Mehmet Özdoğru

Mehmet Özdoğru

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Uygulamada vergi mükellefleri tarafından geçmişe yönelik fatura düzenlenebilmektedir. Örneğin; bir mükellefin 1 Şubat 2012 tarihinde anlaşmalı matbaadan teslim aldığı faturayı 19 Ocak 2012 tarihine düzenlediği uygulamada görülebilmektedir.

Danıştay VDD Kurulu 11.04.2018 tarihi ve E:2018/50-K:2018/199 sayılı kararında; “Satıcı nezdinde düzenlenen tutanak ile geriye yönelik tarihli fatura düzenlendiğinin tespit edildiğinden söz ederek, davacı adına, süresinde fatura almama eylemi nedeni ile özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğine karar vermiştir.”(1)

Gerçektende uygulamada mükellefler tarafından geçmişe matuf fatura düzenlendiği görülebilmektedir. Bir mükellefin Mart 2019 ayı içerisinde Notere veya anlaşmalı matbaadan tasdik ettirdiği faturadan örneğin; Şubat ayına fatura düzenlediği görülmektedir. Bu durumun ilgili mükelleflere nedenleri sorulduğunda yanıt olarak genellikle Ocak ayında malın sevk edildiği veya yine Ocak ayı içerisinde malın sevk edilerek bedelinin tahsil edildiği ifade edilerek o ayda fatura cildinin tükendiği beyan ve ifade edilmektedir.

Sonuç olarak, Yargıya intikal eden benzeri olay hakkında Danıştay VDD Kurulu tarafından verilen karara göre geçmişe yönelik düzenlenen faturalarda cari yılda fatura düzenlememe eyleminin tespit edilmesi gerekmektedir. Yıl geçtikten sonra geçmişe yönelik fatura düzenlememe eylemi ileri sürülerek, geçmişe yönelik tespit yapılamayacağından dolayı özel usulsüzlük cezası kesilemeyecektir.

Bu ve benzeri konular hakkında Yüksek Mahkeme Danıştay’ın geçmişe yönelik VUK 353/1 mad. hükmüne istinaden kesilen cezaları iptal eden ve müstakar hale gelen pek çok içtihatları bulunmaktadır. Nazlı Gaye Alpaslan

https://www.hurses.com.tr/av-nazli-gaye-alpaslan/gecmise-matuf-fatura-kesilmesi-sonucu-kesilen-cezayi-kaldiran-danistay-vdd-kurulu/haber-25574

---------------------------

[1]Bkz: Yaklaşım Dergisi, Yıl:27, Sayı:315, Mart-2019 S:203-204

Her takvim yılı bitişini takip eden 3. ay gelir vergisi mükelleflerinin beyan dönemi başlangıcıdır. 2018 yılı beyan dönemi 1 Mart 2019 itibariyle başladı. “Ticarî, ziraî, ücret, serbest meslek, gayrimenkul ve menkul sermaye gelirleri ile diğer kazanç ve geliri” sahipleri 1-25 Mart 2019 arasında beyan etmeli.

Türkiye’de ücret gelirleri ilke olarak kaynakta kesinti (stopaj) yapılmak suretiyle vergilendiriliyor. İşveren, istihdam ettiği kişilerin gelirleri üzerinden vergi kesip sorumlu sıfatı ile vergi dairesine bildirip, vergiyi ödüyor. Ancak bazı durumlarda ücret gelirleri, yıllık beyana tabi gelirlerden biri olabiliyor. Bir takvim yılında kesinti uygulanmamış ücretler ile birden fazla işverenden kesinti (stopaj) uygulanarak elde edilmiş ücretler beyana tabi.

Bu yazıda 2018 yılında ücret geliri elde edenlerin “hangi durumda gelir vergisi beyannamesi” vereceği ve beyan edilecek gelirin belirlenmesi ile ilgili örnekli açıklamalar üzerinde duracağız.

Ücret geliri unsurları

Ücret, bir işverene ve bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmetleri karşılığında ödenen para, mal ve para ile temsil edilebilen değerlerdir.

Bu nedenle, ücret gelirinde üç temel unsur bulunur: Bir işverene tabi olma, belli bir işyerine bağlı olma ve hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması.

Ancak Gelir Vergisi Kanunu’nda bu unsurlar olmasa da bazı ödemeler ücret sayılıyor. Örneğin, “yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyelerine, tasfiye memurlarına bu sıfatlarında dolayı ödenen veya sağlanan para, mal ve menfaatler” ücrettir. Bazı durumlarda ise ödeme ücret sayılmakla birlikte vergiden istisnadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 23, 24, 25, 26, 27, 28 ve 29 uncu maddeleri ücretlerde istisnaları düzenler.

Ücretin safi tutarı

Ücret gelirlerinde de safi “ücret geliri” vergiye tabi tutulur. Safi ücret, işverenin hizmeti karşılığında çalışanına ödediği para ve para ile ölçülebilen menfaat toplamından, “emekli aidatı ve sosyal sigorta primleri”, “sosyal güvenlik destekleme primi”, “işsizlik sigortası primi”, “hayat / şahıs sigorta primleri”, “OYAK ve benzeri kurumlara yapılan yasal kesintiler”, “sendikalara ödenen aidatlar” ve “engellilik indirimi” sonrası arta kalan tutardır.

Beyan edilmeyen ücretler

Tek işverenden alınan ve kesinti yoluyla vergilendirilmiş ücretler, bir tutar ile bağlı olmaksızın yıllık beyanname ile bildirilmez. Vergileme işveren sorumluluğunda yapılmıştır. Bu kişiler diğer gelirleriyle ilgili beyanname vermek durumunda olsa da tek işverenden elde edilen ücretler beyan kapsamına alınmaz.

Dar mükellef gerçek kişiler de (Türkiye’de mukim olmayan), tamamı Türkiye’de kesinti yoluyla vergilendirilmiş ücret geliri elde ederlerse yıllık gelir beyannamesi vermez ve ücret dışı gelirleri nedeniyle beyanname vermeleri gerektiğinde de kesintiye tabi tutulmuş ücretleri beyannamelerine dahil etmeleri gerekmez.

Ancak tutarı ne olursa olsun kesinti yapılmamış “ücret gelirleri” için gerçek kişiler yıllık beyanname verilmelidir.

Yıllık beyana tabi ücretler?

2018 yılında elde ettikleri ücretler için beyanname vermek zorunda olan kişiler ana hatları ile şunlardır:

  • Birden çok işverenden kesintiye tabi tutulmuş ücret elde eden ve birden sonraki işverenden aldığı ücret tutarı 34.000 TL’nı aşan çalışanlar,
  • Ücretini yabancı bir memleketteki işverenden doğrudan doğruya alan çalışanlar,
  • İstisnadan faydalanmayan yabancı elçilik ve konsolosluk memur ve hizmetlileri.

Birden çok işverenden edinilen ücretler

Birden çok işverenden kesintiye tabi ücret gelir sahibi kişi, birden sonraki işverenden aldığı kesinti yapılmış ücret geliri toplamı 34.000 TL’yi aşarsa, ücret gelirlerinin tamamını (ilk işveren ücreti dahil) yıllık beyanname ile beyan etmelidir. Bu durumda geliri elde eden kişinin, birinci işverenden alınan ücretin hangisi olduğunu serbestçe belirleme hakkı vardır. Diğer bir deyişle, ücret geliri elde eden kişi; ücret kesinti suretiyle vergilendirildiği sürece en yüksek ücret gelirini birinci işverenden alınan ücret sayıp, az ücret veya ücretlerin toplamını birden sonraki işverenden alınan ücretler olarak dikkate alma konusunda serbesttir.

Ücret geliri dışında beyana tabi gelir elde edilmesi durumunda da birden fazla işverenden ücret geliri elde eden kişi ilk işverenden alınan hariç, ikinci işverenden alınan ücret geliri 34.000 TL’lik beyan eşiğini aşmazsa, ücret gelirlerini yıllık beyannameye dahil etmez.

Örnek: Ücretli ABK’nın 2018 yılında üç ayrı işverenden elde ettiği kesintiye tabi tutulmuş ücret gelirleri aşağıdaki gibi olsun:

  1. işverenden alınan ücret

108.000 TL

  1. işverenden alınan ücret

16.000 TL

  1. işverenden alınan ücret

13.500 TL


Bu durumda 1. işverenden elde edilen 108.000 TL toplam dışı bırakılarak, diğer iki işverenden alınan (16.000 + 13.500 =) 29.500 TL ücret geliri 2018 yılı beyan eşiği 34.000 TL’nı aşmadığından ücret gelirleri için beyanname verilmesi gerekmez.

ABK’nın gelirleri aşağıdaki gibi olsun:

  1. işverenden alınan ücret

108.000 TL

  1. işverenden alınan ücret

65.000 TL

  1. işverenden alınan ücret

32.500 TL


Bu durumda 3 işverenden elde edilen gelirlerin toplamını beyan edilmelidir. Çünkü ilk işverenin ödediği gelir toplam dışı bırakıldığında, 2. ve 3. işverenden alınan ücretler toplamı (65.000 + 32.500=) 97.500 TL, 34.000 TL’lik beyan eşiğinden fazla olduğundan ilk işverenden alınan 108.000 TL ücrette dahil olmak üzere 205.500 TL ücret gelirlerinin tamamı yıllık beyanname ile bildirilmelidir.

İşveren değişikliği

Çalışanlar yıl içerisinde bir veya birden fazla iş değiştirebilir. 2018 yılında iş değiştiren kişi, birden fazla işverenden ücret geliri elde etmiş konumundadır. Dolayısıyla, bir takvim yılında birden çok iş değiştirenlerin, ilk işverenden sonra aldıkları ücretlerin brüt toplamı 34.000 TL’nı aşarsa ücret gelirlerini yıllık beyanname ile beyan etmesi gereklidir.

Neden yıllık beyan?

Birden çok işverenden ücret gelirinin beyan edilme gerekçesi, gelir vergisi tarifesindeki artan oranlılıktır. İşverenler, vergi sorumlusu olarak çalışanlarına hizmetleri karşılığı gerçekleştirdikleri ücret ödemelerinden vergi kesmek zorundadır. Fakat her işveren kendi ödemesine bağlı olarak kümülatif matrahı esas almakta ve kişinin diğer işverenden elde ettiği geliri kavrayamamaktadır. Oysa gelir vergisi tarifesi nedeniyle, marjinal vergi oranı farklı ve gelir arttıkça vergi artmaktadır. Bu nedenle, birden çok işverenden elde edilen gelirin yıllık beyanname ile bildirilmesi toplam gelirin vergi tarifesindeki yüksek oranlarla vergilendirilmesine imkân veriyor.

Yıllık beyan halinde indirimler?

Yıllık beyan halinde vergi matrahından indirim mümkün mü? Evet mümkün. Yıllık beyana tabi gelirlerden indirimler yapılabilir. İndirimler sırası ile; “hayat/şahıs sigorta primleri, eğitim ve sağlık harcamaları, indirilebilecek bağış ve yardımlar, Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan ayni ve nakdi bağışlar, Türk Kızılay ve Türk Yeşilay’ına makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar ve melek yatırımcı indirimi” olarak sayılabilir.

Sıklıkla karşılaşılan “hayat/şahıs sigorta primleri, eğitim / sağlık harcamaları ve bağışlar” niteliğindeki indirimlerdir. Hayat/şahıs sigorta primleri, beyan edilen gelirin %15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarıyla sınırlıdır. Eğitim ve sağlık harcamaları ise beyan edilen gelirin %10’una kadar yıllık beyannameyle bildirilen gelirlerden indirilir. Söz konusu indirimler sonrasında herhangi bir vergi çıkmayabilir. Her zaman yıllık beyan ilave vergi ile sonuçlanmaz. Diğer bir deyişle kaynakta kesilen ve ödenen vergiler yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden fazlaysa kesilen vergiler mükellefe iade edilir.

Örnek: Ücretli ABH’nın 2018 yılında iki ayrı işverenden elde ettiği kesintiye (asgari geçim indirimi mahsubu öncesi vergi kesinti tutarı 25.431 TL olsun) ücret gelirleri şu şekildedir:

  1. işverenden alınan brüt ücret

75.000 TL

  1. işverenden alınan brüt ücret

             63.000 TL

Toplam brüt ücret

138.000 TL

Sigorta pirimi (%14) ve işsizlik sigortası primi (%1)

(138.000 x %15=20.700 TL)

20.700 TL

Safi ücret

117.300 TL

Kesinti yoluyla ödenen vergiler

25.431 TL

Eğitim ve sağlık harcaması 12.000 TL (beyan edilen gerlirin %10’u olan 13.800’e kadar)

12.000 TL

Milli eğitim tesislerine yapılan bağışlar

8.000 TL

İndirimler toplamı (12.000 + 8.000 TL)

20.000 TL

Vergiye tabi gelir (matrah) (117.300 – 20.000=)

97.300 TL

Hesaplanan vergi

23.151 TL

Mahsup edilecek gelir vergisi (AGİ indirimi mahsup edilmeden önceki vergi)

25.431 TL

Ödenecek gelir vergisi

0 TL

İade edilecek gelir vergisi

2.280 TL

Beyanname damga vergisi

72,70 TL


Bu örnekte 2.280 TL tutarındaki vergi kesintisi mükellefe iade edilir.

Beyan

Ücret gelirlerinin beyan edilmesi gerekiyorsa 2018 yılı gelir vergisi beyannamesi 25 Mart 2019 Pazartesi günü mesai sonuna kadar vergi dairesine bildirilir. Beyan süresinin uzatılması mümkün olup, takip edilmelidir. Beyanname elektronik ortamda da gönderilebilir.

Hazır beyan sistemi

Ücretlerini beyan etmek durumundaki mükellefler, meslek mensuplarından destek almadan Gelir İdaresi Başkanlığı “Hazır Beyan Sistemi” ile internet üzerinden beyanname verebilir. Eskiden mükellefiyeti olanlar dışında, ilk kez mükellefiyet tesis ettirip beyanname verecek olanlar da sistemi kullanabilir. Sisteme, Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi ( www.gib.gov.tr ) üzerinden güvenlik soruları cevaplandırılarak veya İnternet Vergi Dairesi şifreleri kullanılarak giriş yapabiliyor. Onaylama işlemi sonrası tahakkuk fişi sistem tarafından otomatik olarak oluşturuluyor. Hazır Beyan Sistemi kullanılması halinde beyanname onayının 25 Mart 2019 Pazartesi gece yarısına kadar tamamlanması gereklidir.

Hazır Beyan Sistemi, beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu bulunan “ticari, zirai veya serbest meslek kazançları ile ücret gelirlerini beyan etmek durumunda dışında bulunan mükelleflerce” kullanılamaz.

Ödeme takvimi

Ücret gelirlerini yıllık beyanname ile bildirecekler 2018 yılına ilişkin gelir vergisini bir defada veya en fazla iki taksitte ödeyebilir. İlk taksit ödemesi damga vergisi ile birlikte 1 Nisan 2019 Pazartesi (31 Mart 2019 tarihinin Pazar günü olması nedeniyle), ikinci taksit ödemesini ise 31 Temmuz 2019 Çarşamba günü sonuna kadar ödenmelidir.

Türkiye’yi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti sona erdiren hallerde yıllık beyanname üzerinden tarh edilen vergiler beyanname verme süresi içinde (25 Mart 2019) ödenmesi zorundadır.

Ödenecek gelir vergisi, İnteraktif Vergi Dairesi ve GİB Mobil Uygulaması, vergi daireleri, PTT şubeleri veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Abdulkadir Kahraman

https://www.vergidegundem.com

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bazı KDV ve ÖTV indirimlerinin devamına karar verildi.

Resmi Gazete’de yayımlanan vergi indirimlerine göre motosiklet, konut, tapu harcı, ticari araç ve mobilyalarda vergi indirimlerinde süre uzatımına gidildi.

Tapu harçlarında yüzde 3’lük oran 31/12/2019 tarihine kadar devam edecek.

Vergisiz fiyatı 70 bin liranın altında olan otomobillerde ÖTV oranı yüzde 45'ten yüzde 30'a, fiyatı 70 bin ile 120 bin arası olan araçlarda yüzde 50'den yüzde 35'e düştü. Otomobillerdeki ÖTV indirimi 30/06/2019 tarihine kadar uzatıldı.

Ticari araçlarda KDV oranı yüzde 1 olarak 30/06/2019 tarihine kadar sürecek.

Motosikletlerdeki 250 cc ve altında bulunanlar için ÖTV’nin sıfırlanması 30/06/2019 tarihine kadar sürecek.

Konutta KDV’nin yüzde 8 olarak uygulanması da 31/12/2019’a kadar devam edecek.

Evlenecekleri ve evini yenileyecekleri sevindiren bir diğer gelişme de mobilya tarafında yaşandı. Mobilyada yüzde 8 KDV, beyaz eşyada yüzde 0 ÖTV 30/06/2019 tarihine kadar uzatıldı.

Kararlar 1 Nisan 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek.

21 Mart 2019 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 30721

Karar Sayısı: 843

Bazı Bakanlar Kurulu kararları ile Cumhurbaşkanı kararlarında değişiklik yapılmasına ilişkin ekli Kararın yürürlüğe konulmasına; 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin “I-Tapu İşlemleri” başlıklı bölümünün 20/a fıkrası, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesi ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 12 nci maddesi gereğince karar verilmiştir.

20 Mart 2019

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

20/3/2019 TARİHLİ VE 843 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ

KARAR

MADDE 1-30/4/2018 tarihli ve 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 5 inci maddesinde yer alan “31/3/2019” ibaresi “31/12/2019” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2– 24/12/2007 tarihli ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın geçici 3 üncü maddesinde yer alan “31/3/2019” ibaresi “31/12/2019” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3– 31/10/2018 tarihli ve 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı maddelerinde yer alan “31/3/2019” ibareleri “30/6/2019” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 4– 31/12/2018 tarihli ve 540 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 2 nci maddesinde yer alan “31/3/2019” ibaresi “30/6/2019” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 5– Bu Karar 1/4/2019 tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 6– Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 1 yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına uygulanan stopaj oranları yüzde 20'ye yükseltildi. Bu oran katılım bankalarındaki döviz katılma hesaplarına ödenen kâr payları için de geçerli olacak. 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda ise stopaj oranı yüzde 18 olarak belirlendi.

TCMB verilerine göre 8 Mart ile biten haftada bireylerin yabancı para cinsinden mevduat ve fonları 533.8 milyon dolar artışla 104.1 milyar dolar olurken; kurumların ise 300 milyon dolar artışla 67.71 milyar dolara yükselmişti.

En son 5 Ekim 2018 haftasında döviz birikimlerini azaltmayı tercih eden bireyseller takip eden 22 haftada döviz birikimlerini kesintisiz artırdılar. Böylece bireysellerin yabancı para birikimi 29 Nisan 2016'da görülen 104.11 milyar dolarlık zirveye de oldukça yaklaşmış oldu.

Artışın ana nedenleri olarak geçen yılın Ağustos ayında yaşanan kur şokunda bireysel yatırımcıların kâr amaçlı bozdurduğu 8 milyar doları yerine koyma eğilimi ile beklentiler nedeniyle birikimleri döviz cinsinden tutma alışkanlığının etkili olduğu belirtiliyor.

Öte yandan aynı kararname ile tüm mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerin stopaj oranları da yeniden belirlendi.

Buna göre vadesi 1 yıla kadar olanlardan elde edilen faizlerden yüzde 7, 1 ile 3 yıl arasında olanlardan elde edilen faizden yüzde 3, vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlardan elde edilen faizden ise yüzde 0 stopaj alınacak.

21 Mart 2019 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 30721

Karar Sayısı: 842

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü ve geçici 67 nci maddeleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddelerinde yer alan tevkifat oranları ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun33 üncü maddesinde yer alan banka ve sigorta muameleleri vergisi nispetleri hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, anılan kanunların mezkûr maddeleri gereğince karar verilmiştir.

20 Mart 2019

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

20/3/2019 TARİHLİ VE 842 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ

KARAR

MADDE 1– 12/1/2009 tarihli ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (b) alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Diğerlerinden;

ba) Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerin;

i) Vadesi 1 yıla kadar olanlardan elde edilen faizlerinden %7,

ii) Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden %3,

iii) Vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlardan elde edilen faizlerinden %0,

bb) Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarının;

i) Vadesi 1 yıla kadar olanlara sağlanan gelirlerden %7,

ii) Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %3,

iii) Vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0,

bc) (ba) ve (bb)’de belirtilenler dışında kalanlar için %10,”

MADDE 2– 12/1/2009 tarihli ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (b) alt bendi aşağıdaki şekilde ve aynı fıkranın (5) numaralı bendinin (b) alt bendinde yer alan “%1” ibaresi “%0” şeklinde değiştirilmiştir.

“b) Diğerlerinden;

ba) Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerin;

i) Vadesi 1 yıla kadar olanlardan elde edilen faizlerinden %7,

ii) Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden %3,

iii) Vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlardan elde edilen faizlerinden %0,

bb) Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarının;

i) Vadesi 1 yıla kadar olanlara sağlanan gelirlerden %7,

ii) Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %3,

iii) Vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0,

bc) (ba) ve (bb)’de belirtilenler dışında kalanlar için %10,”

MADDE 3– 12/1/2009 tarihli ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (b) alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Diğerlerinden;

ba) Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerin;

i) Vadesi 1 yıla kadar olanlardan elde edilen faizlerinden %7,

ii) Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden %3,

iii) Vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlardan elde edilen faizlerinden %0,

bb) Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarının;

i) Vadesi 1 yıla kadar olanlara sağlanan gelirlerden %7,

ii) Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %3,

iii) Vadesi 3 yıl ve daha uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0,

bc) (ba) ve (bb)’de belirtilenler dışında kalanlar için %10,”

MADDE 4– 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kumlu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1) Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizlerden ve katılım bankalarınca döviz katılma hesaplarına ödenen kâr paylarından;

i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli hesaplarda %20,

ii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %18,”

MADDE 5– Varlık finansmanı fonları tarafından münhasıran portföylerinde yer alan ipotek teminatlı menkul kıymetler karşılık gösterilerek ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlerin, ipotek teminatlı menkul kıymetleri karşılık gösterilen ihraççı bankalarca iktisap edilmesi durumunda, ihraççı bankalarca bu menkul kıymetler dolayısıyla elde edilen dönemsel getiriler (varlığa dayalı menkul kıymete karşılık gösterilen ipotek teminatlı menkul kıymet tutarını aşan kısma isabet eden getiriler hariç) için banka ve sigorta muameleleri vergisi oranı %1 olarak uygulanır.

MADDE 6- Bu Kararın;

a) 4 üncü maddesi yayımı tarihinden itibaren vadesiz ve özel cari hesaplara ödenecek faizler ve kâr payları ile söz konusu tarihten itibaren açılan veya vadesi yenilenen vadeli hesaplara ödenecek faizler ve kâr payları için uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 7– Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

12/1/2009 tarihli ve 2009/14592 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Yayımlandığı

Resmî Gazetenin

Tarihi Sayısı
3/2/2009 27130

12/1/2009 tarihli ve 2009/14592 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında Değişiklik Yapan

Düzenlemelerin Yayımlandığı Resmî Gazetenin

Tarihi Sayısı
29/12/2010 27800
29/6/2011 27979
30/6/2012 28339
6/9/2012 28403
27/4/2013 28630
18/5/2018 30425
19/12/2018 30630

12/1/2009 tarihli ve 2009/14593 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Yayımlandığı

Resmî Gazetenin

Tarihi Sayısı
3/2/2009 27130

12/1/2009 tarihli ve 2009/14593 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında Değişiklik Yapan Düzenlemelerin Yayımlandığı Resmî Gazetenin

29/12/2010 27800
29/6/2011 27979
27/4/2013 28630
19/12/2018 30630

12/1/2009 tarihli ve 2009/14594 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Yayımlandığı

Resmî Gazetenin

Tarihi Sayısı
3/2/2009 27130

12/1/2009 tarihli ve 2009/14594 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında Değişiklik Yapan Düzenlemelerin Yayımlandığı

Resmi Gazetenin

Tarihi Sayısı
29/12/2010 27800
29/6/2011 27979
30/6/2012 28339
27/4/2013 28630
19/12/2018 30630
Çarşamba, 20 Mart 2019 17:41

2019 SGK Teşvikleri

Vergi uygulamasında ilk  (1) nolu ihbarnameler tebliğ edilmeden, kesinleştirilmeden ödeme emri düzenlemez.[1]Ödeme emrinin düzenlenebilmesi için mutlak surette ihbarnamelerin kesinleşmesi gerekmektedir.[2] Mükelleflerin gıyabında çeşitli sebeplerle veya ilanen tebliğ suretiyle kesinleştirilen ihbarname üzerine daha sonraki aşamalarda ödeme emri düzenlenmesi hukuken tarhiyatı sakatlandırıcı sonuçlar doğurabilmektedir.[3]

Aşağıda  yer alan nedenler oluşmadan  ödeme emri düzenlenemez, e-haciz yapılamaz. Buna göre;

1)Tahakkuk aşamasında ihbarnameler kesinleştirilmeden ödeme emri düzenlenemez.  Ödeme emri düzenlenmeden e-haciz yapılamaz. E-haciz yapılabilmesi için mutlak surette usulüne uygun ödeme emri tebliği (hatta usulüne uygun ihbarnamelerin tebliği ve kesinleşmesi gerekir)  ve haciz varakasının tanzimi zorunludur.  Aksi takdirde hiçbir şekilde ne e-haciz veya ne kesin haciz tatbik olunabilir.

2)Limited şirket ortakları hakkında e-haciz yürütülebilmesi için şirket tüzel kişiliğine ait borcun mutlak surette ortak açısından bireyselleştirilmesi ve buna göre ödeme emri ortağa tebliğ edilmesi daha sonra ödeme emrinin kesinleşmesi üzerine ancak limited şirket ortağının banka hesabına e-haciz yürütülebilir. 

3)Asıl amme borçlusu şirketin mal varlığı araştırması yapılmadan şirketin acze düştüğü tespit edilmeden, şirketin iflası istenmeden, Türkiye çapında mal varlığı araştırması yapılmadan şirket ortakları nezdinde takip açılamaz.

4)Tebliğ edilen ödeme emirleri ve kapsamı hukuka aykırı ise, örneğin zamanaşımına uğramış bir amme alacağı için ödeme emri düzenlense dahi bu konuda ödeme emri kesinleşmeden hiçbir icrai işlemine teşebbüs edilemez. (6183 sayılı yasa md.102)

5)Vergi borcu nedeniyle gayrimenkuller üzerine konulan hacizlerin çözümünde vergi yargısı kararına göre hacizlerin çözülmesi ve 30 gün içerisinde ilk vergi mahkemesi kararının gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur.[4] Menkul veya gayrimenkul mallar üzerindeki haciz çözümünde vergi borcunun asıl vergi dairesine ödenmiş olması yetmez.  Haczin kaldırılabilmesi için Türkiye çapında bütün vergi dairelerinde o mükellefin borcunun bulunup bulunmadığı araştırılır.  Eğer, başkaca vergi dairelerinde de borç çıkar ise (şirket ortaklarının borcu dahil)  bu durumda bu borçlar da ödenmeden haciz çözülmez. Kısmi haciz mal veya varlıkların üzerindeki hacizlerin çözümü toplam borca mahsuben yapılacak ödeme ile orantılı olarak çözüm yapılabilir. Nazlı Gaye Alpaslan

https://www.hurses.com.tr/av-nazli-gaye-alpaslan/ihbarname-teblig-edilmeden-odeme-emri-teblig-edilemez/haber-25554

---------------------------

[1]Bkz. 6183 sayılı  yasa md.55-58

[2]213 sayılı  VUK md. 21,22,25,35

[3]213 sayılı  VUK md. 377

[4]Bkz.  22/11/2013 tarihli ve 28829 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin10/7/2013 tarihli ve E. No:2012/107, K. No:2013/90 sayılı kararı ve ayrıca Gelir İdaresinin 2013/1 Tahsilat  İç  Genelgesi.

Çarşamba, 20 Mart 2019 15:03

Şirket Ortaklarının 'Sigorta'sı

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi ortaklarının 5510 sayılı kanun uyarınca sigortalı olması gerekmektedir. Anonim şirketin bütün ortakları değil, yalnızca yönetim kurulu üyesi ortakları 4/b’li olmak durumundadır. Diğer yandan, limitet şirketlerin bütün ortaklarının 4/b’li (Bağ-Kur’lu) olması zorunludur. Dolayısıyla, şirketin niteliği, şirket ortaklarının sigortalı olması zorunluluğunu farklılaştırmaktadır.

2008’deki değişiklik çok önemli

4/a’lı (SSK’lı) sigortalı olarak çalıştığı şirkete ortak olanların sigortalılık statüleri için 1 Ekim 2008 tarihi çok önemlidir. SSK’lı olarak çalıştığı limitet şirkete ortak olan bir kişi ortak olduğu tarih 1 Ekim 2008 öncesi ise SSK’lı olarak sigortalı olmaya devam edebilir.

Aynı şekilde SSK’lı sigortalı olduğu bir anonim şirketin yönetim kurulu üyesi ortağı konumuna gelen bir kişi de SSK’lı olarak sigortalanmaya devam edebilir. Ancak bu kişilerin prim ödemelerinde bir gün bile boşluk olması halinde pasif olan Bağ-Kur sigortalılıkları devreye girer ve bu kişiler bir daha ortağı oldukları şirkette SSK’lı olamazlar. Dolayısıyla, bu kişilerin prim ödemelerinde hiçbir şekilde kesinti olmaması gerekmektedir.

Sigortalılık iptal olur

1 Ekim 2008 tarihinden sonra şirket sahibi veya ortağı olanlar kendi şirketlerinden SSK’lı olarak gösterilemiyorlar. Bu kişilerin 4/b’li olması zorunluluğu bulunuyor. 4/b’lilik kontrolleri çok kolay yapılabildiği için bu kişiler eğer 4/b’li olarak bildirilmezler ve SGK bu durumu tespit ederse kendilerine prim borcu çıkacağı gibi kendi şirketlerinden SSK’lı olarak gösterildikleri tespit edildiğinde bu sigortalılıkları da iptal edilecektir. Çünkü burada açıkça kanuna karşı bir hile durumu söz konusu.

SSK’lı statüsünde olanlar avantajlı

Kendi şirketinde SSK’lı olarak gösterilmenin avantajı, emeklilikte daha iyi imkânlar sunan SSK’lı statüde emekli olmaktır. 1 Ekim 2008 sonrasında sosyal güvenlikte kurumlar birleşti. Fakat sigortalılık statüleri arasında halen devam eden farklılıklar bulunuyor. Bu nedenle SSK’lı olarak emekli olmanın avantajlarından yararlanabilmek için kendi şirketinde SSK’lı olmak tercih ediliyor.

Emeklilikte sorun yaşanabilir

1 Ekim 2008 sonrası çalıştığı limitet şirketin ortağı veya anonim şirketin yönetim kurulu üyesi ortağı konumuna gelen bir kişi SSK’lı olarak prim ödese bile bu statüsüyle emekli olamaz. Bu kişinin Bağ-Kur’lu olarak sigortalanması gerekmektedir. Bu durumda kişi SSK’lı olarak en yüksek prim seviyesinden prim ödese bile SGK bu kişinin SSK’lığını iptal eder ve bu kişi SSK’lı olarak emekli olamaz. Yüksekten prim ödeyerek yüksek emekli aylığı alınması ne yazık ki mümkün değildir. Bu durumdaki kişilerin Bağ-Kur’lu olarak emekli olması gerekmektedir.

Başka şirketten SSK primi  ödemek mümkün olur mu?

Limited şirketin ortağı veya anonim şirketin yönetim kurulu üyesi konumundaki bir kişi başka bir şirkette SSK’lı olarak sigortalı olabilmektedir. Şirket ortaklığı nedeniyle Bağ-Kur’lu olan bir kişinin başka bir şirkette SSK’lı sigortalı gösterilmesi halinde bu kişinin sigortalılığı geçerli olur ve bu kişi SSK statüsünde emekli olabilir.

Konuyla ilgili düzenleme 1 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarihten önce bir kişi adına hem Bağ-Kur’dan, hem SSK’dan prim yatırılırsa bu kişinin önceden başlamış olan sigortalılığı geçerli oluyordu. Dolayısıyla, önce Bağ-Kur sigortası başlamışsa Bağ-Kur, önce SSK sigortası başlamış ise SSK sigortası geçerli olmaktaydı. Bu tarihten sonra ise önceden başlayan sigortalılık statüsünün geçerli olması ilkesi terk edildi ve bunun yerine SSK sigortalılığının Bağ-Kur sigortalılığına üstünlüğü ilkesine geçildi. Bu ilkeyle birlikte 1 Mart 2011 tarihinden geçerli olmak üzere SSK’lı sigortalılığı geçerli sayılmaya başlandı. Düzenleme öncesi Bağ-Kur’lular iş yerlerini devretmek durumunda kalıyorlardı fakat düzenleme sonrası bu işleme gerek kalmadı. Bu düzenleme sayesinde emekliliklerine 1.261 gün kala SSK’lı olmaya başlayan bir kişinin SSK’lı olarak emekli olması mümkün hale geldi. Bağ-Kur’luların bu şekilde emekli olabilmeleri için şirketlerini devretmelerine de gerek kalmadı.

1 Ekim 2008 sonrası farklı

1 Ekim 2008 tarihinden sonra çalıştığı şirkete ortak olan kişilerin ise doğrudan Bağ-Kur’lu olmaları gerekmektedir. Eğer kişinin çalıştığı şirket limitet şirketse ortak olması halinde Bağ-Kur’lu olarak sigortalanması bir zorunluluktur. Ancak kişinin çalıştığı şirket anonim şirketse, kişinin yönetim kurulu üyesi olması halinde sigortalanması zorunluluğu söz konusu olur. Eğer kişi çalıştığı anonim şirkete yalnızca ortak olmuş, yönetim kurulu üyesi olmamış ise SSK’lı olarak sigortalanmaya devam edebilir. Ancak limitet şirketlerin tüm ortakları ve anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi ortakları 1 Ekim 2008 sonrasında çalıştıkları şirkette SSK’lı olarak sigortalanmaya devam edemezler. Cem Kılıç

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cem-kilic/sirket-ortaklarinin-sigorta-si-2845187/

Çarşamba, 20 Mart 2019 09:44

Kur Farkında KDV Uygulaması

Fotoğraf açıklaması yok.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Görüntünün olası içeriği: yazı

Görüntünün olası içeriği: yazı

Ali ÇAKMAKCI 
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

http://taxauditingymm.com

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

Sayı : 39044742-130[Özelge]-E.183114 
Konu :Şirket aktifine kayıtlı fabrika binasının tesliminde istisna uygulaması

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Şirketinizin 27/12/1985 tarihinde aldığı arsa üzerine faaliyetinde kullanmak üzere bina inşa etiği ve binanın, 24/09/1987 tarihinden itibaren fabrika binası olarak aktife kaydedildiği, bu arsa üzerine faaliyetlerinizde kullanılmak üzere idari bina da inşa edildiği ve binanın 31/12/1992 tarihinde aktife kaydedildiği, fabrika binası ve idari binanın tapuda arsa olarak kayıtlı olduğu ve cins tashihinin yapılmadığı ancak aktife alındıkları tarihten bu yana fiilen kullanıldığı, idari binanın 365 m² lik kısmının şirket merkezi olarak kullanıldığı ve atıl olan kısmının 1993 yılından bu yana kiraya verildiği belirtilerek, tapuda arsa olarak görülen binaların satışından doğan kazancın kurumlar vergisi ve KDV'den istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; "(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

...

e) (7061 sayılı kanunun 89 uncu maddesiyle değişen cümle; Yürürlük: 05.12.2017) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75'lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50'lik kısmı.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. 

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

...

Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

..." hükmü yer almıştır.

Konuya ilişkin yayımlanan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.6.2.2.1 Taşınmazlar" başlıklı bölümünde; "İstisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanununda 'Taşınmaz' olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.

Bunlar Türk Medeni Kanununun 704 üncü maddesinde; 

• Arazi,

• Tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,

• Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler 

olarak sayılmıştır.

Elden çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu olabilmesi için taşınmazın Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir binanın satışından doğan kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.

Fiiliyatta cins tashihinin kurum adına tapuya tescilinin yapılmasında çeşitli nedenlerle gecikmeler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, taşınmazın işletme aktifinde iki yıl süreyle bulunup bulunmadığının, tespitinde, işletmede iki yıldan fazla süreyle sahip olunarak fiilen kullanıldığının, yapı inşaatı ruhsatı, vergi dairesi tespiti veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik edilebilmesi mümkün olabilecektir.

Örneğin; organize sanayi bölgeleri tarafından verilen tahsis belgesine istinaden veya çeşitli nedenlerle iki yıldan fazla süreyle fiilen kullanılan ancak, tapuda kurum adına henüz tescil edilmemiş bir taşınmazın tahsis belgesine dayanılarak veya zilyetliğin devri suretiyle satılması durumunda bir taşınmaz satışından bahsedilemeyeceğinden istisna uygulanmayacak, ancak, iki tam yıl kullanıldığı yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde tevsik edilen taşınmazın tapuda kurum adına tescil edildikten sonra satılması halinde, satıştan elde edilen kazançlar bu istisna kapsamında değerlendirilecektir.

...";

"5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması" başlıklı bölümünde;

"Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

İstisna uygulaması esas itibarıyla bütün kurumlar için geçerlidir. Ancak, faaliyet konusu menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün değildir.

...

Örnek 4: Esas faaliyeti taşınmaz ticareti ve kiralaması olmayan bir şirketin, atıl olarak durmakta olan bir taşınmazını kiraya verdikten iki tam yıl sonra söz konusu taşınmazı satması halinde taşınmazın elden çıkarılmasından doğan kazancın istisnadan yararlanması mümkün bulunmaktadır.

..." açıklamaları yer almıştır.

Diğer taraftan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün ....... tarih ..... No.lu Genelgesinde, cins değişikliği (cins tashihi), bir taşınmaz malın cinsinin, yapısız iken yapılı veya yapılı iken yapısız hale; bağ, bahçe, tarla vb. iken arsa, arazi iken, bağ, bahçe vb. duruma dönüştürmek için paftasında ve tapu sicilinde yapılan işlem olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, ...... tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde Şirketin amaç ve konuları arasında her türlü teneke, kutu, teneke levha matbaa işleri teneke kutu imalatında kullanılan yardımcı elemanların imalatı kulp vida, kapak, teneke kutu, imalatında kullanılan her türlü mamul yarımamul malzemenin, cihaz ve makinaların yedek parçaları ve bunlarla ilgili malzeme, tesisat ve emtianın imali, ithali, ihracı, alımı, satımı ve pazarlaması yapmak vb. olduğu, bu amaçların gerçekleştirebilmesi için Şirketin ihtiyacı olan her türlü gayrimenkul demirbaş nakil vasıtaları ve makinaları satın alabilir inşa ettirebilir kiralar ve satabileceği vb. anlaşılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, esas faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti veya kiralaması bulunmayan Şirketiniz tarafından faaliyetlerinizde kullanılmak üzere satın alınan arsa üzerine inşa edilerek iktisap edilen fabrika binası ve zorunlu sebepler dolayısıyla atıl durumda bulunan kısmı kiraya verilmek suretiyle değerlendirilen idari binanın, fiilen kullanıldığının yapı inşaatı ruhsatı, vergi dairesi tespiti veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik edilmesi ve tapuya tescil edildikten sonra satışı halinde, Kurumlar Vergisi Kanununun 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan diğer şartların da yerine getirilmesi kaydıyla, söz konusu satıştan doğan kazancın %50'lik kısmının kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;

3065 sayılı KDV Kanunu'nun;

17/4-r maddesinde ise; kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketlerince devir ve tesliminin KDV'den istisna olduğu, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisseleri teslimlerinin ise istisna kapsamı dışında olduğu,

hüküm altına alınmıştır.

Konu ile ilgili KDV Genel Uygulama Tebliği'nin "II.F.4.16.1.Taşınmaz Satışlarında İstisna Uygulaması" başlıklı bölümünde,

"Satışa konu edilecek taşınmazlar (arsa, arazi, bina) ile iştirak hisselerinin satışında istisna uygulanabilmesi için kurumların aktiflerinde asgari 2 tam yıl (730 gün) kayıtlı bulunmuş olması gerekmektedir.

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan (taşınmazların mutat olarak alım satımının yapılması veya kiraya verilmesi) kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmazların tesliminde istisna hükmü uygulanmaz. 

İstisna, satış yoluyla gerçekleştirilen devir ve teslimlerde uygulanır. Bağış, hibe şeklinde yapılan devir ve teslimler istisna kapsamı dışındadır.

Örnek 1: Gayrimenkul kiralaması faaliyeti ile iştigal eden (M) Ltd. Şti. aktifinde iki tam yıl süre ile bulunan taşınmazı satışa çıkarmıştır.

Söz konusu satış işlemi şirket faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis edilmiş bir taşınmaz olması kaydıyla 3065 sayılı Kanunun (17/4-r) maddesi kapsamında KDV'den istisnadır. Ancak taşınmazın şirket faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis edilmiş bir taşınmaz olmayıp şirketin faaliyet konusu olan kiralamalarda kullanılan taşınmazlardan olması halinde, taşınmazın satışı genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabidir.

...

Örnek 6: İki tam yıldan fazla süredir (Z) şirketinin aktifinde yer alan arsa, bina, taşıtlar, makine ve teçhizatlardan ibaret üretim tesisinin komple tek bir bedelle satışı gerçekleştirilecektir. 

3065 sayılı Kanunun (17/4-r) maddesindeki istisnaya konu olan taşınmazlar Türk Medeni Kanununda 'Taşınmaz' olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır. 

İki tam yıldan fazla bir süredir şirketin aktifinde yer alan arsa, fabrika binası ve mütemmim cüzlerinin birlikte tek bir bedelle satışı, 3065 sayılı Kanunun (17/4-r) maddesi uyarınca KDV'den istisna olacaktır.

Ancak, eklenti olarak kabul edilen demirbaş ve teçhizatın satılması halinde bunların bedeli üzerinden demirbaş ve teçhizatın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacaktır. " açıklamaları yer almaktadır.

60 No.lu KDV Sirkülerinin "8.2.4.İki Tam Yıl Süreyle Sahip Olunan Taşınmazların Satışı" başlıklı bölümünde de konu ile ilgili gerekli açıklamalara yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; esas faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti veya kiralaması bulunmayan Şirketiniz tarafından faaliyetlerinizde kullanılmak üzere satın alınan arsa üzerine inşa edilerek iktisap edilen fabrika binası ve zorunlu sebepler dolayısıyla atıl durumda bulunan kısmı kiraya verilmek suretiyle değerlendirildiği belirtilen idari binanın, KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna tutulması için satışı yapılan binanın kurum adına tapuya tescil edilmiş olması ve en az iki tam yıl şirket aktifine kayıtlı olması gerekmekte olup aktife kayıtlı bulundurma süresinin başlangıç tarihi olarak; inşaatın tamamlandığı ve taşınmazın bina olarak kullanılmaya başlandığı tarihin esas alınması gerekmektedir.


Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Page 1 of 283

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • Geçmişe Matuf Fatura Kesilmesi Sonucu Kesilen Cezayı Kaldıran Danıştay VDD Kurulu Uygulamada vergi mükellefleri tarafından geçmişe yönelik fatura düzenlenebilmektedir. Örneğin; bir…
  • Birden çok işverenden kazanılan ücretler beyana tabi mi? Her takvim yılı bitişini takip eden 3. ay gelir vergisi…
  • KDV ÖTV Tapu Harçlarında Süre Uzatıldı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bazı KDV ve ÖTV indirimlerinin devamına karar verildi. Resmi…

Duyurular

Top