuttukları kıymetler ile bunların amortismanları için 31.12.2021 tarihli Yİ-ÜFE değerinin, 2021 yılı Haziran ayına ilişkin Yİ-ÜFE değerine bölünmesi ile bulunan oranı dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlenmiş tutarları tekrar yeniden değerleme imkanı tanınmıştır.

Örnek 1: ABC Sanayi A.Ş. 1 Mayıs 2019’da 1 Milyon TL’ye aldığı ve ömrü 5 yıl olan bir makineyi önce 31 Aralık 2021’de VUK Geçici 31 kapsamında, sonra da 31 Mart 2022’de VUK Geçici 32 kapsamında yeniden değerlemeye tabi tutmuştur(firma normal amortisman yöntemini kullanmaktadır). 

İktisap Bedeli

  1.000.000,00

İktisap Tarihi

1.05.2019

Amortisman Süresi

 5 Yıl

31.03.2021 BA

     450.000,00

Haziran 2019 Yİ-ÜFE

            457,16

Mayıs 2021 Yİ-ÜFE

            666,79

Katsayı

        1,458548

 

İKTİSAP TARİHİ

AMORTİSMAN ORANI

YDÖ

DD

YDÖ

BA

YDÖ

NDD

YDS

DD

YDS

BA

YDS

NDD

NET DEĞER ARTIŞI

1/5/19

20,00%

1.000.000

450.000

550.000

1.458.548,43

656.346,79

802.201,64

252.201,64

 

/

 

253

  458.548,43

 

 

257

  206.346,79

 

/

522

  252.201,64

689

      5.044,03

 

 

360

      5.044,03

 

İktisap Bedeli

1.458.548,43

İktisap Tarihi

1.05.2019

Amortisman Süresi

 5 Yıl

31.12.2021 BA

875.129,06

Haziran 2021 Yİ-ÜFE

693,54

Aralık 2021 Yİ-ÜFE

1.022,25

Katsayı

        1,473960

 

İKTİSAP TARİHİ

AMORTİSMAN ORANI

YDÖ

DD

YDÖ

BA

YDÖ

NDD

YDS

DD

YDS

BA

YDS

NDD

NET DEĞER ARTIŞI

1/5/19

20,00%

1.458.548,43

875.129,06

583.419,37

2.149.841,58

1.289.904,95

859.936,63

276.517,26

 

/

 

253

691.293,15

 

 

257

   414.775,89

 

/

522

   276.517,26

689

      5.530,35

 

 

360

      5.530,35

2-    VUK Geçici 31 ile Yeniden Değerleme Yapmayanlar

Düzenlemenin ikinci imkanı ise VUK Geçici 31 inci madde hükümlerinden yararlanmayan mükelleflere ikinci bir şans verilmesidir. Bu mükelleflere, 31.12.2021 tarihli bilançolarında kayıtlı bulunan taşınmazlar ile amortismana tabi diğer iktisadi kıymetleri yeniden değerleme imkanı verilmiştir.

Örnek 2: XYZ Sanayi A.Ş. 1 Mayıs 2019’da 1 Milyon TL’ye aldığı ve ömrü 5 yıl olan bir makineyi 31 Mart 2022’de VUK Geçici 32 kapsamında değerlemeye tabi tutmuştur(firma normal amortisman yöntemini kullanmaktadır). 

İktisap Bedeli

  1.000.000,00

İktisap Tarihi

1.05.2019

Amortisman Süresi

 5 Yıl

31.12.2021 BA

     600.000,00

Haziran 2019 Yİ-ÜFE

            457,16

Aralık 2021 Yİ-ÜFE

         1.022,25

Katsayı

        2,236088

 

İKTİSAP TARİHİ

AMORTİSMAN ORANI (%)

YDÖ

DD

YDÖ

BA

YDÖ

NDD

YDS

DD

YDS

BA

YDS

NDD

NET DEĞER ARTIŞI

1/5/19

20,00%

  1.000.000

  600.000

  400.000

2.236.088

  1.341.652

894.435,21

494.435,21

 

 

/

 

253

  1.236.088,02

 

 

257

     741.652,81

 

/

522

     494.435,21

689

         9.888,70

 

 

360

         9.888,70

VUK Geçici 32 ile Yeniden Değerleme Ne Zaman Yapılacak ve Beyanname Ne Zaman Verilecek?

2022 hesap dönemi içinde istenildiği zaman yapılabilir. Ancak enflasyonist ortamda paranın zaman değerini de düşünerek, muhasebeleştirilecek amortisman gideri sayesinde oluşturulacak vergi faydasından maksimum verim alabilmek adına hemen yapılması tavsiye edilmektedir.

Değer artışı tutarı üzerinden %2 oranında hesaplanan vergi, yeniden değerleme işleminin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar bir beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine beyan edilecek ve ilk taksiti beyanname verme süresi içinde, izleyen taksitler beyanname verme süresini takip eden ikinci ve dördüncü ayda olmak üzere üç eşit taksitte ödenecektir. Örneğin birinci geçici vergi beyannamesinde vergi matrahını düşürmek isteyen bir mükellef 31 Mart’ta yeniden değerleme yapıp beyannamesini 30 Nisan’a kadar beyan edebilir(şu an BDP’de ilgili beyanname hazırlanıp beyan edilebilir durumdadır).

Ödenecek vergi gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde KKEG olarak dikkate alınacaktır. Öte yandan,  beyanın zamanında yapılmaması ya da tahakkuk eden verginin süresinde ödenmemesi halinde yeniden değerleme hükümlerinden faydalanılamayacaktır.

VUK Geçici 32 ile Yeniden Değerlemenin Faydaları Nelerdir?

Yeniden değerleme yapmaya karar vermeden önce değerleme sonucu ödenecek %2 vergi ile değerleme sayesinde yazılacak amortisman giderinin yaratacağı vergi faydasını karşılaştırmak gerekir. Fırsat maliyeti vergi faydası lehine olan işletmelerin muhakkak uygulamayı tercih etmeleri gerektiği kanaatindeyiz. Buna ek olarak şu faydaları da sıralamak mümkündür:

- Satılması muhtemel bir sabit kıymeti olan ve bu satıştan ciddi kar yazacak olan işletmeler yeniden değerleme yaparak satış karlarını düşürebilirler. Özellikle primin çok fazla olduğu arsa-arazi satışlarında ortada her ne kadar yazılacak bir amortisman gideri olmadığından ödenecek %2’lik vergi göze batıyor olsa da yeniden değerleme ile arsa-arazi maliyetini artırıp satış karını minimize etmek ciddi vergi avantajı yaratabilir.

- Özkaynak yapısı yeteri kadar güçlü olmadığı için örtülü sermaye, teknik iflas ve finansman gider kısıtlamasından mustarip olan kurumlar yeniden değerleme yaparak örtülü sermaye ile FGK’nın yarattığı ekstra vergi yükünü bertaraf edebilir veya teknik iflastan çıkabilirler.

- İşletme dönemine geçen yatırım teşvik belgesine sahip kurumlar indirimli kurumlar vergisi matrahını hesaplarken yatırım neticesinde elde edilen sabit kıymetleri toplam sabit kıymetlere bölüp bu oranı ticari bilanço karı ile çarpmaktadırlar. Daha yüksek indirimli kurumlar vergisi matrahı bulmak isteyen kurumlar yatırım teşvik belgesi kapsamında aldıkları sabit kıymetlere değerleme yapabilirler.

Sorumlu Vergicilik Bakış Açısıyla

Mali otoritenin sunduğu vergi politikalarının mükellefler tarafından tam ve eksiksiz bir şekilde uygulandığının kontrolü öncelikli amacımız olsa da verginin kanuniliği ilkesi şemsiyesi altında mevzuatta yer alan bir takım vergi planlama araçlarıyla mükelleflerin nasıl daha az vergi ödeyebileceklerini sunmamız onlar için yarattığımız bir katma değer. Geçici 32 kapsamında yapılacak yeniden değerleme de bu katma değerden sadece biri. Faydalanmanız dileğiyle.

Serter Tanyeri
Kıdemli Müdür
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

https://kpmgvergi.com/

[i] Finans ve bankacılık sektöründe faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları, münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler ile VUK’un 215 inci maddesi uyarınca kendilerine kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç

[ii] Sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen taşınmaz ve iktisadi kıymetler hariç

I- GİRİŞ

Sosyal Güvenlik Kurumu ile İl Emniyet Müdürlükleri arasında, 2021’den beri kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında, birlikte yürütülen proje kapsamında emniyet ekiplerince yapılan trafik denetimleri sırasında, ticari aracın tüzel kişiye (Şirkete) ait ise şoförün sigortalı olup olmadığı sorgulanıyor. Eğer sigortalı değilse durum Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmekte ve şirkete kayıt dışı işçi çalıştırdığı gerekçesiyle idari para cezaları uygulanmaktadır.

Son zamanlarda, şirkete veya tüzel kişiye ait olan ticari aracı bir arkadaşına, dostuna geçici bir süre için verenlere, “aracında kayıt dışı işçi çalıştırdığı” gerekçesiyle SGK tarafından idari para cezalarının uygulandığı sıkça duyulmaktadır.  

Bu makalenin konusu, SGK’nın 2015/25 sayılı Genelgesinde belirtilen usul ve esaslara göre, şirkete ait ticari aracın şirketin sigortalı işçisi olmayan birisi tarafından kullanırken, trafik polislerince yapılan denetimlerde düzenlenecek tutanağın SGK’ya gönderilmesi ve buna istinaden aracın sahibi olan şirkete uygulanacak olan İdari Para Cezaları ile ilgili açıklamalar olacaktır.   

II- TRAFİKTE YAPILAN DENETİMLERDE TİCARİ ARAÇ SÜRÜCÜLERİN CEZA TUTANAKLARI SGK’YA GÖNDERİLMEKTEDİR

06.12.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında, Bankalar ve Kamu İdareleri Tarafından Yapılacak Olan Sigortalılık Kontrolü ile Kurum ve Kuruluşlardan Alınacak Bilgi ve Belgelere Dair Tebliğ’in 15. maddesine göre, il emniyet müdürlükleri tarafından yapılan trafik denetimleri sonucu, trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlenerek sürücüye yüzüne karşı tebliğ edilen ve kullanım amacı ticari olan araçların plakası, sürücünün T.C. Kimlik Numarası, sürücünün adı ve soyadı, cezanın düzenlendiği yer, cezanın düzenlendiği il, ilçe, cezanın düzenlendiği birim ve cezanın düzenlendiği tarih bilgileri Sosyal Güvenlik Kurumu’na gönderilmektedir.

SGK’ya gönderilen bu bilgiler, Kurumun 2015/25 sayılı Genelgesinde belirtilen usul ve esaslara göre kontrol edilmekte ve kayıt dışı çalıştığı tespit edilen sigortalılara ilişkin gerekli işe girişleri, yani tescil işlemleri gerçekleştirilmekte ve ticari araç sahibine de cezai yaptırımlar uygulanmaktadır.

III- BU DURUMDA TİCARİ ARAÇ SAHİBİNE UYGULANACAK CEZALAR

Ticari aracında sigortasız yani kayıt dışı işçi çalıştırdığı, trafik polisinin düzenlediği tutanak ile tespit edilen şirkete, 5510 sayılı SSGSS Kanun’un 102. maddesine göre;

1- İşçinin işe giriş bildirgesini yasal süresinde Kuruma vermediği için 2 asgari ücret tutarında,

2- Bir yıl içinde aynı durumun tekrarı ve tespiti halinde her bir sigortasız işçi için yasal asgari ücreti 5 katı tutarında,

3-  Sigortasız işçiyi Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde bildirmediği her ay için 2 asgari ücret tutarında,

4- Sigortasız işçinin aylık ücret bordrosunda ismi olmadığından her ay için yarım asgari ücret tutarında,

5- Şirketin yasal kayıt ve belgelerinin incelenmesi durumunda, işçinin sigortasız olarak çalıştığı tespit edilen her ay için kayıt geçersizliğinden dolayı yasal asgari ücretin yarısı tutarında,

olmak üzere ticari araç sahibine SGK tarafından idari para cezaları uygulanacaktır.

IV- TİCARİ ARACI KULLANAN SİGORTASIZ KİŞİLER İÇİN HANGİ DURUMLARDA CEZA UYGULANMAZ

1- Trafik idari para cezası karar tutanağında bahsi geçen ticari aracın herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye kiralandığının ve aracı kullanan kişinin de bu gerçek veya tüzel kişinin işyerinde sigortalı çalışan işçisinin olması halinde, ticari araç sahibine ve aracı kiralayanlara herhangi bir ceza söz konusu olamaz.

2- Kira sözleşmeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre belirli kurala ve şekle tabi değildir. Ancak motorlu taşıt kira sözleşmesinin, mutlaka yazılı şekilde yapılması gerekmektedir.  Araç kira sözleşmesinin yazılı olması ve tarafların imzalamış olması yeterli olup, ayrıca notere onaylatılmasına gerek bulunmamaktadır.

V- SONUÇ

1- Şirketlerin ve tüzel kişilerin kendilerine ait olan ticari araçlarını, kendi işyerlerinde sigortalı olarak çalışmayan başka birilerine kesinlikle vermemeleri ve bu araçlarını kullandırmamaları yasal bir zorunluluk olduğu için bu zorunluluğa uymayan şirkete ve tüzel kişiye, SGK tarafından yukarıda belirtilen idari para cezalarının kesilmesi de 5510 sayılı Kanun’un amir hükmü gereğidir.  

2- Ayrıca bilindiği gibi, aracı kullanan sürücü, her zaman büyük bir risk altındadır. Özellikle yolcu ve ağır yük taşıyan araçların uzman olmayan ve kullandığı araca uygun ehliyeti bulunmayan kişiler tarafından kullanılması ayrıca yüksek risk ve sorumluluk oluşturmaktadır. Böyle birinin geçireceği trafik kazası sonucunda yaralanması veya ölmesi durumunda, bütün maddi ve hukuki sorumluluk, ticari araç sahibine ait olacaktır. 

Ticari araçlarını, kira sözleşmesi yapılarak kiraya vermek hariç olmak üzere, hiç kimseye verilmemesini ve sigortasız işçi çalıştırılmamasını hatırlatır, tüm işverenlerin ve hizmet akdiyle çalışan işçilerin, 4857 sayılı İş Kanunu’na, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na  ve 5510 sayılı SSGSS Kanunu’na tam olarak uymaları halinde herhangi bir maddi ve manevi zarara uğramayacaklarını özellikle belirtmek isterim.

Ahmet AĞAR*

E-Yaklaşım / Mayıs 2022 / Sayı: 353

______________________

* Sosyal Güvenlik Müşaviri

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih : 03.12.2020

Sayı : 93562567-105-E.36264

VUK Md. Mük. 242

HATALI DÜZENLENEN e-FATURA

Hatalı olarak düzenlenen e-Faturanın yasal deftere kaydının yapılıp yapılmayacağı ile beyanlara dahil olup olmayacağı hususlarına ilişkin açıklamalar hk.

Özelge talep formundan; tarafınızca düzenlenen … no.lu e-Fatura mal ve hizmet tutarının 579.729,12 TL olarak düzenlenmesi gerekirken hatalı olarak 579.729.115,00 TL olarak düzenlendiği, taraflar arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı olarak sehven düzenlenmiş olan hatalı e-Faturanın iptal edilmesinin akabinde şirketinizce … no.lu e-Faturanın 579.729,12 TL (KDV hariç) olarak düzenlendiğinden bahisle, hatalı olarak düzenlenen söz konusu e-Faturanın yasal deftere kaydının yapılıp yapılmayacağı ile beyanlara dahil olup olmayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talebinde bulunduğunuz anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu belirtilmiş, 229. maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.

Diğer taraftan, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Mezkur Kanunun mükerrer 242. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı; elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Hazine ve Maliye Bakanlığı’na veya Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın gözetim ve denetimine tabi olup, kuruluşu, faaliyetleri, çalışma ve denetim esasları Cumhurbaşkanlığı’nca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, aynı Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkili kılınmıştır.

Söz konusu fıkrada ayrıca, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerli olduğu; Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca e-Fatura uygulamasından yararlanma yöntemlerine göre Teknik Kılavuzlar yayımlanmış ve bu kılavuzların fatura senaryoları ile ilgili bölümlerinde e-Faturaların düzenlenebileceği senaryo türleri açıklanmış olup, şu an e-Fatura Uygulamasında “Temel, Ticari, Yolcu Beraberi Eşya, İhracat, Kamu Fatura ve Hal Tipi Fatura” olmak üzere altı senaryo baz alınarak fatura düzenlenebilmektedir.

Bu senaryo tiplerinden en sık kullanılanlar “Temel Fatura” ve “Ticari Fatura” senaryoları olup, mükellefler kendilerine uygun olan fatura tiplerini (Satış, İade, Tevkifat, İstisna, Özel Matrah, İhraç Kayıtlı) seçerek faturalarını oluşturabilmektedir.

“Temel Fatura” senaryosunda, düzenlenen faturalara e-Fatura uygulaması üzerinden “red yanıtı” dönülme imkanı bulunmamakla birlikte, 8 günlük itiraz süresi dolmamak şartıyla Temel Fatura İptal Portalı üzerinden satıcının ilgili fatura için iptal talebinde bulunma hakkı vardır. “Ticari Fatura” senaryosunda düzenlenen faturalara ise e-Fatura Uygulaması üzerinden itiraz mahiyetinde, mali mühür ile imzalı elektronik bir belge üreten yapıyı barındıran “red yanıtı” dönülebilmektedir. “Temel Fatura” senaryosunda düzenlenen faturalara e-Fatura Uygulaması üzerinden “red yanıtı”nın dönülememesi ya da Temel Fatura İptal Portalı üzerinden iptal talebinde bulunulmamış olması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen harici yöntemlerle (noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile) itiraz edilebilmesi imkanını ortadan kaldırmamaktadır. Bir başka ifade ile “Temel Fatura” senaryosunda düzenlenen faturalara Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz edilebilmesi imkanı bulunmaktadır. “Ticari Fatura” senaryosunda düzenlenmiş olan faturalara ilişkin olarak alıcıların e-Fatura Uygulaması üzerinden “red yanıtı” dönmemeleri, Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen yöntemlerin, Kanunun 21. maddesinde belirtilen sürede kullanılabilme hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Gerek e-Fatura Uygulaması üzerinden “red yanıtı” dönülmesi ya da iptal talebinde bulunulması, gerekse Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen yöntemler ile faturaya itiraz edilmesine ilişkin olarak Kanunun 21. maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine uymak tacir olmanın hukuki sonuçlarındandır. Bu süre geçtikten sonra yapılan itirazlar, iptal talepleri ve e-Fatura Uygulaması üzerinden dönülen “red yanıtları” söz konusu faturaların alıcı tarafından fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurmaktadır.

Diğer taraftan, bir mal teslimi için fatura düzenlendiğinde mal teslim edildikten sonra kısmen veya tamamen iadesinin yapılması durumunda ortada mal hareketinden kaynaklı bir iade bulunduğundan, düzenlenecek e-Fatura “İade Fatura” tipinde olmalı ve bu şekilde alınan faturaya ilişkin muhasebe kayıtları, muhasebe ilke ve kurallarına uygun olarak düzeltme kayıtları ile düzeltilmelidir.

Ancak alıcısına e-Fatura Uygulaması üzerinden başarıyla gönderilmiş bir e-Faturaya konu malların, alıcısı tarafından hiç teslim alınmaması ve stok kayıtlarına hiç girmemesi veya herhangi bir mal iadesi bulunmaksızın sadece hatalı bir fatura olması, alıcısının faturayı kabul etmek istememesi vb. durumlarda;

- Faturanın “Temel Fatura” senaryosunda düzenlenmiş olması halinde, Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen harici yöntemlerle veya Temel Fatura İptal Portalı üzerinden yapılan iptal talebiyle,

-  Faturanın “Ticari Fatura” senaryosunda düzenlenmiş olması halinde ise, bu yöntemlere ek olarak e-Fatura Uygulaması üzerinden “red yanıtı”yla

söz konusu faturaya itiraz edilebilmesi mümkün olup, bu durumlarda bir iade faturası düzenlenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır.

İlgili fatura e-Fatura sistemi üzerinde başarıyla iletilmiş olmasına rağmen, gerçekte bir mal veya hizmet alışı olmadığı halde düzenlendiği değerlendirilen faturaların, muhatabı tarafından kanuni defter kayıtlarına alınma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, muhasebe kayıtlarına alınmış olduğunun tespiti durumunda muhasebe kayıt ve düzeltme kuralları dikkate alınarak ters kayıt ile muhasebe kayıtlarının düzeltilmesi de mümkün bulunmaktadır. Söz konusu düzeltme kayıtlarının tevsik edici bilgi ve belgeleri olarak, muhatabı tarafından yapılan sistemsel veya harici itirazlara ilişkin bilgi ve belgeler, ilgililere ibraz edilmek bakımından muhasebe kayıtları ile birlikte muhafaza edilecek ve istenildiğinde ibraz edilecektir.

Tüm dünya da ekonomik bir darboğaz yaşanılmaktadır. Ülkemiz de ise, dünya genelinden ve ülkemiz özelinden kaynaklanan ekonomik sıkıntılar yoğun bir şekilde gündemimizi işgal etmektedir.

Mevcut ekonomik sıkıntıların etkilerini azaltıp, işletmelerin faaliyetlerine devam etmelerini, bu arada bir yandan mevcut borçlarını ödeyebilmelerini, bir yandan da yatırım, üretim ve istihdam faaliyetlerini gerçekleştirebilmelerini sağlayabilmek için yasal müesseselere ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi takdirde zincirleme şirket iflasları kaçınılmaz hale gelecektir.

Bu durumun önüne geçmek ve işletmelerin sığınabilecekleri liman oluşturabilmek adına ülkemizde de sırası ile; iflas erteleme, konkordato ve son olarak da finansal yeniden yapılandırma (FYY) müessesleri oluşturulmuştur.

İflas erteleme çok fazla dejenere olması nedeniyle uygulamadan kaldırılmış, konkordato müessesesi güncellenerek uygulanmaya devam edilmekte ve geçici bir süre için getirilen FYY müessesi de süresi uzatılarak devam etmektedir.

FYY, Bankalar Birliği’nin 14.10.2019 (25 milyon TL ve üstünde borçlar için) ve 08.11.2019 (25 milyon TL altındaki borçlar için) tarihlerinde yayınlanan sirküler ile uygulamaya başlanılmıştır.

FYY; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi hükmü gereğince yapılan düzenleme ile; bankalara, finansal kiralama şirketlerine, faktöring şirketlerine, finansal şirketlere kredi ilişkisindeki borçluların bu kuruluşlar nezdindeki kredi borçlarını, çerçeve anlaşma ve sözleşmeleri kapsamında düşük faiz ve uygun vade ile yeniden yapılandırılmasıdır. FYY çerçeve sözleşme kapsamında, temerrüt faizlerinde iyileştirme yapılabilmekte iken, ihtiyacı olan borçlulara yeni kredi tahsis edilebilmektedir. FFY de esas amaç; borçluların geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmesinin sağlanması ve istihdama katkılarının devamlığıdır.

FYY sürecinden faydalanabilmenin tek şartı borçlunun (şahıs ve şirket) iflas etmemiş olmasıdır.

Bu müessese de süreç; işletmenin en yüksek borcu olan alacaklı kuruluşlardan (en çok alacaklı olan ilk 3 kuruluştan) birisine yapılacak müracaat ile başlayacak olup FYY sözleşmesinin imzalanması ile son bulmaktadır. Sürecin başlaması için borçlunun Çerçeve Anlaşması’nı imzalamış en yüksek 3 alacaklı kuruluştan birine müracaat etmesi gerekmektedir. Alacaklı kuruluşlara müracaat borçluluk oranı dikkate alınarak yapılmalıdır.

İlk başvuru yapılan alacaklı kuruluş teklifi kabul etmezse, 2. ve 3. sıradaki alacaklı kuruluşa, müracaat yapılır. Üçüncü alacaklı kuruluşun da başvuruyu kabul etmemesi halinde yeniden yapılandırma süreci başlamaz ve yeniden yapılandırma yapılamaz.

Başvurusu kabul edilen borçlular için durumun korunması süreci başlar.

Durumun korunması sürecinde alacaklı kuruluşlar; borçlu hakkında yeniden yapılandırılan alacaklara ilişkin olarak;

- İcra takibi yapamaz (zamanaşımı ve hak düşürücü süreler nedeniyle hak kaybına yol açacak durumlar hariç olmak üzere),

- Mevcut takiplere devam edemez,

- Yeni takipler açamaz,

- Diğer yasal yollara başvuramaz.

Borçlunun başvuru tarihinden önce herhangi bir alacaklı kuruluş tarafından başlatılmış yasal takipler sonucu;

- Satış günü belirlenmiş olması,

- İhalenin feshi davasının devam etmesi,

- Borcun icra taahhüdüne bağlanmış olması,

- Tasarrufun iptali davasının devam etmesi finansal yeniden yapılandırmayı etkilemez.

Yapılandırma öncesinde alınan teminatların, yapılandırma sonrasında nakde dönüşmesi durumunda, tahsil edilen tutar, anlaşmaya varılmış taksitlerden eşit miktarda düşülerek ödeme planı revize edilir.

Burada yeniden yapılandırılan borçlunun mevcut teminatlarının korunması esastır.

FYY sürecinde alacaklı kuruluşların, alacaktan vazgeçme, iştirak edilme ve ek kredi kullandırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu konular her örnek olayda ayrı ayrı değerlendirilip karara bağlanılmaktadır.

Temmuz 2021 dönemi itibarıyla sona erecek olan bu uygulama, Cumhurbaşkanlığı kararı ile 2 yıl daha uzatılmış bulunmaktadır. Uygulamaya ilişkin küçük değişiklikler yapılsa da, müessesenin esas yapısında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Nihayetinde pandemi süreci nedeniyle belirli sürelerin uzatılması ilkesi benimsenmiş olup, en büyük değişiklik 2019 yılında büyük ve küçük ölçek ayrımı için getirilmiş olan 25.000 TL’lik sınır, 100 milyon TL’ye çıkarılmıştır.

100 milyon TL altındaki borçlar küçük ölçekli olarak kabul edilirken, 100 milyon TL üzerindeki borçlar büyük ölçekli olarak kabul edilmiştir.

FYY sürecine ilişkin uygulamanın yeni olması nedeniyle, uygulamaya ilişkin yargı kararları da yeni yeni oluşmaya başlamış bulunmaktadır. Bize göre bugüne kadar verilen yargı kararları içindeki emsal teşkil edecek en önemlisi, İstanbul İcra Dairesi tarafından 28.04.2022 tarihinde, 2022/2423 Esas numaralı karar tensip tutanağıdır.

Söz konusu kararda “FYY sözleşmelerinde belirlenen esaslar uyarınca;

- 492 sayılı harçlar kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kağıtlar (çerçeve anlaşmaları ve sözleşmeler dahil ) Damga Vergisi Kanununa göre alınan Damga Vergisinden,

- Alacaklı Finans Kuruluşlar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek Gider Vergileri Kanunu gereğince ödenecek Banka ve Sigorta Muameleleri (BSMV) vergisinden,

- Kullandırılan ve kullandırılacak krediler Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan (KKDF),

muaf tutulmuşlardır.”

Yani yukarıdaki yargı kararında da anlaşıldığı; üzere FYY sürecinde vergisel anlamda da muafiyetler sağlanarak işlerliği artırılmaya çalışılmıştır.

Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere FYY ekonomik dar boğazı aşmak konusunda işletmelere rahat bir nefes aldırmak amacıyla getirilmiş bir müessese olup, süresi Temmuz 2023 tarihi itibarıyla sona ermektedir.

Bu müessese ile işletmeler iflas etmemiş olmak şartı ile finansal kurumlara olan temerrüde düşmüş borçlarını uygun vade ve faiz oranı ile yeniden yapılandırabilmekte, bankaları ikna edebildikleri oranda yeni kredi kullanabilmekte ve/ veya borçlarını sildirebilmekte, tüm bunları yaparken de bir koruma kalkanı altında yapabilmekte ve vergisel muafiyetlerden faydalanabilmektedir. Bize göre zorda olan işletmeler tarafından değerlendirilmesi gereken güzel bir imkân olarak dikkate alınması gerekir. İşletmeler açısından ciddi imkânlar ve fırsatlar yaratan bu müessesinin daha aktif olarak kullanılması; işletmelerin ödeme kabiliyetini arttırdığı için ekonomik hayat için ciddi bir katkı sağlamış olacaktır.

Ancak işletmelerin yasal hak olarak kendilerine sunulan bu müesseseyi tam bilmedikleri için kullanmak içinde yeterli bir talep göstermediklerini düşünmekteyiz. Bu nedenle bize göre ekonomik darboğazdan çıkmak için yerinde bir uygulama olan FYY sürecinin; başta Finansal ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği (FOYDER) olmak üzere, finansal kuruluşlar tarafından ihtiyaç sahiplerine anlatılması ve önerilmesi gerekmektedir. Bu şekilde ödeme gücüne tekrar kavuşan işletmelerin, genel ekonomik dengenin bir an evvel yeniden sağlanmasına büyük katkı sağlayacağı unutulmamalıdır. Yılmaz Sezer Güncel Group Yönetim Kurulu Başkanı

https://www.dunya.com/kose-yazisi/finansal-yeniden-yapilandirmaya-nicin-yeterli-talep-yok/658459

Ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olan anonim şirketin esas sözleşmesinin, kuruluşu müteakip, zaman içerisinde doğan birtakım ihtiyaçlara binaen değiştirilmesi mümkündür. Esas sözleşmeyi değiştirmeye yetkili olan organ genel kuruldur. Genel kurula tanınan bu yetki devredilemez niteliktedir. Esas sözleşmeyi değiştirmek için genel kurulun toplanmasında ve karar almasında aranacak yetersayılar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda hem genel olarak hem de bazı konu başlıklarında özel olarak düzenlenmiştir.

Yasa gereği, anonim şirkette esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması yönünde değişiklik yapılabilmesi içinse, sermayenin en az %75’ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyu gerekir. Sermayenin azaltılması yönünde karar alınabilmesi için de, şirket sermayesinin en az %75’ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyları gerekir.

Bununla birlikte, şirket esas sözleşmesine konulacak hükümler ile yasada aranandan daha ağır yetersayıların benimsenmesi mümkündür. Böyle bir durumda, yasadaki yetersayılardan ayrılarak esas sözleşmede öngörülen yetersayılara uyulur. Diğer bir ifadeyle, esas sözleşmesinde ağırlaştırılmış yetersayıların öngörüldüğü bir anonim şirkette, esas sözleşmenin değiştirilebilmesi için en az esas sözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış yetersayıda sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyu gerekir. Bu yükümlülüğe uyulmadan alınan genel kurul kararı yokluk ile maluldür. Yok, sayılan genel kurul kararı geçerlilik kazanmaz, işleme konulamaz ve tescil edilemez. Yokluk, herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve hakim tarafından da re’sen dikkate alınır.

Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarında da “Esas sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, esas sözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır.” denilmektedir. Bu nedenle, anılan olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak için, esas sözleşmesinde ağırlaştırılmış yetersayıların öngörüldüğü bir anonim şirkette genel kurul kararlarının bu yetersayılara uygun olarak alınmasına dikkate edilmesi gerekir. Dr. Soner Altaş This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/anonim-sirkette-agir-yetersayilar-ile-genel-kurul-karari-alinmasi/658458

Cumartesi, 21 Mayıs 2022 12:17

Beyanla Aylık Durdurma (SGK Genel Yazı)

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Sayı: E-40552758-010.06.01-45400485

Tarih: 13.05.2022

Konu : Beyanla Aylık Durdurma

GENEL YAZI

Başkanlık Makamının 12.01.2021 tarihli ve 31734574 sayılı Olur’una istinaden İç Denetim Birimi Başkanlığınca hazırlanan 10.09.2021 tarihli ve 2021-(4166/4) sayılı Sistem Denetim Raporunda “Yurt dışı borçlanmasında tahsis işlemleri kapsamında aylık bağlananların yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışmaya başlayacakları yönündeki yazılı beyanlarına rağmen aylık kesme işlemi için ilgililerden çalışmaya başladıklarına dair belge istenmesinin fazla ve yersiz ödeme yapılmasına neden olması” şeklinde bulguya yer verilmiştir.

Yurt dışı sürelerini borçlanmak suretiyle aylık bağlananlara ilişkin söz konusu bulgu; aynı zamanda 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun geçici 2 nci maddesine göre bağlanan aylıklar hariç olmak üzere sadece 5510 sayılı Kanuna tabi hizmetlerine istinaden bağlanan aylıkları da içerdiğinden, yurt dışında çalışmaya başlayacakları/başladıkları yönünde yazılı beyanda bulunanlar hakkında yapılacak iş ve işlemler aşağıda açıklanmıştır.

27/9/2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesi;

“(1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında;

a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması,

b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi,

c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması,

ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması,

d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması,

e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi,

f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması

ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da Kurum tarafından yeni bir gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz.

(2) Birinci fıkrada sayılan durumların tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık süre içinde yapılan fazla veya yersiz ödemeler, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir.”

hükmünü amirdir.

Diğer yandan, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanların aylıklarının kesileceği, 5510 sayılı Kanunun 27 nci ve 30 uncu maddelerinde de ilk defa 5510 sayılı Kanuna tabi olup aylık bağlananlardan yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların aylıklarının kesileceği öngörülmüştür.

Bu itibarla, Kurumumuzca sadece 2008/Ekim ayı başından sonraki çalışmalarına ya da 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılan yurt dışı sürelerine istinaden aylık bağlananlardan, yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışmaya başlayacakları/başladıkları yönünde yazılı beyanda bulunanların aylıkları, beyanlarını içeren başvurunun Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden ödeme döneminden itibaren durdurulacaktır.

Aylıkları durdurulanlara yersiz ödeme yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi amacıyla; sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkelerde geçen çalışma süreleri sözleşmeli ülke sigorta kurumlarından Kurumca temin edilecek hizmet belgesiyle sözleşme imzalanmamış ülkelerde geçen çalışmalar ise, ilgililerden çalışmanın geçtiği ülkedeki dış temsilciliklerden temin edilerek Kuruma ibraz edilecek hizmet belgesi istenmek suretiyle sağlanacak ve söz konusu belgenin Kuruma intikal edeceği tarihe kadar kesilen aylıkların yeniden bağlanmayacağı yönünde ilgililer bilgilendirilecektir.

Ancak, yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışmaya başlayacaklarına ilişkin yazılı beyanda bulunduktan sonra yeniden yazılı talepte bulunarak yurt dışında hiç çalışmadıklarını veya çalıştıkları işten ayrıldıklarını beyan etmelerine rağmen çalışma sürelerine ilişkin belge ibraz etmeyenlerin aylıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü giriş çıkış programından yapılacak kontrol sonucu ya da ilgililerin ibraz edeceği yurda giriş çıkış belgesine göre; aylıklarının durdurulması yönündeki dilekçenin Kurum evrak kaydına alındığı tarihinden sonra;

– Yurt dışına çıkış yapılmadığının tespiti durumunda durdurulan aylıklar durdurulduğu tarihten itibaren yeniden ödenecek,

– Yurt dışına çıkış yapanların aylıkları ise güncel tarihli hizmet belgesi gönderilene kadar ödenmeyecektir.

Güncel tarihli hizmet belgesi ibraz edildiğinde ise belgede aylık bağlandığı tarihten sonrasına ait çalışma olmaması halinde aylıklar durdurulduğu tarihten itibaren yeniden ödenmeye başlanacaktır.

Ancak, güncel tarihli hizmet belgesi ile çalışmaya başladığı tespit edilen sigortalıların;

– Yurt dışında çalışmaya başladığı tarih ile Kurumumuza bildirim yapılan tarih arasında 1 aydan az süre bulunması halinde Kuruma yapılması gereken bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği kabul edilecek ve yapılmış olan yersiz ödemeler Kurumumuzun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler kapsamında değerlendirilerek Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi kapsamında,

– Yurt dışında çalışmaya başlamasına rağmen anılan Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sürede ilgili tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığı tespit edilen kişilerin, durum değişikliğine ilişkin Kuruma yapması gereken bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilecek ve yapılmış olan yersiz ödemeler ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışı olarak değerlendirilerek Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi kapsamında

tahsil edilecek olup kesilen aylıkların yeniden bağlanması ise 2018/38 sayılı Genelge hükümlerine göre gerçekleştirilecektir.

Bu Genel Yazının yayım tarihi itibariyle 08.01.2022 tarihli ve 38268349 sayılı Genel Yazı yürürlükten kaldırılmıştır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

İsmail ERTUZUN

Genel Müdür

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-40552758-203.05.15-45315710

Tarih: 12.05.2022

Konu: Yurt Dışına Aylık Transfer İşlemleri

GENEL YAZI

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin (SSİY) 70 inci maddesinde, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yurt dışında sürekli ikamet edenlerin gelir ve aylıklarının yazılı istekleri halinde, masrafları kendilerince karşılanmak üzere yurt dışı hesaplarına transfer edileceği öngörülmüştür.

Mevcut uygulamada sözleşmeli 9 ülkeye (Çekya, Hollanda, İtalya, Karadağ, Kırgızistan, Kore Cumhuriyeti, K.K.T.C., Moldova ve Sırbistan) yapılan aylık transferlerinde oluşan transfer masrafları Kurum tarafından karşılanmaktayken; yürürlükte bulunan sosyal güvenlik sözleşmeleri ve idari anlaşmalarının yeniden incelenmesi neticesinde; sadece Hollanda, K.K.T.C. ve Kırgızistan sosyal güvenlik sözleşmelerine göre bağlanan aylıkların bu ülkelere transferinde masrafların Kurum tarafından karşılanmasının gerektiği tespit edilmiştir.

Buna göre, Hollanda, K.K.T.C. ve Kırgızistan sosyal güvenlik sözleşmelerine göre bağlanan aylıklar bu ülkelere transfer edilirken oluşan transfer masrafları ilgili sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri gereğince Kurumca karşılanacaktır.

Aylık sahibinin Hollanda, K.K.T.C. ve Kırgızistan dışındaki bir ülkede ikamet etmesi halinde ise sosyal güvenlik sözleşmesine göre bağlanmış bir aylık olsa dahi, diğer sözleşmeli ülkelerde olduğu gibi, transfer masrafları SSİY hükümleri uyarınca aylık sahiplerince karşılanacaktır.

Diğer taraftan, Almanya ile müşterek sigortalılarımız hakkında sözleşmeye göre yapılacak iş ve işlemler 05.08.2010 tarihli ve 2010/91 sayılı Genelge ile talimatlandırılmış ve Kurumumuzdan gelir/aylık almakta olanlardan gelir/aylıklarını Almanya’dan almak için talepte bulunanların transfer taleplerine ilişkin olarak yapılacak işlemlere anılan Genelgenin “J.Aylıkların Transferi” bölümünde yer verilmiştir.

Kurumumuzdan aldıkları gelir/aylıklarının yurt dışına transfer edilmesini talep edenlerin mağduriyet yaşamamaları için, transfere ilişkin iş ve işlemlerin geciktirilmeksizin sonuçlandırılması gerekmektedir.

Bu sebeple, gelir/aylıklarının yurt dışına transfer edilmesini talep eden T.C. vatandaşlarının ya da T.C. vatandaşı olmayanların Emektar ve MOSİP programları üzerinden gerçekleştirilecek iş ve işlem aşamalarının açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur.

1) Aylıkların Yurt Dışına Transferi

Kurumumuzdan gelir/aylık alanlar ile bunların hak sahipleri transfer masrafları kendilerince karşılanmak kaydıyla, gelir/aylıklarını yurt dışındaki bir bankadan tahsil etmek istediklerinde, gelir/aylıkların bildirilen Swift/Bic kodu ve IBAN numarası ile tercih edilen bankaya havale edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Transfer işlemlerinin başlatılabilmesi için, talep sahiplerinin oluşacak masraf tutarlarının kendilerince karşılanacağı yönünde talepte bulunmaları gerekmektedir.

Gelir/aylıkların yurt dışına transfer edilmesinin talep edilmesi durumunda öncelikle;

a) Emektar 4A aylık bağlama programında;

• Aylık bağlanırken;

Yaşlılık/Malullük/Ölüm Aylık Hak Ediş ekranında, “Transfer Yapılacak Ülke”, “Transfer Kodu”, (Ek-1)

• Aylık bağlandıktan sonraki transfer taleplerinde ise;

“Kayıt Güncelleme İşlemleri”, “Banka Adres Güncelleme menüsü”, “Transfer/Tazminat (Aylık, Ayl+Syz)”, “Transfer Ülkesi (Transferin yapılacağı ülke kodu) bölümleri doldurulacaktır. (Ek-2)

b) Emektar 4B aylık bağlama programında;

• Aylık bağlanırken;

– “Aylık Bağlama”, “Banka Bilgileri”, banka adı “Yurtdışı Transfer”, şube adı “Bilinmiyor” (Ek-3)

seçilerek ilk karar aylığı bağlama işlemlerine devam edilmesi gerekmektedir.

• Gelir/aylıkların yurt dışına transfer edilmesi aylık bağlandıktan sonra talep edilmesi durumunda ise;

– “Belge İşlemleri”, “Hesap İşlemleri”, banka adı “Yurtdışı Transfer”, şube adı “Bilinmiyor” (Ek-4)

seçilerek banka değişikliği işlemleri tamamlanacaktır.

Emektar 4A ve/veya Emektar 4B programlarında banka değişikliği işlemi tamamlandıktan sonra, MOSİP ekranlarından;

– Plan bütçe ve analiz modülü,

– Ödeme işlemleri,

– Emekli ödemeleri,

– Mahsup transfer girişi

bölümüne giriş yapılarak yeşil renkli (+) butonu ile yeni kayıt girişi yapılacaktır.

Açılan ekranlarda, Mahsup/Transfer bölümünde “Transfer” seçildikten sonra, tahsis numarası ile sigortalının transfer istediği “ülke, Swift/Bic kodu, banka adı, IBAN numarası” yazılacak olup, Masraf bölümünde “Alıcı”, Döviz Cinsi bölümünde ise transfer istenen ülkenin para birimi seçilecek ve “Kaydet” butonuna basılarak işlem tamamlanacaktır. MOSİP sisteminde ülke para biriminin kayıtlı olmaması durumunda, “döviz cinsi” butonuna “”Euro” yazılacaktır.

c) Oracle 4C aylık bağlama programında Aylık bağlanırken;

Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından adresi yurt dışı olanların banka muhabiri öncelikle “0-411-Eytam” hesabına alınarak aylık tahakkuk işlemleri tamamlanacaktır.

Aylıkların yurt dışına transfer edilmesi talebi var ise;

Kamu Görevlileri Ödemeler Daire Başkanlığı tarafından Oracle programında banka muhabiri “412-Transfer” olarak değiştirildikten sonra, MOSİP ekranlarından;

– Plan bütçe ve analiz modülü,

– Ödeme işlemleri,

– Emekli ödemeleri,

– Mahsup transfer girişi

bölümüne giriş yapılarak yeşil renkli (+) butonu ile yeni kayıt girişi yapılacaktır.

Açılan ekranda, Mahsup/Transfer bölümünde “Transfer” seçildikten sonra, tahsis numarası ile sigortalının transfer istediği “ülke, Swift/Bic kodu, banka adı, IBAN numarası” yazılacak olup, Masraf bölümünde “Alıcı”, Döviz Cinsi bölümünde ise transfer istenen ülkenin para birimi seçilecek ve “Kaydet” butonuna basılarak işlem tamamlanacaktır. MOSİP sisteminde ülke para biriminin kayıtlı olmaması durumunda, “döviz cinsi” butonuna “ABD Doları” yazılacaktır.

Sözleşmeli ülkelerden Kore Cumhuriyeti’ne gelir/aylıkların transfer edilmesi işlemi yapılırken IBAN numarası bölümü boş bırakılarak, “Hesap Numarası” bölümüne sigortalının banka hesap numarası kaydedilecektir.

2) Aylıkların Almanya Sigorta Kurumuna Transferi

Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin Nihai Protokolünün 5 inci maddesinin (e) fıkrasının 2 nci cümlesinde, Kurumumuzca Alman vatandaşlarına bağlanan gelir ve aylıkların, Almanya’da veya üçüncü bir ülkede ikamet edilmesi şartıyla bu ülkeye transfer edilerek ödeneceği öngörülmüştür.

Buna göre, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında Türkiye’deki sigortalılık sürelerine istinaden bağlanan sözleşme aylıkları, ilgilinin talebine bağlı olmadan düzenlenecek olan bilgi giriş formundaki “Banka” ve “Transfer” alanlarına (S), “Transfer Yapılacak Ülke” alanına (DE) kodları ile “Transfer Adresi” alanına gelir/aylık sahibinin adresinin yazılması ve bu verilerin ilgili ekranlara aktarılması ile gerçekleştirilecektir.

4/1-(c) bendi kapsamında aylık bağlananların Oracle programında banka değişikliği işlemi tamamlandıktan sonra, MOSİP ekranlarından;

– Plan bütçe ve analiz modülü,

– Ödeme işlemleri,

– Emekli ödemeleri,

– Mahsup transfer girişi

bölümüne giriş yapılarak yeşil renkli (+) butonuna giriş yapıldıktan sonra gelen ekranda “emekli sicil numarası” yazıldıktan sonra “Almanya Mahsup” seçilip “Kaydet” tuşuna basılmak suretiyle aylıkların Alman Sigorta Kurumuna gönderilmesi sağlanacak olup bunun dışında başka bir bilgi girişinin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Anılan Sözleşmeye göre, Türk vatandaşlarına bağlanan gelir/aylıkların Almanya sigorta kurumuna transfer edilerek ödenmesine imkan bulunmamaktadır. Bu konudaki talepler, SSİY hükümleri uyarınca transfer masrafları talep sahipleri tarafından karşılanmak suretiyle sonuçlandırılacaktır.

3) Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi Kapsamındaki Müstakil Aylıklar

Sözleşme kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın Kanunun 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) kapsamında bağlanan müstakil aylıklardan (sadece Türkiye hizmetlerine ya da borçlanılan yurt dışı sürelerine istinaden) transferin gerçekleşeceği tarihte Almanya’da ikamet eden ve Alman vatandaşı olanların aylıkları da Alman sigorta kurumuna gönderilecektir.

4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) kapsamında bağlanan müstakil aylıkların Alman sigorta kurumuna transfer işlemleri bu Genel Yazının 2 nci maddesinde yapılan açıklamalar doğrultusunda gerçekleştirilecektir.

4) Aylık Transfer İşlemlerinin Kontrolü

Yapılan aylık transfer ödemeleri, MOSİP ekranında – Plan bütçe ve analiz modülü,

– Ödeme işlemleri,

– Emekli ödemeleri,

– Transfer ödeme listesi bölümünden kontrol edilebilmektedir.

Bilgi edinilmesini, Kurumumuzdan aldığı gelir/aylıklarının yurt dışına transfer edilmesini talep eden sigortalılarımızın işlemlerinin, gerek Ülke gerekse Kurum imajı açısından gecikmeye mahal verilmeden yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda sonuçlandırılması hususunda gereken hassasiyetin gösterilmesini rica ederim.

İsmail ERTÜZUN

Genel Müdür

Ek: TIKLAYINIZ

1 – Emektar 4A programında transfer işlemi kılavuzu (Aylık Bağlanırken)

2- Emektar 4A programında transfer işlemi kılavuzu (Aylık almakta olanlar)

3- Emektar 4B programında transfer işlemi kılavuzu (Aylık Bağlanırken)

4- Emektar 4B programında transfer işlemi kılavuzu (Aylık almakta olanlar)

Bilindiği üzere, akaryakıt ve LPG piyasasının yanı sıra özel etiket ve işaret kullanma zorunluluğu getirilen ürünlere ilişkin piyasada rekabet eşitliğinin sağlanması ve kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi amacıyla 29.04.2021 tarihli ve 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenlemeler yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemenin uygulama usul ve esasları ise 02.09.2021 tarihli ve 31586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 531 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Tebliğ) ile belirlenmiştir.

Bu kapsamda, Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülmekte olan teminat uygulamasına ilişkin iş ve işlemlerin vergi dairelerince doğru ve etkin bir şekilde yürütülmesi bu İç Genelgenin amaç ve konusunu oluşturmaktadır.

1-  Teminat Verecek Mükellefler ve Teminat Tutarları

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında dağıtıcı, madeni yağ veya bayilik (münhasıran ihrakiye bayiliği hariç) lisansı bulunanlar ile 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında dağıtıcı veya LPG otogaz bayilik lisansı bulunanlar ve özel etiket ve işaretleri kullanma zorunluluğu getirilen ürünleri imal veya ithal eden mükellefler 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi hükümlerine göre teminat uygulaması kapsamına alınmıştır.

1.1- Yeni İşe Başlayan Mükelleflerden Teminat Alınması

Yeni işe başlayan mükellefler ile faaliyetine öteden bu yana devam etmekle birlikte, ilk kez teminat verilmesini gerektiren lisansa sahip olan mükelleflerden teminat alınmasına ilişkin düzenleme Tebliğin 5 inci maddesinde yer almaktadır.

Yeni işe başlayan mükellefler ilk kez teminata tabi lisans almaları halinde, lisans alma tarihinden itibaren bir ay içinde bağlı oldukları vergi dairesine teminat vermek zorundadır.

Öteden beri faaliyetine devam etmekte olan mükelleflerin anılan Kanunlar kapsamında ilk defa teminata tabi lisansa sahip olmaları durumunda, yeni işe başlayan mükelleflerde olduğu gibi, lisans alma tarihinden itibaren bir ay içinde bağlı oldukları vergi dairesine teminat vermeleri gerekmektedir.

Dağıtıcı lisansına sahip olan mükellefler, dağıtıcı lisansını aldıkları yılda dağıtıcı lisansının yanında teminat verilmesi gereken diğer lisanslara sahip oldukları takdirde sadece dağıtıcı lisansına ilişkin teminat verecektir.

LPG dağıtıcı lisansına sahip olanlar akaryakıt dağıtıcı lisansına ilişkin teminatın dörtte biri, LPG otogaz bayilik lisansına sahip olanlar ise akaryakıt bayilik/madeni yağ lisansına ilişkin teminatın yarısı oranında teminat verecektir.

Teminat verilmesi gereken lisanslar her bir lisans türü itibarıyla ayrı ayrı dikkate alınacaktır. Bu kapsamda gerek Tebliğin yayımı tarihinden önce sahip olunan gerekse Tebliğ kapsamında teminatı verilmiş olan lisanslar haricinde yeni bir lisans alınması halinde alınan lisansın sahip olunan lisanslarla aynı türden olup olmadığına bakılacak, aynı türden olmayan yeni lisanslar için teminat verilmesi gerekecektir.

Tebliğde yer alan tutarlar her yıl 213 sayılı Kanunun mükerrer 414 üncü maddesi kapsamında yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağından alınacak teminat tutarının tespitinde lisansın alındığı tarihte geçerli olan tutarlar dikkate alınacaktır.

Örnek 1: 03.09.2021 tarihinde işe başlayan gerçek kişi mükellef Bay (A) 08.09.2021 tarihinde akaryakıt bayilik lisansı, 20.09.2021 tarihinde LPG otogaz bayilik lisansı ve 23.09.2021 tarihinde de madeni yağ lisansı almıştır.

Bu durumda Bay (A)'nın üç farklı türden ilk kez lisans alması sebebiyle her bir lisans için teminat vermesi gerekmektedir.

Buna göre Bay (A), her bir lisansı alma tarihinden itibaren bir ay içinde (tüm lisanslar 2021 yılında alındığından) akaryakıt bayilik lisansı için 1.000.000 TL, LPG otogaz bayilik lisansı için 500.000 TL ve madeni yağ lisansı için 1.000.000 TL tutarında teminat vermek zorundadır.

Örnek 2: (B) Ltd. Şti. 14.11.2008 yılında kurulmuş olup 25.10.2021 tarihinde ilk kez LPG dağıtıcı lisansı almıştır. Bu durumda (B) Ltd. Şti.'nin öteden beri faaliyette bulunmakla beraber ilk kez teminat verilmesini gerektiren bir lisans alması sebebiyle lisans alma tarihinden itibaren 1 ay içinde 5.000.000 TL tutarında teminatı bağlı olduğu vergi dairesine vermesi gerekmektedir.

Örnek 3: (C) A.Ş.'nin 20.06.2019 tarihli ve 12 yıl süreli akaryakıt bayilik lisansı bulunmaktadır. (C) A.Ş. 13.09.2021 tarihinde ikinci akaryakıt bayilik lisansı ve 14.12.2021 tarihinde ilk kez madeni yağ lisansı almıştır.

Bu durumda (C) A.Ş. yeni aldığı akaryakıt bayilik lisansı için, önceden bu türden bir lisansı olması ve yeni lisansı aldığı tarihte de bu lisansın geçerli olması sebebiyle, teminat vermeyecektir.

Diğer taraftan (C) A.Ş.'nin 14.12.2021 tarihinde almış olduğu madeni yağ lisansı için, lisans alma tarihinde aynı türden geçerli olan başka bir lisansı olmaması sebebiyle, lisans alma tarihinden itibaren bir ay içinde bağlı olduğu vergi dairesine 1.000.000 TL (2021 yılı için) tutarında teminat vermesi gerekmektedir. 

Örnek 4: (Ç) A.Ş. 22.09.2021 tarihinde ilk kez akaryakıt dağıtıcı lisansı almış ve süresinde 20.000.000 TL teminat tutarını bağlı olduğu vergi dairesine vermiştir.

Daha sonra 10.11.2021 tarihinde ilk kez LPG otogaz bayilik ve akaryakıt bayilik lisansları ile madeni yağ lisansı almıştır.

Tebliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince teminat vermekle yükümlü olanlardan dağıtıcı lisansı yanında bu madde kapsamında teminat verilmesi gereken diğer lisanslara da sahip olanların, söz konusu bendin (i) alt bendine göre teminat verecekleri belirtilmiştir.

Bu durumda (Ç) A.Ş. Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (i) alt bendine göre akaryakıt dağıtıcı lisansı için teminat verdiğinden, 10.11.2021 tarihinde aldığı lisanslar için ayrıca teminat vermeyecektir.

Diğer taraftan (Ç) A.Ş.'nin 2021 yılında aldığı dağıtıcı lisansı dışındaki lisanslarını 10.11.2021 tarihini izleyen yılda ilk kez alması durumunda bu lisansların her biri için lisansların alındığı tarih itibarıyla mevcut ve yürürlükte olan aynı türden bir lisansı olmadığından "yeni işe başlayan mükellef" kapsamında teminat vermesi gerekecektir.

Örnek 5: (D) A.Ş. 22.09.2021 tarihinde ilk kez akaryakıt dağıtıcı lisansı almış ve 20.000.000 TL teminatını süresinde bağlı olduğu vergi dairesine vermiştir. Daha sonra 10.11.2021 tarihinde ise ilk kez LPG dağıtıcı lisansı almıştır.

Tebliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme gereğince, aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin (i) alt bendi kapsamında teminat verildiğinden ayrıca LPG dağıtıcı lisansı için teminat aranmayacaktır.

2022 yılı Mayıs ayının sonuna kadar 2021 yılı brüt satışları toplamı üzerinden verilmesi gereken teminat tutarı ile 2021 yılında ilk defa lisans alması sebebiyle verilmiş olan teminat tutarı kıyaslama yapılarak 2021 yılında alınan teminat tutarının fazla olması durumunda Tebliğin 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme gereğince herhangi bir iade yapılmayacaktır. Ancak, 2021 yılı brüt satışları toplamı üzerinden hesaplanan teminatın fazla olması durumunda eksik olan teminat tutarı mükellef tarafından Mayıs ayı sonuna kadar tamamlanacaktır.

Örnek 6: (E) A.Ş. 13.09.2021 tarihinde ilk kez LPG dağıtıcı lisansı almış ve süresinde teminatını bağlı olduğu vergi dairesine vermiştir. Daha sonra 10.11.2021 tarihinde ilk kez akaryakıt dağıtıcı lisansı almıştır.

Bu durumda (E) A.Ş.'nin Tebliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme gereğince, aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin (i) alt bendine göre akaryakıt dağıtıcı lisansı için teminat vermesi gerekmektedir. Buna göre, LPG dağıtıcı lisansı için verilen teminat tutarı ile akaryakıt dağıtıcı lisansı için ilgili yılda verilmesi gereken teminat tutarı arasındaki fark kadar teminat alınması gerekmektedir.

1.2- Faaliyetine Öteden Beri Devam Eden Mükelleflerden Teminat Alınması

Öteden beri faaliyette bulunan mükelleflerden teminat alınmasına ilişkin düzenleme Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer almaktadır. Anılan bend kapsamında, mükelleflerin 100.000.000 TL'yi (2022 yılı için 130.000.000 TL) geçmemek üzere geçmiş yıl brüt satışları toplamının

%1'i oranında teminat vermeleri gerekmektedir. Bu sınır her yıl 213 sayılı Kanunun mükerrer 414 üncü maddesi kapsamında yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle belirlenecektir.

Öteden beri faaliyette bulunan ve sadece LPG dağıtıcı veya LPG otogaz bayilik lisansına sahip olan mükellefler ise Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre belirlenen teminat tutarının yarısı kadar teminat vereceklerdir.

Brüt satışlar, 1 Seri No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin "Tekdüzen Hesap Planı Açıklamaları" bölümünde "60. Brüt Satışlar" hesap grubu altında yer alan hesaplar toplamını ifade eder.

Tebliğin geçici 1 inci maddesine göre öteden beri teminat kapsamında lisansa tabi faaliyette bulunan mükelleflerin bu kapsamdaki ilk teminatlarını 2021 yılı hesap dönemine ilişkin (özel hesap dönemine tabi olanlar açısından 2021 yılında kapanan döneme) vermiş oldukları gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri ekinde yer alan gelir tablosu ile bildirdikleri brüt satışları toplamını dikkate alarak 31.05.2022 tarihine kadar vermeleri gerekmektedir.

Alınmış olan teminatlar, takip eden yıllarda kontrol edilmeli ve Tebliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre mükelleflerin brüt satışları toplamı üzerinden hesaplanan teminat tutarının, bir önceki yıl brüt satışları toplamı üzerinden verilen teminat tutarından fazla olması halinde eksik kalan tutar teminat verme süresi içinde tamamlanmalıdır.

Örnek 7: Faaliyetine öteden beri (02.03.2020 tarihinden itibaren) devam etmekte olan (F) A.Ş. teminata tabi 1 adet akaryakıt dağıtıcı lisansı, 2 adet akaryakıt bayilik lisansı ve 1 adet de LPG otogaz bayilik lisansına sahiptir. (F) A.Ş.'nin 2021 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi ekinde vermiş olduğu gelir tablosunda 2021 yılı brüt satışları toplamı 120.000.000 TL'dir.

Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre (F) A.Ş.'nin sahip olduğu lisans sayısına bakılmaksızın, bir önceki hesap dönemine ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan gelir tablosu ile bildirdiği brüt satışları toplamının %1'i olan 1.200.000 TL teminat tutarını 31.05.2022 tarihine kadar bağlı olduğu vergi dairesine vermesi gerekmektedir.

Aynı mükellefin sadece LPG dağıtıcı lisansı ve/veya LPG otogaz bayilik lisansı bulunması halinde vermesi gereken teminat tutarı Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkranın (b) bendi ile üçüncü fıkrasının a bendinin (ii) numaralı alt bendi gereğince 600.000 TL olacaktır.

Örnek 8: Faaliyetine öteden beri devam etmekte olan (G) A.Ş.'nin 18.05.2018 tarihli ve geçerlilik süresi 12 yıl olan akaryakıt bayilik lisansı bulunmaktadır. (G) A.Ş. 26.05.2022 tarihinde 2021 yılı brüt satışlar toplamının %1'i oranındaki teminat mektubunu bağlı olduğu vergi dairesine vermiştir. (G) A.Ş.'nin 29.07.2022 tarihinde madeni yağ lisansı alması ve bu tarihte geçerli olan başka bir madeni yağ lisansı bulunmaması halinde Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (ii) numaralı alt bendi kapsamında 1.300.000 TL teminat vermesi gerekmektedir.

Örnek 9: Örnek 8'de yer alan mükellefin akaryakıt bayilik lisansı yerine akaryakıt dağıtıcı lisansına sahip olması durumunda da yeni aldığı madeni yağ lisansı nedeniyle Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (ii) numaralı alt bendi kapsamında 1.300.000 TL teminat vermesi gerekmektedir.

Örnek 10: (H) A.Ş.'nin teminata tabi 1 adet akaryakıt dağıtıcı lisansı, 2 adet akaryakıt bayilik lisansı ve 1 adet LPG otogaz bayilik lisansı bulunmaktadır. (H) A.Ş.'nin 2021 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi ekinde vermiş olduğu gelir tablosunda 2021 yılı brüt satışları toplamı 50.000.000.000 TL'dir. (H) A.Ş.'nin 2021 yılı brüt satışlar toplamının %1'i (500.000.000 TL) 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan azami tutardan (2022 yılı için 130.000.000 TL) fazla olduğundan mükellefin 130.000.000 TL teminatı 2022 yılının Mayıs ayı sonuna kadar bağlı olduğu vergi dairesine vermesi gerekmektedir.

Tamamı İçin Tıklayınız

Page 1 of 814

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • Deprem Nedeniyle Ağır Hasar Kaydı Olan Gayrimenkullere İlişkin Verilecek GMSİ Beyanında Zararın Gider Olarak İndirilip İndirilemeyeceği T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları…
  • Zirai Kazanç Yönünden Gelir Vergisi Mükellefiyetinin Yanı Sıra Ticari Kazanç Mükellefiyetinin De Olması Durumunda, Geçici Vergi Bildiriminde Nasıl Beyan Edileceği GİB Ankara VD Başkanlığı Özelgesi Tarih : 03.09.2021 Sayı : 38418978-120[37-20/32]-269530 GVK…
  • İktisadi Kıymetlerin Güncel Hale Getirilmesi (VUK Geçici 32 ile Yeniden Değerleme) 7326 Sayılı Kanun kapsamında Vergi Usul Kanunu’nun Geçici 31 inci…
Top