Mehmet Özdoğru

Mehmet Özdoğru

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Çarşamba, 20 Şubat 2019 13:38

Takdir Komisyonu Kararları Ve KDV İndirimi

takdir komisyonları 213 sayılı VUK md.74 hükmünde yer alan takdir yetkilerini kullanmaktadırlar. Buna göre, komisyonlar kendilerine vergi dairesinden yollanan matrah ve servet takdirlerini yapmak, vergi yasalarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek durumundadırlar.

Takdir komisyonları, matrah takdiri sırasında; vergi dairesinden istenilen takdirleri yapmaları sırasında, vergi usul kanununa göre vergi incelemesi yetkisine sahiptir (VUK md. 31-74). Bu kapsamda, mükellefin defter kayıt ve belgelerini incelemek zorundadırlar.

Takdir komisyonları, görevleri itibariyle gelir idaresi bünyesinde vergi dairesi başkanlıklarına bağlı olarak faaliyette bulunmaktadırlar. Takdir komisyonu kendilerine gelen dosyaları inceleyip, eğer takdir nedeni yok ise dosyayı tekrar vergi dairesine yollamak zorundadırlar.

Takdir komisyonları;

1) Kendilerine yollanan dosya kapsamında somut olarak takdir nedeni yok ise, gerekçeli olarak dosyayı vergi dairesine iade etmek mecburiyetindedir.(Bkz. 213 sayılı VUK md. 31)

2) Takdir komisyonları, kendilerinden istenilen dönemlerle ilgili matrah takdiri sırasında mükellefin defter ve belgelerini incelemek ve mevcut belgelerde ki KDV indirimlerini kabul etmek zorundadırlar (VUK md. 134-135).

3) Takdir komisyonlarının mükellefin, indirilecek KDV‘lerini reddetmek veya sıfırlamak gibi hak ve yetkileri yoktur.[1]

4) Vergi dairesinden yollanan dosya kapsamında ki, vergi tekniği raporlarına istinaden mükellefin sahte belge kullanması halinde, bu dosyalar ile ilgili KDV indirimlerini red sırasında mükelleften ödeme araçlarını, çek, banka dökümlerini istemek ve bunları takdir komisyonu kararına bağlamak zorundadırlar. [2]

5) Vergi tekniği raporlarına veya vergi inceleme raporlarına bağlı takdirlerde (genelde zaman aşımının bitmesine birkaç ay kala), takdir komisyonu kararına bu raporların eklenmesi zorunludur. Vergi tekniği raporlarının (VTR) takdir komisyonu kararına eklenmeyişi “adil yargılama hakkı ve silahların eşitliği ilkesi”ni zedelemektedir.

6) Esasen, takdir, bir inceleme, muhasebe ve murakabe yöntemidir. Takdir sırasında mükellefin beyanı ve ifadelerine, belge istenmesine, müracaat edilmelidir. Aksi takdirde, beylik ifadelerle, standart kalıplar içerisinde matrah takdirinin yapılması halinde bu kararlara dayalı, tarhiyatlar vergi yargısının hakemliğine gidildiğinde tarhiyatlar idare aleyhine neticelenmektedir.

7) Sahte belge kullanımı veya düzenlenmesi ile ilgili matrah takdirlerinde mükelleflerin aynı zamanda “özel esaslara” alındığı bir realitedir. Bu gibi durumlarda, takdir komisyonlarının mutlak surette mükelleften konu ile ilgili yazılı izahat istemesi zorunludur. Çünkü, vergi daireleri takdir komisyonlarından gelen takdir edilmiş kararlar üzerinde mutlak surette tarhiyat yapmak durumundadırlar. Vergi daireleri takdir komisyonu kararlarını değiştirmek, bozmak veya bu karara dayalı tarhiyatları re’sen düzeltme hak ve yetkisine sahip değildir.

8) Son yıllarda, sahte fatura kullanımı ile ilgili KDV matrah takdirlerinde mükellefin takdir edilen ay ve bu aydan önceki ve sonraki KDV indirimlerinin, beyanname sonuçlarının, (191 indirilecek) KDV hesaplarının durumlarını bilmek zorundadırlar. Aksi takdirde, takdir komisyonları sonraki döneme devir eden KDV olması halinde afaki bir takdir yapmış olabilir.[3]

9) Tarh Zaman aşımının bitmesine çok az bir zaman kala, vergi incelemesi bitirilmeden, vergi inceleme raporlarına istinaden olay takdir komisyonu vasıtası ile zaman aşımı uzatılarak ertesi yıl cezalı tarhiyatlar  önerilebilmektedir. Bu gibi durumlarda, yargı, idare aleyhine kararlar verdiği sıklıkla görülmektedir.[4]

10) Takdir komisyonları, vergi dairelerinin üzerinde veya vergi inceleme elemanlarının üzerinde, bir yüksek komisyon niteliğinde değildir. Takdir komisyonları, kendilerine 213 sayılı yasadan gelen takdir yetkisine haizdir. Bu konu ile ilgili ayrıca, mahdut bir inceleme yetkisi de mevcuttur (Bkz. 213 sayılı VUK md. 31, 74).

11) Vergi yargısı, kendisine intikal eden bir çok uyuşmazlıkla ilgili olarak tarhiyatın takdir komisyonu kararına dayalı olması halinde bu tarhiyatları genelde tamamen vergi ve VZC ile birlikte ortadan kaldırıldığını sıklıkla görülmektedir. Nazlı Gaye Alpaslan

https://www.hurses.com.tr/av-nazli-gaye-alpaslan/takdir-komisyonu-kararlari-ve-kdv-indirimi/haber-24977

-------------------------------

[1]Bkz. İzmir 1. Vergi Mahk., 12.06.2014 gün ve E:2013/2059 – K:2014/828 sayılı kararı.

[2]Bkz. İzmir 1. Vergi Mahk., 16.05.2014 gün ve E:2013/2379 – K:2014/678 sayılı kararı.

[3]Ayrıntılı açıklamalar için Bkz. YÜCE Prof. Dr. Mehmet, “Yönetim Kurulu Üyeleri Kanuni Temsilciler Müdürler ile Ortakların Hak ve Sorumlulukları”, Ekin Yayınevi, Temmuz 2014, S. 182 – 184.

[4]Bkz. YENİSEY Feridun, GÜNEŞ Gülsen, ŞİRİN Z. Ertunç, “Anayasadan Mali ve Vergisel Beklentiler”, On İki Levha, 1. Baskı, İstanbul, 2012, S. 155 – 158.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen, ekonomide düzenlemeler içeren kanun teklifine, 2018 yılı içinde iş yerinden bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak, 1 Şubat 2019 ila 30 Nisan 2019 tarihleri arasında işe alınan sigortalılar için 3 ay süreyle prim, vergi ve ücret desteği sağlanmasına ilişkin madde ihdas edildi.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

Komisyonda, "Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu" kapsamında düzenlemeler içeren 3 maddenin teklif metninden çıkarılması dolayısıyla, teklifin adı, "Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" olarak değiştirildi.

Komisyonda kabul edilen teklife göre, engellilere "evde bakım hizmeti desteği" için "hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 2/3'ünden az olması şartı" kapsamında yapılan hesaplamaya bayram ikramiyeleri dahil edilmeyecek.

Bayram ikramiyeleri dahil edilerek yapılan hesaplama sonucunda evde bakım hizmeti desteği kesilen engellilere bu hizmet yeniden sağlanmaya başlanacak; ödenmeyen yardım tutarları da defaten kendilerine ödenecek.

Çevre Kanunu kapsamında "geri kazanım katılım" payları, ürünün piyasaya sürüldüğü tarihi takip eden ayın 24'üncü gününün sonuna kadar ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar tarafından ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecek vergi dairesine beyan edilerek aynı ayın sonuna kadar ödenecek. 

Katılım payının süresinde beyan edilmediğinin ya da eksik beyan edildiğinin tespiti halinde beyan edilmeyen ya da eksik beyan edilen katılım payının bir ay içinde ödenmesi gerektiği ilgiliye tebliğ edilecek. Süresinde beyan edilmeyen ya da eksik beyan edilen katılım payının beyan edilmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanarak aynı kanuna göre tahsil edilecek. Bu madde kapsamında tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir olarak kaydedilecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, geri kazanım katılım payının beyan ve ödeme sürelerini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkili olacak. Geri kazanım katılım payı beyannamelerinin verilme sürelerini; kapsama girenlerin sektörleri, gayrisafi iş hasıladan, istihdam edilen işçi sayılarını dikkate alarak il ve ilçe sınırları itibarıyla ayrı ayrı ya da birlikte aylık, üç aylık ya da altı aylık dönemler halinde tespit etmeye; beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine zorunluluk getirmeye, bu beyannamelerin yetki verilmiş gerçek ya da tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermeye, bu kişileri aracı kılmaya ya da zorunlu tutmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, Bakanlığın görüşünü alarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili olacak. 

Bu kapsamda, 2019 yılının Ocak ve Şubat ayına ilişkin verilmesi gereken beyannameler 24 Nisan 2019 tarihine (bu tarih dahil) kadar verilecek ve bu beyanlar üzerine ödenmesi gereken geri kazanım katılım payları 30 Nisan 2019 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenecek. 

Teklifle, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılan sivil havacılık personelinin yeterlik belgelerinin, soruşturma veya kovuşturma sonuçlanıncaya kadar geri alınması konusunda bakanlıklar arası koordinasyon sağlanacak; belgeleri alınan sivil havacılık personeli İçişleri Bakanlığına bildirilecek. 

Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu hükümlerine göre poşetlenerek satılanlar hariç olmak üzere, basılı kitap ve süreli yayınlardaki KDV oranı sıfırlanacak. İstisna had sınırı ise bu istisnanın uygulanmasında geçerli olmayacak. 

Teklife göre, cep telefonları ile diğer alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazlarının, özel tüketim vergisi oranlarını indirmeye, yüzde 50'ye kadar artırmaya ve oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkili olacak. 

Cep telefonları ile diğer alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazlarının vergi oranlarının belirlenmesinde özel tüketim vergisi matrahları esas alınarak yeniden düzenleniyor. ÖTV matrahı bin 200 TL'yi aşmayanlar, ÖTV matrahı bin 200 TL'yi aşıp, 2 bin 400 TL'yi aşmayanların vergi oranı yüzde 25 olacak. 

Teklifle, Petrol Piyasası Kanunu'nda yer alan "Bir tüketim tesisinde her bir cins üründen yılda 20 bin ton ve üzeri akaryakıt kullanan serbest kullanıcılar, tüketimlerinin 15 günlük kısmını karşılayacak miktarda kendi depolarında stok bulundurmak mecburiyetindedir ve bunlar ulusal petrol stoku içinde mütalaa edilir." hükmü, metinden çıkarılıyor. 

Serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin, ulusal petrol stok yükümlülüğünün kaldırılması hedefleniyor.

Teklife göre, konusu suç teşkil etmemek kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personelinin çocukları için kreş ve gündüz bakımevi hizmetini bütçesinden hizmet alımı yoluyla karşılayan belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacak, başlamış olanlar işlemden kaldırılacak.

Hazineye ait deniz ve iç sularda ya da buralardan yararlanılarak karada yapılacak su ürünleri üretiminde, üretim hakkının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca kiralanmasına ilişkin uygulamanın süresi 1 Ocak 2020'ye kadar uzatılacak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda değişiklik yapılarak, tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde görev yapan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet veren B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme süreleri, kamu kurumları ve 50'nin altında çalışanı olan az tehlikeli iş yerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi ile eşleştiriliyor.

Teklifle, tarımsal üretime devam etmeleri şartıyla; Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından 31 Aralık 2018 itibarıyla tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılanlar ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ilgili mevzuat kapsamında ertelenmiş olan borçlular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar banka/kooperatife başvuruda bulunarak tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek. 

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, yapılandırılan ve ödemeleri halihazırda devam eden krediler, bu madde hükmünden etkilenmeyecek ancak başvurmaları durumunda bu madde hükümlerinden faydalandırılabilecek.

Yeni madde ihdasları 

Komisyonda teklife, yeni maddeler ihdas edildi. 

Söz konusu maddelere göre, 2018 yılı içinde iş yerinden bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak, 1 Şubat 2019 ila 30 Nisan 2019 tarihlerinde işe alınan sigortalılar için 3 ay süreyle prim, vergi ve ücret desteği sağlanacak.

Taşeron işçiye ödenen kıdem tazminatının 11 Eylül 2014'ten sonraki kısmı için kamu kurum ve kuruluşları tarafından taşeron şirkete gönderilen davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilecek.

Taşeron işçilere, 11 Eylül 2014'ten sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kıdem tazminatı ödemeleri, sözleşmede aksi belirtilmemişse, taşeron işverene rücu edilmeyecek. A.A.

20 Şubat 2019 Tarihli ve 30692 Sayılı Resmi Gazete’de 24 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ yayımlandı.

Söz konusu Tebliğ uyarınca “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının %50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren 10 iş günü içinde mükellefe iade edilecektir. Ancak KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS (Hızlandırılmış İade Sistemi), İTUS (İndirimli teminat Uygulaması), ATUS (Artırımlı Teminat Uygulaması) ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün olmayacaktır. 

Tebliğe göre, aşağıdaki şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak/2019 ve sonrasındaki işlemlerinden kaynaklanan, teminat ve/veya vergi inceleme raporu aranmaksızın yerine getirilebilen nakden iade talepleri sınırını aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri; standart iade talep dilekçesi, YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile Tebliğin ilgili bölümlerinde iade taleplerine ilişkin aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla KDVİRA sistemi tarafından sorgulanacaktır. Sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının %50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren 10 iş günü içinde mükellefe iade edilecektir.

a) En az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması, 

b) Daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması,

c) Kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin;

- Özel esaslara tabi olmaması, 

- Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması,

- Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması,

ç) Tebliğin (IV/A-6.) bölümünün birinci paragrafının (iv) ayrımı ve üçüncü paragrafı kapsamında iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması. 

KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade yapılmasını müteakip, iade talebinin tamamına yönelik olarak KDVİRA sistemi tarafından üretilen KDV İadesi Kontrol Raporuna ilişkin kontroller, YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna ilişkin kontroller ile vergi dairesince yapılması gereken diğer kontroller genel usul ve esaslar çerçevesinde yapılacaktır. Mükellefin kalan iade tutarı bu kontrol ve değerlendirmeler sonucuna göre yerine getirilecektir.

HİS ve İTUS sahibi mükelleflerin bu uygulamadan yararlanması mümkündür. Ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün değildir. HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılması da mümkün değildir.

Tebliğ 1/3/2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

20 Şubat 2019 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 30692

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin  (IV/A) kısmında yer alan “4.YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler” bölüm başlığından sonra gelmek üzere “4.1. Genel Olarak” bölüm başlığı eklenmiş ve bu bölümden sonra gelmek üzere başlığıyla birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

4.2. KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması

Aşağıdaki şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak/2019 ve sonrasındaki işlemlerinden kaynaklanan, Tebliğin (IV/A-3) bölümünde belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri; standart iade talep dilekçesi, YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile Tebliğin ilgili bölümlerinde iade taleplerine ilişkin aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla KDVİRA sistemi tarafından sorgulanır. Sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının %50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilir.

a) En az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması,

b) Daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması,

c) Kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin;

– Özel esaslara tabi olmaması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması,

ç) Tebliğin (IV/A-6.) bölümünün birinci paragrafının (iv) ayrımı ve üçüncü paragrafı kapsamında iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması.

KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade yapılmasını müteakip, iade talebinin tamamına yönelik olarak KDVİRA sistemi tarafından üretilen KDV İadesi Kontrol Raporuna ilişkin kontroller, YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna ilişkin kontroller ile vergi dairesince yapılması gereken diğer kontroller genel usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Mükellefin kalan iade tutarı bu kontrol ve değerlendirmeler sonucuna göre yerine getirilir.

HİS ve İTUS sahibi mükelleflerin bu uygulamadan yararlanması mümkündür. Ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün değildir. HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılması da mümkün değildir.”

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihini izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Çarşamba, 20 Şubat 2019 09:32

İkale Gelir Vergisi İade Başvurusu

İkale Sözleşmesi veya Karşılıklı Sonlandırma Sözleşmesi Kapsamında Kesilen Gelir Vergisine İlişkin İade Talebi İnteraktif Vergi Dairesinde!

7162 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 89 uncu madde ile işten ayrılan hizmet erbabına 27/03/2018 tarihinden önce yapılan ödemeler üzerinden kesilen gelir vergisinin iadesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

Bu kapsamdaki  başvurular elden veya posta yoluyla ilgili vergi dairesi müdürlüğüne yapılacağı gibi 19.02.2019 tarihinden itibaren İnteraktif Vergi Dairesi aracılığı ile elektronik ortamda da yapılabilecektir. İnteraktif Vergi Dairesine giriş yaparak ikale sözleşmesi veya karşılıklı sonlandırma sözleşmesi kapsamında kesilen gelir vergisine ilişkin iade talebinizi hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

İnteraktif Vergi Dairesine https://ivd.gib.gov.tr adresinden veya Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden ulaşabilir.

7161 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 19 uncu madde ile emekli aylıklarında yeni bir dönem geldi.

Bahse konu ek madde;

“EK MADDE 19- Bu Kanun veya bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerine göre malullük ve yaşlılık sigortasından ödenen aylıklar ve aylıklar ile birlikte her ay itibarıyla yapılan ödemeler toplamı dosya bazında, 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesi uyarınca yapılacak ek ödeme dâhil 1.000 Türk lirasından az olamaz. Ölüm sigortasından yapılan ödemeler toplamı ise bu tutarın hak sahiplerinin hisseleri oranı esas alınarak tespit olunacak tutarından az olamaz.

Bu Kanun kapsamında hesaplanan aylıklar, bu madde ile belirlenen tutardan düşükse aradaki fark Hazineden tahsil edilir.

Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince bağlanan kısmi aylıklar için bu madde hükümleri uygulanmaz.”

Biçiminde düzenlenmişti.

Metinden anlaşılacağı üzere gelen düzenleme aslında bir zam düzenlemesi değil, perdeleme düzenlemesi.

Şöyle ki esasında 1000 TL’den az olan aylıkları gelen zamlarla 1000 TL’ye ulaşıncaya kadar 1000 TL olarak ödemeyi amaçlıyor. Yani bir emekli 3-4 zam dönemi boyunca aynı 1000 TL’yi almaya devam edebilecek.

Yani düzenlemenin amacı nitelikçe düşük aylıklara kalıcı bir onarımı değil, geçici olarak verilecek ek zamla 1000 TL’den az aylık olmamasını hedefliyor.

2019 Şubat ayının 1000 TL alan bir emekli 2020 Temmuz ayında da yine 1000 TL alabilecek, peki bu iki 1000 TL’nin alım gücü aynı olacak mı? Elbette değil, ama dediğimiz gibi amaç o değil, amaç görüntüyü kurtarmak.

Tıpkı 2015 yılı Temmuz ayında 1000 TL’den az emekli aylıklarına ilave 100 TL zam gibi bir şey. Gerçi o daha adildi, zira en azından sonraki zam verilen bu 100 TL ilaveli aylığa uygulanıyordu. 2016 yılı başında tüm aylıklarla birlikte bu düşük aylıklara bir 100 TL daha seyyanen zam verildi. Bu da gerçek çözüm olmadı, zira 2016 yılı sonuna kadar bağlanan aylıklar görece olarak kurtulsa da 2017 yılından itibaren bağlanan aylıklar bu 100’er TL’lerden mahrum kaldılar.

Tabii hep çözümler palyatif olunca sorunun asıl nedenine inmek de kabil olmuyor elbette.

Zira bağlanacak emekli aylıklarının düşük olmasına neden olan yasada bir değişiklik söz konusu değil, bundan söz edilmiyor bile.

Asgari matrahtan 15 yıl prim ödeyenler için 2000 öncesi dönem bakımından yüzde 70, 2000-2008 arası dönem için yüzde 45 olan aylık bağlama oranını 2008 sonrası dönem için yüzde 30’a düşüren,

2000-2008 arası için “TÜFE + Büyüme hızından” oluşan güncelleme katsayısını 2008 sonrası için “TÜFE+Büyüme hızının yüzde 30’u” oranına düşüren,

5510 sayılı Kanunun bu özelliklerinde bir değişim meydana getiren bir düzenleme çıkmış değil.

Yani maksat 5510 sayılı Kanunun getirdikleriyle nitelik ve nicelik olarak düşüşe uğrayan emekli aylıklarının bu kaybı karşılansın diye değil de 1000 TL’den az aylık gözükmemesi demek oluyor.

Şevket TEZEL

Fahrettin Kerim Gökay Cad. No:21/1

Hasanpaşa-Kadıköy/İSTANBUL

Tel: 216-5506009

Faks: 216-5506007

Gsm: 551-1008282

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

https://alitezel.com.tr/1000-tlden-az-emekli-ayligi-olmayacak-ne-anlama-geliyor-8624/

limited şirketlerde dava açma ehliyeti yönünden şirket müdürleri dava açmaya yetkili bulunmaktadırlar. Limited şirketlerde, şirket müdürü şirket ile ilgili dava açma ehliyeti açısından yetkilidir. 2577 sayılı yasanın 15. maddesinde dava açma ve inceleme üzerine verilecek kararlar düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle İYUK madde 3 hükümlerine göre dava dilekçelerinin imzalı olması ve yetkili kişi tarafından imzalanması zorunludur. İmzasız dilekçe ile dava açılması anılan 3. maddesine aykırılık oluşturduğundan dolayı dava dilekçesi vergi mahkemesi tarafından reddedilmektedir. Bu şekilde reddedilen dilekçenin, imza noksanı tamamlanmak suretiyle, aşağıda, ilgili başlık altında, yapılan açıklamalar uyarınca, yenilenmesi olanaklıdır. Ancak; dava dilekçesinin medeni hakları kullanma ehliyeti bulunmayan davacı tarafından bizzat veya yasal temsilcisi olmayan kişiler tarafından, imzalanması veyahut, davanın, dava açmakta menfaati bulunmayan kişi yada kişilerce açılması halinde dava ehliyetsiz kişi tarafından açılmış olmaktadır.

Bu durumda, dava, İYUK  madde 15/1 1. fıkrasını ‘b’ bendi uyarınca ehliyetsizlik dolayısı ile reddedilir. Ehliyetsizlik nedeniyle reddedilen davanın yenilenmesi mümkün değildir. Ancak, henüz, idari dava açma süresi dolmamışsa, davacının yasal temsilcisi tarafından ayrıca dava açılabilecektir.

Uygulamada bir limited şirketin iki ortağı bulunup ortaklardan birinin ölümü dolayısı ile adeta bir şahıs işletmesi haline dönüşen limited şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin ortağa tebliğ edilmesi hem ortak hem şirket tarafından kendi adına açılan davayı ehliyet açısından reddeden yerel vergi mahkemesi kararında yasaya uyarlılık görülmemiştir.

Bilindiği gibi, limited şirketlerde dava ehliyeti açısından şirket müdürlerinin ancak dava açması ve davada taraf olması mümkün olmaktadır(1). Bazı durumlarda uygulamada şirket müdürlerinin görev süreleri bitmekte veyahut da iki ortaklı bir limited şirkette ortaklardan bir tanesi örneğin (3) yıllığına müdür olarak atanmakta diğer ortak ise uzun zamandır ülke dışında bulunabilmektedir. Veyahut da ortaklardan birinin ölümü dolayısı ile şirket tek ortak ve tek müdür ile ticari hayatına devam edebilmektedir.

Uygulamada çeşitli nedenlerle şirketin tek ortak haline gelmesi de mümkün olabilmektedir. İşte bu gibi durumlarda TTK’da yer alan hüküm gereğince şirketin görev süresi sona eren eski yasal temsilcisinin dava açma ehliyeti olabilmektedir(2).

İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen bir kararda şirketin eski ortağı ve eski müdürü kendisine şirketle ilgili yapılan bir tebligat dolayısı ile açmış olduğu dava yerel mahkeme tarafından reddedilmesine rağmen bölge idare mahkemesi yerel vergi mahkemesi kararını bozmuş ve itiraz yoluyla bölge idare mahkemesi nezdinde yapılan başvuruyu kabul etmiştir(3).

Öte yandan Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen kararda : “Davacının ortağı olduğu limited şirket, 21.01.1980 tarihinde dört ortaklı olarak kurulmuş, daha sonra pay devri yoluyla ortak sayısı ikiye inmiş ve 09.03.1985 tarihinde de ortaklardan biri ölmüştür. Ortaklardan birinin vefatı nedeniyle şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun 504. maddesi gereğince mahkeme kararıyla feshedilmesi gerekirken, bu yolda herhangi bir karar alınmadığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda limited şirket, adeta şahsi işletme niteliğini kazanacağından ödeme emrinin tebliği şirket hakkında hüküm ifade edeceği gibi doğrudan doğruya davacının da menfaatini ilgilendirdiğinden işin-K:/sı hakkında karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddine isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 02.12.1993 günlü ve 1993/1700 sayılı kararının bozulmasına karar verildi”(4). Nazlı Gaye Alpaslan

https://www.hurses.com.tr/av-nazli-gaye-alpaslan/limited-sirketlerde-ortaklardan-birinin-olumu/haber-24951

-------------------------------

(1) Danıştay 10. D. 13.3.1989 gün ve E: 1988/3078-K:1989/547 sayılı karar

(2) Dnş. 4. D. 21.02.1995 gün ve E: 94/1722-K:95/817 sayılı karar

(3) 6762 sayılı yasa md.504

(4) İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 01.04.2008 gün E:2008/609-K:2008/731 sayılı kararı.

Salı, 19 Şubat 2019 11:41

Engelli Aylığı Ve Evde Bakım Parası

Engellilerin yoksulluğa düşmesinin önüne geçmek ve bakım masraflarının karşılanması için engelli aylığı ve evde bakım parası ödeniyor. Bunun şartları nedir, nasıl başvuru yapılıyor ve her ay ne kadar alınıyor, inceledik... 

Engelli aylığı ve evde bakım parası, engellilerin yoksulluğa düşmesinin önlenmesi ve engellilere yönelik bakım hizmetlerinin masraflarının karşılanması adına uygulanıyor. Engelli aylığı ve evde bakım parası alınabilmesi için bazı şartlar söz konusu. Bunlara bir bakalım...

Aylık ne kadar ödeme var?

Gerekli şartları sağlayan ve engellisine bakan kişiye 2019 yılı için aylık 1305.97 TL ödeme yapılıyor.

Evde bakım parasının alınabilmesi için engellinin bulunduğu hanede kişi başına düşen gelirin asgari ücretin üçte ikisinden düşük olması gerekmektedir.

2019 yılı itibarıyla bu rakam 1219.35 TL. Bu rakamın üzerinde kişi başına düşen gelir bulunan hanelere evde bakım parası ödenmez.

Başvurular SYDV’lere

Evde bakım parası ve engelli aylığı alınabilmesi için başvuruların ikamet edilen yerdeki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine yapılması gerekiyor. Evde bakım parası alınması için başvuru esnasında engellinin bulunması gerekmiyor.

Engelli aylığından yararlanmak isteyen kişiler SYDV’lerden (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları) aldıkları sevk ile sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelere gidiyorlar. Alınan bu sevk ile gidilen hastanede verilecek sağlık kurulu raporu için ücret alınmıyor. Raporda belirlenen engellilik oranı sonrası muhtaçlık değerlendirmesi yapılıyor ve engellilik oranına göre belirlenen engelli aylığı bağlanıyor.

Çalışanların engelli aylığı hakkı var mı?

Sigortalı olarak çalışan veya SGK’dan gelir veya aylık alan engelliler aylık alamazlar. Nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olan engelliler de aylık alamıyorlar. Çalışmayan ve SGK’dan gelir veya aylık almayan engellilerin engelli aylığı alması mümkündür.

Gelir sınırı söz konusu

Engelli aylığı alabilmek için çalışmamak dışında bir de gelir sınırı var. Engelli aylığı bağlanacak kişinin yaşadığı hanedeki kişi başına düşen gelirin asgari ücretin üçte birinden az olması gerekiyor. Bu sınır 2019 yılı için 609.67 TL. 2019 yılında engelli aylığı almak için başvuracak kişiler, diğer şartları sağlıyorlarsa ve yaşadıkları hane içindeki kişi başına düşen gelir 609.67 TL’nin altındaysa engelli aylığı alabilirler.

Kimler bu parayı alabilir?

Sağlık kurulu raporu ile en az yüzde 40 engelli olduğu tespit edilen kişiler engelli aylığı alabilirler. Engellilik oranına göre engelli aylığının miktarı değişir. Engelli aylığı alacak kişinin 18 yaşından büyük olması da gerekir.

Her yıl değişiyor

2019 yılı için belirtilen diğer şartları sağlayan ve yüzde 40 ila yüzde 69 engellilik oranı bulunan engellilere 480.22 TL, yüzde 70 ve üstü engellilik oranı bulunan ve başkasının bakımına muhtaç engellilere ise 720.33 TL aylık bağlanıyor. Bu rakam her yıl değişiyor.

Akrabalık şartı aranıyor mu?

Evde bakım parası alınabilmesi için engelliye bakan kişi ile engelli arasında kan bağı bulunması şart. Engelliye bakan herkes evde bakım parası alamıyor. İlgili yönetmelik çerçevesinde üvey akrabalar da evde bakım parası alabiliyor.

Engelliye bakan kişinin engelli ile aynı adreste ikamet etmesi de şart. Aksi taktirde, bakım hizmetinin tam anlamıyla yerine getirilmeyeceği düşünülerek evde bakım parası ödenmiyor. Diğer yandan, engelliye bakacak başka kişinin bulunamaması ve engellinin veya yasal temsilcisinin özel veya resmi merkezlerde bakım hizmeti almayı istememesi hâlinde, bakım hizmetleri değerlendirme heyetinin de görüşü ile bakım hizmeti her gün rahatlıkla gelinip gidilebilecek yakınlıktaki farklı adresteki akraba tarafından da verilebilir.

Evde bakım parası nasıl alınır?

Engellilerin gündelik hayatlarını sürdürebilmeleri için başkasının bakımına muhtaç olmaları söz konusu. Engellilerin gündelik bakım hizmetlerinin genellikle kendi evlerinde ve bir akrabaları tarafından gerçekleştirildiği görülüyor. Bakım hizmetini gerçekleştiren kişiye evde bakım parası ödenebiliyor. Ancak bunun için bazı şartlar söz konusu.

Engelliye bakan kişinin evde bakım parası alabilmesi için ilk şart, engellinin en az yüzde 50 oranında engeli olduğunun sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesidir. Bununla birlikte, engellinin sağlık kurulu raporunda “ağır engelli” ibaresinin yer alması şarttır. Yüzde 50’den daha düşük bir engellilik oranı tespit edilmiş ise evde bakım parası alınamaz. Evde bakım parası alınabilmesi için engellinin sağlık kurulu raporunda bakıma muhtaç olduğunun da belirtilmesi gerekmektedir. Cem Kılıç

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cem-kilic/engelli-ayligi-ve-evde-bakim-parasi-2829293/

ELEKTRONİK DEFTER MÜKELLEFLERİNİN DİKKATİNE!

e - Defter Görüntüleyici programının(Geliştirilmiş Versiyonları) yayınlanmıştır.

E-Defter Görüntüleyicinin bu versiyonlarında görüntülenen e-Defterde yevmiye tarih aralığında, yevmiye madde numara aralığında ve hesap kodu aralığında filtreleme yapabilme özelliği getirilmiştir. E-Defter Görüntüleyici kullanım kılavuzunu inceleyerek kullandığınız bilgisayarın teknik özelliklerine uygun versiyonu kullanmanız önem arz etmektedir.

Önemle duyurulur.

e -Defter Görüntüleyici programına ulaşmak için tıklayınız.

e-Defter Görüntüleyici kullanım kılavuzuna ulaşmak için tıklayınız.

Tam İstisna, Kısmi Tevkifat ve İndirimli Orana Tabi İşlemlere İlişkin KDV İade Talep Süreci Değişikliği

ÖZET: Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde değişiklik yapıldı.   

— İndirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı sonuna kadar kullanılabilmesine ilişkin yasa değişikliğine uygun olarak gerekli Tebliğ değişiklikleri yapıldı.

— 2018 takvim yılına ilişkin mal ve hizmet alımlarına (vergiyi doğuran olayı 2018 yılında gerçekleşen) ait belgelerin 2019 takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili defterlere kaydedilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen KDV tutarları indirim konusu yapılabilecektir.

— İhraç kaydıyla teslimlerden kaynaklanan iade taleplerinde gümrük beyannamesi üzerinde imalatçı firma bilgisine ilişkin kayıt bulunması halinde ihraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı artık aranılmayacaktır.

— 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren mükelleflerin tam istisna kapsamındaki işlemlerinden, kısmi tevkifat kapsamındaki işlemlerinden ve indirimli orana tabi işlemlerinden kaynaklanan iade talepleri ile ilgili başvuru süreleri ve şekli belirlendi.

— 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren, 213 sayılı Kanunun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür. 213 sayılı Kanunun 323’üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan KDV’nin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması gerektiği belirtildi.

— Kanunun (30/e) maddesinde, Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen KDV’nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde satıcı tarafından indirim konusu yapılabildiğinden mükerrer vergi indirimine yol açmayacak şekilde değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen ve daha önce indirim konusu yapılmış KDV, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde 1 No.lu KDV Beyannamesinin “Matrah” kulakçığında “Diğer İşlemler” tablosunda 505 kod numaralı “VUK 322 Kapsamına Giren Borçlara Ait KDV” satırı aracılığıyla beyan edilecektir.

15.02.2019 Tarihli ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 23)” ile 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde bazı değişiklikler yapılmıştır.

Söz konusu değişiklikler özetle aşağıdaki gibidir:

1-) İndirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı sonuna kadar kullanılabilmesi

7104 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi ile KDV Kanunu’nun “Vergi İndirimi” başlıklı 29’uncu maddesinde yapılan değişiklik ile 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı sonuna kadar kullanılabilmesine imkan sağlanmıştı.

Yayımlanan Tebliğ değişikliği ile yapılmış olan Kanun değişikliğine uygun olarak indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı sonuna kadar kullanılabilmesine ilişkin KDV Uygulama Genel Tebliğinin ilgili bölümlerinde yapılması gereken değişikler yapılmıştır.

2018 takvim yılına ilişkin mal ve hizmet alımlarına (vergiyi doğuran olayı 2018 yılında gerçekleşen) ait belgelerin 2019 takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili defterlere kaydedilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen KDV tutarları indirim konusu yapılabilecektir.

2-) Değersiz Alacaklarda KDV İndirimi

1/1/2019 tarihinden itibaren, 213 sayılı Kanunun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür. 213 sayılı Kanunun 323’üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan KDV’nin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.

Söz konusu KDV tutarı, alacağın zarar yazıldığı tarihi kapsayan vergilendirme dönemi 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İndirimler” kulakçığında “İndirimler” tablosunda 111 kod numaralı “Değersiz Hale Gelen Alacaklara İlişkin İndirilecek KDV” satırı aracılığıyla indirim konusu yapılır ve değersiz hale gelen alacağa ilişkin borçlu mükellef bilgilerini içeren beyanname eki form doldurulur.

Kanunun (30/e) maddesinde, Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen KDV’nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde satıcı tarafından indirim konusu yapılabildiğinden mükerrer vergi indirimine yol açmayacak şekilde değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen ve daha önce indirim konusu yapılmış KDV, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde 1 No.lu KDV Beyannamesinin “Matrah” kulakçığında “Diğer İşlemler” tablosunda 505 kod numaralı “VUK 322 Kapsamına Giren Borçlara Ait KDV” satırı aracılığıyla beyan edilir.

3-) İndirimli Orana Tabi İşlemlerde İade Talebi

Mükelleflerin, indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (yılın sonuna kadar verilen Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

4-) KDV İade Sürecinde Yapılan Değişiklik

2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki iade talep sürelerine uyulur.

İndirimli Orana Tabi İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

3065 sayılı Kanunun (29/2)’nci maddesine göre, Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirim yoluyla giderilemeyen ve tutarı

Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan verginin iadesinin en geç izleyen yıl talep edilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede mükelleflerin, indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (yılın sonuna kadar verilen Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın

Tamamı İçin Tıklayınız

Kaynak: TÜRMOB

Bağımsız Denetime Tabi Olan Şirketlere İlişkin Usul ve Esaslar Belirlendi

ÖZET: Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararına İlişkin Usul ve Esaslarda 2018/11597 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Kararın uygulanmasına yönelik usul ve esaslar belirlendi.

26 Mayıs 2018 tarihli ve 30432 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2018/11597 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar ile 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olacak şirketlere ilişkin ölçütler yeniden belirlenmişti.

16 Şubat 2019 tarihli ve 30688 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararına İlişkin Usul ve Esaslarda söz konusu Kararın uygulanmasına yönelik usul ve esaslar yer almıştır.

Bu Kararda yer alan açıklamalar aşağıdaki gibidir.

I-) Bağımsız denetime tabi olan şirketler

Bağımsız denetime tabi olan şirketler 2018/11597 sayılı Kararda aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

1. Bağımsız denetime tabi olmanın genel ölçütleri

— Kararda aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan tüm şirketlerin bağımsız denetime tabi olduğu belirtilmişti.

— Aktif toplamı 35 milyon Türk Lirası. (Bir önceki Kararda 40 milyon ve üstü Türk

Lirası idi)

— Yıllık net satış hasılatı 70 milyon Türk Lirası. (Bir önceki Kararda 80 milyon ve üstü Türk Lirası idi)

— Çalışan sayısı 175 kişi. (Bir önceki Kararda da 200 ve üstü idi)

2. Herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın bağımsız denetime tabi şirketler Karara ekli ve (I) sayılı listede belirtilen şirketler herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın bağımsız denetime tabidir.

3. Sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen ancak SPK kapsamında halka açık sayılan şirketler Sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen ancak SPK kapsamında halka açık sayılan ve aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan şirketler bağımsız denetime tabidir.

— Aktif toplamı 15 milyon Türk Lirası.

— Yıllık net satış hasılatı 20 milyon Türk Lirası.

— Çalışan sayısı 50 kişi.

4. Ekli (II) sayılı listede belirtilen şirketler

Karara ekli ve aşağıda yer verilen (II) sayılı listede belirtilen şirketlerden, aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşanlar bağımsız denetime tabidir.

— Aktif toplamı 30 milyon Türk Lirası.

— Yıllık net satış hasılatı 40 milyon Türk Lirası.

— Çalışan sayısı 125 kişi.

5. Diğer hususlar

— Eşik değerleri aştığı için bağımsız denetime tabi şirket, art arda iki hesap döneminde üç ölçütten en az ikisine ait eşik değerlerin altında kaldığı ya da bir hesap döneminde bu ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerlerin yüzde 20 veya daha fazla oranda altında kaldığı takdirde müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetim kapsamından çıkar.

— Eşik değerlerin aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde; aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı bakımından şirketin tabi olduğu mevzuat uyarınca hazırlanmış olan son iki yıla ait finansal tablolar, çalışan sayısı bakımından ise son iki yıla ait ortalama çalışan sayısı esas alınır.

— Eşik değerlerin aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde şirketler bağlı ortaklık ve İştirakleriyle birlikte dikkate alınır. Bağlı ortaklıkları ve iştirakleri bulunan şirketlerde; aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı bakımından ana ortaklık ve bağlı ortaklığa ait finansal tablolarda yer alan kalemlerin toplamı (varsa grup içi işlemler yok edilir), çalışan sayısı bakımından ise ana ortaklık ve bağlı ortaklığın son iki yıla ait ortalama çalışan sayılarının toplamı dikkate alınır. İştirakler açısından, iştirake ait söz konusu kalemler şirketin iştirakteki hissesi oranında dikkate alınır.

II-) Bağımsız Denetime Tabi Olmaya İlişkin Usul ve Esaslar

Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararına İlişkin

Usul ve Esaslarda söz konusu Kararın uygulanmasına yönelik usul ve esaslar aşağıdaki gibidir.

1-) Denetime Tabi Olma Ölçütleri

Örnek bir şirket için hesap dönemleri itibarıyla ölçütlerin eşik değerlerinin sağlanması ve denetime tabi olma durumu aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Tamamı İçin Tıklayınız

Kaynak: TÜRMOB

Page 1 of 268

Hakkımızda

 ö z d o ğ r u l a r, Adana da 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır. 

Sektöründe en iyi olma duygusu ile personeline "Kalite" bilincini yerleştirmeyi, Kalite Yönetim Sistemini sürekli iyileştirmeyi, müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı, amaç edinerek, 2003 Yılında, alanında Türkiye' de ilk olarak ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır.

 

Mali Takvim

Öne Çıkanlar

  • Takdir Komisyonu Kararları Ve KDV İndirimi takdir komisyonları 213 sayılı VUK md.74 hükmünde yer alan takdir…
  • TORBA YASAYA, İŞE ALINACAK SİGORTALILARA 3 AYLIK VERGİ, PRİM VE ÜCRET DESTEĞİNE İLİŞKİN MADDE EKLENDİ TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen, ekonomide düzenlemeler içeren kanun teklifine,…
  • Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 24) 20 Şubat 2019 Tarihli ve 30692 Sayılı Resmi Gazete’de 24…

Duyurular

https://gallery.mailchimp.com/d5c32d5b9a46cdb11ded93724/images/12f68015-e9d8-44e6-9f22-e7d6aa53f846.jpg

Yazar: Cihangir ÖZKÖK - YMM
Fiyatı: 85.00 TL

Satın Almak İçin Tıklayınız

Top